AYM KARARI, YERLİ VE MİLLİ AYRIŞMASI

Anayasa Mahkemesi, gazeteci Mehmet Altan ile Şahin Alpay hakkında hak ihlali yapıldığına karar verdi. AYM kararları kesindir. Karar çıkar çıkmaz ilgili mahkemelerin tahliye kararı vermeleri gerekirdi. Ama vermediler.

Yargının konusu olan şeylerde hınçla, kinle, öfke ile hareket etmek doğru değil. Bu insanları sevmeyebilir, fikirlerine katılmayabilirsiniz. Ben de katılmıyorum. Ama yargının verdiği kararlara da uyacaksınız. Adalet, toplumsal tepkilere, ideolojik tercihlere göre hareket ederse adalet olmaktan çıkar, zulmün aracı haline gelir.

Düne kadar FETÖ'nün yargıyı nasıl cemaatleştirdiğini, örgütün uzantısı haline getirdiğini konuşuyor tepki gösteriyorduk. Bu tepkiler haklı ve yerindeydi. Cemaat yargısının alternatifi parti yargısı değildir. 2010 referandumu ile AYM'ye bireysel başvuru hakkını, AK Parti hükümeti getirdi. Bu doğru bir adımdı. Şimdi iki gazeteci ile ilgili verilen karara uymamak, "AYM yetki gaspı yapmıştır" diye çamura yatmak doğru bir tavır değil. Üstelik bu bireysel başvuru hakkını da anlamsız hale getirir.

Mahkemeler de siyaset kurumu da AİHM içtihatları ile uyumlu mahkeme kararlarına saygı göstermelidir. Aksi takdirde ne kararlar arasında bir standart, ne de hukuk güvenliği kalır. Devletin varlık sebebi adalettir. Bu misyonu ifa edemez hale geldiğinde meşruiyetini kaybeder. Herkes yargı kararlarına uymalı, yargı hiç bir siyasetin etkisi altında kalmamalıdır.

YERLİ VE MİLLİ

AK Parti ile MHP arasındaki iş birliğini bazı parti sözcüleri "yerli ve milli" diye kodladı. Bunun anlamı bizim dışımızdakiler yerli ve milli değildir. Türkiye derin bir kutuplaşma yaşıyor. Kimlikler arasındaki mesafe gittikçe büyüyor. Sosyal medyada elindeki silahlarla poz verip, asıp kesmekten bahseden mecnunlar, psikopatlar türedi. Bu, hayra gidiş değil. Siyasetçilerin görevi gerilimi artırmak değil, düşürmektir. Partiler arasındaki tasnifi yerli ve milli olanlar- olmayanlar veya Müslim veya Müslim olmayanlar şeklinde yapmak son derece tehlikelidir. Çünkü böyle bir tasnif diğerlerini gayri meşru ve düşman kutup haline getirir. Toplumsal çatışmalar da böylesi ayrımlar sonucunda çıkar.

AK Parti veya MHP ne kadar milli ve yerli ise diğerleri de o kadar yerli ve millidir. Belki PKK hegamonyasındaki HDP'yi bu çerçeve dışında tutmak gerekir. HDP hiç bir zaman kendini genel çerçevenin içine koymadı. Ülkeye yönelik tehditlerde hep farklı bir tutum takınmayı,ayrıştırıcı bir politika izlemeyi tercih etti.

Partileri birbirinden ayıran bazılarının milli bazılarının gayri milli olmaları değildir. Onları ayıran programları, ideolojik eksenleri, çözüm önerileri, birbirinden farklı Türkiye tahayyülleridir. Kamplaştırma parti tabanlarını kemikleştirme bakımından  oy potansiyellerini korumaya neden olsa da uzun vadede toplumdaki mutabakatın, bir arada yaşama şuurunun tahrip olmasına neden olur. Milli bütünlüğümüzü korumak herhangi bir partinin iktidarını korumaktan daha önemli ve önceliklidir. Kaldı ki içinde bulunduğumuz durum yeni kamplaşmalara, gerilimlere  haklılık tanımayacak kadar naziktir. MHP'deki erimeyi -iktidar imkanlarını göstererek- durdurmayı amaçlayan bu erken ittifak ilanı yeni bir ayrışmanın vesilesi olmamalıdır. Partiler gelip geçici, kalıcı olan millettir. Geride kin, nefret ve husumet tohumları bırakmamak gerekir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1910/aym-karari-yerli-ve-milli-ayrismasi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar