BİZİ ONLAR KURTARACAK

Eskiden çarşı ve pazara nizam veren, adeta birer ahlâk zaptiyesi gibi topluma ahlâk öğreten ve aynı zamanda kadına karşı edepli olmayı da öğreten Bacıyân-ı Rum adıyla örgütlü kadınlarımız, analarımız vardı. Sonradan esen Batılılaşma rüzgârı, bu hayırlı teşkilatın izlerini de sürüp süpürmüştür.

Bu millete efendilik taslayan jakoben, üstten bakan tasmalı kesim, keşke yalnız bu örgütü bitirmiş olsaydı, biten bize ait nerdeyse her şeydi, başta bizi “biz” eden değerler de yok oldu.

“Bizim entelijansiya mahalle aralarında ihtiyar gulamperestlere iffetini sunan, her mezellette önceden razı bir ahlâk ve idrak düşkünü” diyor merhum Cemil Meriç. Haklı belki ama entelektüel geçinen, efendilerinin sofra artıklarıyla beslenen yarı aydınların, bir dönem bu milletin değerlerini Batı anlayışına kurban eden üstlerini “yaşasın” alkışlarla ve methiye dolu satırlarla yaptıkları teşvikler de aynı şeyi ifade etmiyor mu? Ne zaman sofra ortadan kalkmışsa bu müptezellerin, eski efendilerinin arkasından salya akıttıklarına da şahit olmuşuzdur.

İstanbul işgal altındayken, birileri İngilizlere yaranmanın yollarını ararken kim oldukları belli olmayan ve o sıkı işgal altında gazeteleri şu ilanı vermiş meçhul kadınlarımız vardı: “Çanakkale müdafaasını yapan şehitlerimizin muazzez ruhları önünde Türk kadınlığına ve medeniyet âlemine hitap ediyoruz. Limanımıza girdiğini gördüğümüz ahenin kalelerin karaya çıkardıkları yarım milyon askeri denize döken milletimizi mağlup addetmiyoruz. Peçelerimiz yırtan, sonra da cihan hürriyeti namına harp ettiklerini ilan edenlere teessüf ediyoruz. Milli hukukumuzu ve ismetimizi muhafaza edecek hükümet ve erkek yoksa, biz varız!..”

Her defasında bu yiğit kadınların ulvî ruhlarının şahlanışını hayretle izlemişiz veya dinlemişiz. Bizim ruh dünyamızı ayakta tutan bu namuslu kadınlarımız her daim var olmuşlardır. Bütün saldırı ve ihanetlere rağmen yere düşmüyorsak ve bunun bir sebebini arıyorsak, söyleyeyim,  işte bu ruhtur.

Falih Rıfkı Atay, meşhur Çankaya adlı kitabında İstanbul’un İngilizler tarafından işgal edildiği günlerden kalma bir notunda şunları yazmıştı: “Orada İngiliz zabitinin dizini bacağı ile saran kadın. Barlar, kabareler, mızıkalar. Burada sandıklarının dibini karıştırarak son işlemeli peşkirini ve gümüş parçasını arayan halk kadını. Bedestende üstleri başları eski, sesleri titreyerek, bezirgândan fiyat sormaya utanan, sapsarı yüzlerinde köklü bir İstanbul hüznü yaşayan kadınlar.”

Bu iki kadın tipi, soylu ile soysuzu ayırt eden en çarpıcı manzaradır. Nelson Mandela “hür olmak için gökyüzünü satın almanıza gerek yok, ruhunuzu satmayın yeter” demişti. Ruhunu satmayan, işte o “hüzünlü” Anadolu kadını bizi bu günlere ulaştırdı.

Merhum Galip Erdem’in ifadesiyle: “Hareminde fahişe beslemeyen babalar var oldukça ve iffetli analar doğurdukça bizi yok edemeyecekler.” Her türlü ihanet ve alçaklığa rağmen ayakta duruşumuzun ve her defasında küllerimizden doğuşumuzun sırrı ve tılsımı burada!...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1908/bizi-onlar-kurtaracak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar