KELİME ÜRETMEDE BAKIŞ AÇISI
Prof. Dr. Namık Açıkgöz

KELİME ÜRETMEDE BAKIŞ AÇISI

 

 

İlk gençlik yıllarımız, yani 1970’ler,  dil tartışmalarıyla geçti. Bizden önce de çok konuşulmuş dil meselesi. Çünkü 1932’de başlayan “arı Türkçe/öz Türkçe”  dayatması, uzun uzun tartışılmış ve bizim ilk gençlik dönemimizde, gazete, dergi ve televizyonun daha da yaygınlaşmasıyla yoğun bir çekişme ortamına girilmiştir.

Vaktiyle birkaç yazımda da söyledim… Ben dilde “medeniyet dili” anlayışına inanırım ve bunu savunurum. Medeniyetler korkak değildirler ve iletişime geçtikleri her kültürden bir şeyler alırlar ve bir şeyler verirler. Alınıp verilen şeylerden biri de kelimedir. Çünkü kelimelerin ifade ettikleri kavramlar, o kavramı keşfeden kültür ve medeniyetlerin özgün “îmâli”dir. Önce kavram keşfedilir ve buna bir isim bulunur. Kültür ve medeniyetler, objeye soru sorup kavramları keşfetmiyorsa, kelime de üretemezler. Mesela çok kullandığımız halde, Türkçe’de adı olmayan bir madde var: korniş sonlarına takılan vidalı sıkıştırıcı. İngilizce’de buna “stoper” deniyor. (Bence futboldaki “stoper” de aynı kelime olduğu için, yanlış bir türetme). Kornişli perde olan her evde, perdenin kornişten çıkmasını engellemek için bu sıkıştırıcı veya durdurucu var. Var da… Perdecilere gittiğinizde bu parçayı isterken hangi kelimeyi kullanıyorsunuz? Ne yazık ki, bir kelime kullanamıyorsunuz.

Yukarıdaki örnekte kavram “perdenin kornişten çıkmasını engellemek”tir. İngilizler bu kavrama kısaca “stoper” derken, biz Türkler hiçbir şey diyemiyoruz. Çünkü o kavramı biz bulmadık.

Türkçe’ye yeni giren bu tür örnekleri arttırabiliriz.

Günlük hayatımıza yeni giren bir aletle ilgili adlandırmayı, vaktiyle, tabiri caizse bir anketle yapmaya çalışmıştım.

“DIŞ BELLEK” ADLANDIRMAMIZ

1998 falandı galiba. Bugün yaygın olarak “flash disk” olarak adlandırılan bilgisayar parçası yeni yeni girmeye başlamıştı piyasaya. Bir tane aldım. Kapağı yeşilimsi ve şeffaf, gövdesi gri idi. 70 kişilik sınıfta “flash disk”i sınıfa gösterdim ve ne olduğunu sordum. Kızlar “ruj” dedi, erkeklerse “çakmak”…

İkisinin de yanlış olduğunu söyledin ve ne işe yaradığını tarif ettim: “Bilgisayara takılır ve bilgisayardaki yazılar ve fotoğraflar CD veya diskete yüklenir gibi (O zamanlar CD ve disket yaygındı.) buna yüklenir. Cebinize veya çantanıza koyarsınız; bir başka bilgisayara da takabilirsiniz… Büyüklüğü işte şu… Buna ne ada verelim?”

O zamanlar, küçüklüğünü belirtmek üzere İngilizce “tiny disk” deniyordu. Ben bunu öğrencilerime söylemeden, yaptığım tarife göre adlandırılmasını tartıştık. Herkes bir başka açıdan görüp ona göre adlandırıyordu. Kimisi küçüklüğüne istinaden “küçük bellek-mini bellek” diyordu; kimisi taşınabildiği için (o zamanlar sabit masa bilgisayarları vardı; diz üstü bilgisayarlar daha yaygınlaşmamıştı.) “seyyar bellek” diyordu; kimisi de bilgisayarın dışındaki bir bellek olduğu için “dış bellek” diyordu… Tartıştık ve çoğunluk “bilgisayara dıştan takma özelliği”nden dolayı “dış bellek”te karar kıldı. Ben o günden beri hep “dış bellek” derim. Tek kelime ile ifade edemedik ama gene de “dışta olması” yönüyle ifade eden bir adlandırma yapabilmiştik.

Kelimelerin ortaya çıkışının çoğunda böyle bir yol izlenir… Ne işe yaradığı, muhtevasında ne olduğu, nerede olduğu, şekli, rengi, bulunduğu yer… Pek çok adlandırma şekilleri vardır. Bir ad verirken bakış açınız belirler kelimeyi. “Dış bellek” örneğinde, adlandırma yapılırken parçanın nerede olduğu göz önünde bulundurulmuştur.

“YER YAĞI, YER GAZI” KONUSU

Hatırlarsınız, geçen aylarda bir “yer gazı, yer yağı” meselesi de çıkmıştı. Bugün “doğal gaz” dediğimiz gaz, “yerden çıkan gaz” şeklinde görüldüğü için; yani çıkış yerine istinaden adlandırılmış olmaktadır. TDK Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin’e bu iki kelimeyi sordum. O da İbn Mühenna Lugati’nde bugün “petrol” (Eskiden “neft” derdik ve bazı Türk lehçelerinde hâlâ “neft” denir.) dediğimiz yakıt için “yer yağı” dendiğini söyledi. Atalarımız doğru düşünmüşler… “Neft” veya “petrol” bizim için bir şey ifade etmez ama “yerden çıkan yağ” bir şey ifade eder. Sayın başkan, bu adlandırmadaki mantık çerçevesine “yer gazı” da denebileceğini söylemiş. Yani mantığı ve sistemi izah ederken bir örnek vermiş. Yoksa “İlla da bunları kullanalım!...” dayatması yok.

Lafı fazla uzattık…

Kelime üretirken hangi özelliğine baktığımız, adlandırmadaki bakış açımızı ve mantığımız belirler… Bunu genişletir ve topluma mâl edersek, kültürlerin kelime oluşturmadaki bakış açılarını belirlemiş oluruz. Bence dilciler ek kökle uğraşacaklarına, bu tür konularla uğraşmalılar.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500