istanbul escort kizlar bursa bayan escort izmir escort bayan
Afrin Harekâtı
Ahmet Rauf Akay

Afrin Harekâtı

Günlerdir konuşulan Afrin hareketi nihayet başladı. Askerimize başarılar diliyorum. Umarım en az kayıpla harekat amacına ulaşır.

Bu harekat yapılmalı mıydı, daha önce de bir çok kez yazmıştım evet yapılmalıydı. Türkiye’nin güneyini baştan başa kuşatan bu terör kuşatmasına göz yumulamazdı. Bu PKK’nın daha geniş bir hareket alanına kavuşması,Türkiye’ye karşı yeni saldırı üsleri edinmesiydi.

Milli meselelerde siyasi ihtilaflar bir tarafa bırakılır. HDP hariç bütün partiler de öyle yaptılar. Geçmişte yapılan hataları, PKK’ya çanak tutan politikaları eleştirmeyi bırakıp askerimize destek oldular.

Milli meseleleri partileştirmek, arkasındaki toplumsal desteği azaltır. İktidar da, muhalefet de bu meseleyi bir oy aracı olarak görmemelidir. Asker kanı üzerinden politika yapılmaz. Böyle bir siyaset sandığı kanla doldurmak anlamına gelir ki kim yaparsa yapsın en çok ona zarar verir.

Ordumuzun cesaretine,disiplinine,savaş gücüne güveniyorum. Ama her savaş zordur. PKK artık küçük silahlara sahip bir örgüt değil,füzelere,toplara,tanksavarlara sahip olan bir örgüt. Silah olarak belki sadece uçaklara sahip değil. Dolayısıyla kolay bir savaş bizi beklemiyor. Dua ordularıyla onları desteklemek hepimiz için milli bir vecibedir.

Türkiye NATO üyesi bir ülke, ABD’de de öyle. Ama aynı kampta yer alan bu iki ülkeden Amerika Türkiye’ye karşı terör örgütünü desteklemekten imtina etmiyor. Afrin’de Türkiye ABD silahlarına karşı mücadele veriyor. ABD’nin tavrı Türkiye’nin her zaman kendi göbeğini kendisinin kesmeye hazır olması gerektiğini gösteriyor.

Türkiye’nin Afrin’e müdahalesi uluslararası hukuk açısından meşrudur. BM andlaşması ülkelerin birbirlerinin ülkesel bütünlüğüne, milli egemenlik ve bağımsızlığına saygı göstermesini emrediyor. İhtilafların barışçı yollarla çözümünü tavsiye eden BM andlaşması, aynı zamanda meşru müdafaa, komşu topraklardan gelen tacizlere karşı mukabele etme hakkını da tanımaktadır. Afrin’den Kobani’den terör örgütünün sızmaları olduğu,zaman zaman taciz atışları yapıldığı biliniyor. Türkiye uluslararası andlaşmalardan doğan hakkını kullanmaktadır. Dolayısıyla bu yöndeki eleştirilerin hiç birinin hukuki dayanağı yoktur.

Ancak, tehdit Afrin’le sınırlı değildir, Fırat’ın doğusu da aynı terör tehdidinin bir parçasıdır. Afrin’e müdahale sadece –şimdilik- terör örgütünün denize ulaşma imkanını elinden alacaktır.Devlet olma yolundaki çabalarını etkilemeyecektir. Çünkü, Fırat’ın doğusunda varlığını sürdürmeye devam edecektir. Örgütün Afrin’den temizlenmesi çözümün bir parçasıdır, tehdidin ortadan kalkması bütün Suriye sınırının temizlenmesi ile mümkündür. Bunun yolu, yıllardır bağıra bağıra yazdığımız gerçeği görmektir. Bir ülkede terör örgütlerinin alan kazanması ile merkezi otoritenin zayıflaması arasında ters bir orantı vardır. Merkezi otorite zayıflayınca örgütler güçlenir,merkezi otorite güçlenince örgütler zayıflar. Bu meselenin kökten çözümü merkezi otoritenin güçlenmesine, Esat’la ilişkilerin yeniden tanzimine bağlıdır. Unutmayalım ki bizi bu noktaya Esat gitsin politikası getirmiştir,bunun yanlışlığı ortaya çıktığına göre yanlışta ısrar etmenin milli menfaatlerle uyuşur bir tarafı yoktur. Rusya ile işbirliği yapıldığı gibi Esat’la da konuşulabilmeli, iş birliği yapılabilmelidir.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500