SAVAŞ VE OYUN

Eklenme Tarihi: 21.01.2018 04:44:03 - Güncellenme Tarihi: 24.02.2020 02:59:55

Savaş, istenmeyen bir durumdur. Hiç kimse, savaşın faziletinden bahsedemez. Nihayetinde savaş, öldürmeyi ve ölmeyi meşru hale getirir. Kahramanlar üretir. Hainleri ortaya çıkarır. Toplumlar için övünme ya da yerinme nedeni haline gelir.

İnsanlık tarihi, sulh ve sükunun tam olarak gerçekleştiği bir dönem yaşamadı. Hayata hâkim olanın muharebe ve mücadele olduğunu gösteren bir insanlık tarihi var.

Türlü sebepler, muharebe ve mücadeleyi başlatabiliyor. Ekonomik, ideolojik, dini ya da sırf imparatorların, kralların, hükümdarların gururundan ötürü ordular karşı karşıya gelebiliyor. Bir kişinin iradesi, milyonların iradesiyle bütünleşip, milyonlar bir kişinin iradesine bağlı olarak hareket edebiliyorlar. Bir kralın başka bir ülkenin kralına savaş açması, bir ülkenin başka bir ülkeye savaş açmasından başka bir şey değildir. Tarihte bu türlü savaşların çokça örneklerine rastlarız. Bir kız kaçırma olayı, büyük yıkımlara neden olan savaşı başlatabildi. Çünkü kralın, hükümdarın gururu, o toplumun gururuna denktir. Kralın gururunun incinmesi, bütünüyle devletin ve o toplumun gururunun incinmesi anlamına geliyordu.

Günümüzde savaş, bütün uluslararası kısıtlamalara, yaptırımlara rağmen bir gerçeklik olarak gündemimizdedir. Günümüzün en önemli sorunu olan güvenlik sorunu, bireysel ve toplumsal seviyeden devlet seviyesine ve hatta bütün bir insanlık seviyesine kadar en önemli sorun haline gelmiştir. Bu sorun, istenmeyen durum olan savaşı da zorunlu kılmaktadır. Çünkü güvenlik sorununu doğuran, terör örgütleridir. Terör örgütleri, bazı devletler adına savaşan, savaş zemini hazırlayan satılmışların ordusudur. Kötü devletlerin terör örgütü, iyi devletlerin ordusu vardır. Birisi yıkmak, diğeri korumak için vardır.

Haksız bir talebi örgütlü, sistematik ve planlı bir biçimde şiddet yoluyla elde etmeye yönelik her eylem, terör eylemidir. Terör eylemlerinin amacı, kölelik rejimi oluşturmaktır. Çünkü bu eylemler, kölelik rejimini isteyenlerin neden olduğu eylemlerdir. Dünyada kölelik isteyenler ile özgürlük isteyenler arasındaki mücadelede elbette özgürlük isteyenler ve moral bir dünya düzeninin kurulmasına hizmet edenler kazanacaktır.

Kimler kölelik ister? Kimler başkalarını köle olarak görmek ister? Elbette kendisini efendi olarak görenlerin isteğidir bu. Onların efendilikten anladığı da, bütün dünyaya hükmetmektir. Politik dilde bunun karşılığı, emperyalizmdir. Bugünün savaşlarının sebebi, kölelik rejimi isteyen, bütün dünyaya hükmetmek amacında olan ve bütün dünyanın zenginliğini sömürmeye niyetlenmiş maddeci emperyalizmdir. Bu emperyalizm, manevi kavramları ve değerleri de birer kalkan olarak kullanır. İnsanlık dışı bir amaca sahip olan bu emperyalizm, savaş için terör örgütleri kurar ve onları, önünü kesmek istediği devletlerle savaştırır ya da oralarda savaş zemini hazırlar. İçinde bulunduğumuz coğrafya, bu oyunun sahnesidir.

Bu sahnede oyuncu olarak kullanmak istedikleri bölge devletleri ve halklarıdır. Nitekim bölgemizde ağlayan analar Türk, Kürt, Arap analardır. Hepsi ortak bir inanç sisteminden hareket etmelerine rağmen oyun kurucu olmadıkları için ağlamaktadırlar. Emperyalizm, onları birbirine düşürmek suretiyle oyunun nesnesi haline getirmekte, bu oyunun öznesi olma şans ve imkânını da vermek istememektedir.

Emperyalizm, fert düzeyinde yumuşak oyunlar oynar. Fertlerin hoşuna gidecek oyun stratejileri geliştirir. Bu stratejilere kendisini kaptıran fertler, oyunun içinde kaybolur giderler. Ama aynı emperyalizm, devletler ve toplumlar düzeyinde en sert ve şiddetli oyun stratejilerine başvurur. İşte bugün yaşadığımız durum, en sert ve şiddetli oyun stratejilerinin hayata geçirildiği ve bizzat bölge insanının da kendisinin kullanıldığı bir oyundur. Bölgemizdeki devletler ve geleneğinden, inancından koparılmış bazı insanlar da bu oyuna eşlik etmektedirler. Çünkü bölgemizdeki terör örgütleri mensupları, bölge insanlarından oluşmaktadır.

Terör örgütleriyle mücadele etmek, eşdeyişle emperyalizmle mücadele etmektir. Türkiye, kendi güvenliğini sağlamak amacıyla terör örgütleriyle mücadele ederken, aynı zamanda emperyalizmle de mücadele etmektedir. Nitekim Türkiye?nin mücadelesine ket vurmak isteyen devletlerin, emperyalist devletler olduğu gün gibi ortadır.

Dün başlayan Afrin Harekâtı da, bu düşünceler çerçevesinde düşünülmeli ve arkasında politik bir niyet aranmamalıdır. Çünkü Türkiye, bütün diplomatik girişimlerinden sonuç alamamıştır. Yapacağı iş, istenmeyen bir durum olarak da nitelendirsek, kendi güvenliği için tehdit oluşturan ne varsa onların üzerine gitmektir. Türkiye?nin temsil ettiği fikir, bunu zorunlu kılar. Çünkü güçlü değilseniz, sizinle oyun oynamak isteyenlerin ya oyunundan kaçarsınız ya da onların oyununa gelirsiniz. Güçlü olan, oyuna karşı oyunla cevap verir.

Şunu unutmayalım: Önümüze konulan oyuna karşı oyunla cevap veremediğimiz her durumda sadece oyuncu oluruz. Oyuncu, oyunu kuranın kuralları tarafından idare edilendir. Yani özgür olmayandır.  

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1923/savas-ve-oyun

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
30.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
15.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
09.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
26.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI