istanbul escort kizlar bursa bayan escort izmir escort bayan
İhaneti darmadağın eden kusursuz fırtına
Necmettin Evci

İhaneti darmadağın eden kusursuz fırtına

Afrin’den başlayan ‘Zeytin Dalı’ askeri müdahalesi, ABD öncülüğünde işgalci emperyalistlerin bütün Ortadoğu ve İslâm coğrafyasını dizayn etmek için kurduğu kanlı, kirli oyunun önemli bir parçasını bozdu.

Başta Suriye halkının huzur ve güveni için Türkiye’nin en az iki yıldır en üst seviyeden ve ısrarla ABD’ye yaptığı çağrı sonuçsuz kalmıştır. Bütün ülkelere yaptığımız çağrı, özünde bütünlüğü bozulmamış bir Suriye ve Irak’ta insanların huzur içinde yaşamasını temin etmeyi amaçlamıştır. Buna mukabil ABD, bölgeyi birbirine düşman parçalar olarak olabildiğince bölme amacıyla olmadık şeytanlıklara başvurmuştur. Çözüme en yakın ortamlarda bile ne yapıp edip tarafları kışkırtmış, ortalığı kızıştırmış, yangına benzin dökmüştür. Sel gibi akan kan ve gözyaşı ile birlikte yaşanan yıkım, kıyım ve katliamların baş sorumlusu ABD’dir. ABD olgun bir devlete yakışan siyaset güdememiş veya çözüme dayalı olgun bir siyaset sahibi olmamıştır. Her seferinde İsrail’i korumacılığının gözünü kör eden koşullanması ile çözümleri saptırma, sabote etme yolunu siyaset olarak yutturmuştur. Sonuçta milyonlarca insan ölmüş, yaralanmış, sakat kalmış, hasta olmuş, yurdundan ayrı ve mülteci duruma düşmüştür. Hazin çaresizlikleri ile bütün mazlum ve yetimlerin, bütün gözü yaşlı, gönlü gamlı olanların vebali ABD’nin üzerindedir. Sözüm ona yönetici ve lider sıfatıyla ABD gibi bir imkânı ellerinde bulunduran haysiyetsizler güruhu, mazlumların ah’ını göğüslerinde bir onur nişanı olarak taşısınlar. Bu şerefi veya şerefsizliği idrak ettikleri an bile, insanî duygudan bir parça taşıdıkları gerekçesi ile onlardan ümit var olunabilir. 

ABD’nin ‘özgürlük getirmek’, ‘halkı kurtarmak’ adına girdiği her yerde olduğu gibi Suriye’de de korkunç insanî trajediler yaşanmıştır. DAEŞ ve PYD gibi işbirlikçi taşeron örgütleri eliyle en vahşi, en barbar katliamlar yaptılar, yapmaya devam ediyorlar. Bütün bunlara rağmen, insanî ve vicdanî düşünmenin kaldığını düşündüğümüz son kırıntısı ile olsun diplomasinin hayatı ve barışı öne alacak bir çözüm üreteceğine ilişkin umudumuz da boş çıktı. Son ana kadar çözüm arayışımızı kendilerinden korktuğumuza yoranlar oldu. Vatanımızı istedikleri gibi bölmeyi kendileri için bir hak görüyorlardı. Hiçbir gücün onların planlarını bozamayacağına, peşinen herkesin, her ülkenin kendilerine kul köle olacaklarına inanıyorlardı. 5 bin tır silahı bize karşı yerleştirip, tertiplediler. Yalan söylediler.

Bizimle savaşacaklar mıydı? Savaşsınlardı. Bizi öldürecekler miydi? Öldürsünlerdi. Ama dürüst olsunlardı. Düşmanın gücü değil, asıl dürüst olmayışı, ahlâksızlığı bizi zorluyor. Şu an dürüstlük adına alçaklığın en düşük seviyesinde olanlarla savaşmanın zorluğunu yaşıyoruz. Kendilerine yakışanı yaparak aldatma yolunu seçtiler. Alçakça davrandılar. Elbette ABD’den, ABD’nin kullandığı veya ABD’yi kullanan irili ufaklı güçlerden söz ediyorum. Zalim ve zorbaydılar. Acımasız,
duygusuzdular. Fırat Kalkanı ile verdiğimiz mesaj anlaşılmamış olacak ki, varlığımıza, onurumuza uzanan eli bu kez daha şiddetli bir karşılıkla kestik: Zeytin Dalı operasyonu böyle bir müdahaledir. Evvelâ bu coğrafyanın demografik yapısını, tarihi, coğrafi bütünlüğünü korumayı, üzerimizde hain, gizli, zalim, emperyal hesaplar yapanların oyunlarını bozmayı amaçlayan bir operasyondur.

Bu operasyon, Müslümanların kardeşliğini sağlayacak, kardeşleri birleştirip güce dönüştürecek, işbirlikçi hainleriyle buradaki maşalarının beynini dağıtacak bir operasyondur. İleri aşamalarda eksilmiş aile yapılarıyla bile olsa yerlerinden yurtlarından edilmiş insanları kendi öz vatanlarına döndürme hareketidir. Hareket hızla, dâhiyane strateji ve taktiklerle devam etmektedir. Askeri anlamda uygulamalar bu konunun uzmanlarını bile hayrete düşürecek tarz ve seviyededir. Bu aziz millet, kendi ürettiği yerli ve millî silahları ile savaşan çevik, kudretli ordusunun muhteşem başarıları ile dosta güven, düşmana korku vermektedir. Bütün düşmanlara korku verecek önemli bir noktadır burası: Kendi silahıyla savaşmayan ordunun kendi zaferine yaklaşması zordur, belki imkânsızdır.

Hareket kardeşlerimizi emperyalizmin zulmünden ve işgalinden kurtarmak içindir. Bir nebze olsun anaların gözyaşı dinecek, çocuklar daha müsterih gülecektir. ABD ‘endişeli’ olduğunu beyan etti. Tabii ki endişelenecek. Bölgede katliam yapması için binlerce tır silah yardımı yaptığı çapulcu sürüsü de, yıllardır yaptığı yığınak ve yatırım da, bütün ölüm ve katliam planları da devre dışı kaldı. Bütün hain silahları bir günde imha edildi. Türkiye mahir, kudretli, kararlı ordusuyla orada gerçekten rahat bir huzur ve barış ortamı, gerçek bir kardeşlik iklimi tesis edecektir. ABD bundan dolayı endişelidir. ABD güçlü birlikteliğimizden, canlı kardeşliğimizden, dayanışmamızdan endişe duymaktadır. Eğer parçalansak, birbirimize düşmanlar olsak, birbirimize saldırsak, birbirimizin kanını akıtsak ABD bundan endişe duymaz, bilakis keyif alır. Artık bunları görelim. Kürtler, Araplar, bütün Müslüman toplumlar, hatta bölgenin bütün unsurları bunu görmelidir.

Bu hareket bütün halkımız tarafından desteklenmektedir. Dahası belki mesafe olarak uzak ama gönül coğrafyamız bakımından yakın olan her yerde müminler Zeytin Dalı hareketini desteklemektedir. Allah’a şükür ki, ordumuz neredeyse yüz yıldır özlenen kendi hususiyetini evvelâ Allah’ın huzurunda saf tutarak göstermekte, bu bağlanış ve disiplinle cepheye yürümektedir. Bu ordu, yüz yıldır özlenen bir buluşma ve bağlanışla dualarla, surelerle uğurlanmaktadır. Hareketin yankısına ve yansımalarına bakılırsa, bunun konjonktürel bir hamle veya rüzgâr olmadığı anlaşılıyor. Bu hareketle insanımız zihninin derinliğinde yeni bir millî mücadele, dahası bir fetih hareketi başlatmış gibidir. Tankın üzerindeki bir askerimizin, güzergâhı soran gazeteciye ‘Güzergâh Kızılelma’ demesi askerimizin şahsında bütün bir Türkiye’nin şuuraltından dışarı vurduğu amacı ifade etmektedir asıl. Her yerde askere alınmak için teşebbüsler vardır. Sokakta farklı bir heyecan dalgası dolaşmaktadır. Tarihî hedeflere hamle yapmaya hazırlanan bir benliğin, yenilenen heyecanı duyulmaktadır.


Gelişmeler nasıl cereyan eder?
Ziya Paşa’nın dediği gibi ‘Tekdirle uslanmayanın hakkı kötektir.’ Ok yaydan çıkmıştır. Var olma ve başarma azmiyle atılım içinde olan bir milleti, bakalım hangi yalanlar, hangi oyunlar engelleyecektir. Belki de bizim bu zamana kadar ve bu süreçte en önemli kazancımız ABD başta olmak üzere kâfir emperyalizmin sözüne güvenilemeyeceğini anlamak olmuştur. Siyasi, ekonomik, askeri kararlılıkla gücüne güç katan Türkiye, bölgenin belirleyici ana istikrar unsurudur. Bir dev tam manasıyla tarihî sorumluluğunu idrak ederek uyanmıştır.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500