İRAN

Irak ve Suriye'den sonra İran da karıştı. Bu, Ortadoğu'yu yeniden tanzim planının bir devamı mıdır yoksa Molla vesayetine bir isyan mıdır, bunu zaman içinde anlayacağız. Ancak, İran'da meydana gelen her türlü sosyal patlamanın Türkiye'yi de etkileyeceği muhakkak.

Suriye politikasında büyük yanlışlar yapıldı. Yangına körükle gidildi; neticede yanlış siyasetin faturası PYD kantonları ve üç buçuk milyon sığınmacı olarak millete kesildi.

İran ile Suriye arasında, çok büyük farklar var. En başta İran, binlerce yıllık devlet geleneğine sahip Bu gelenek, İran'ın içine uzanan karıştırıcıları püskürtecek kadar güçlü. Etnik farklılıklar, ulus yapısını sarsacak kadar birbirinden uzaklaşmış veya derinleşmiş değil. İran'da, Türkler (Azerî, Türkmen), Arap ve Kürtler var ama İran, ulus inşasını halkın yüzde doksanının paylaştığı Şiilik üzerinden yapmış bir ülke.  Sünnî Kürtler dışında etnik taleplerde bulunan başka bir topluluk yok. Dolayısıyla gösterileri bir kimlik isyanı olarak değerlendirmek mümkün değil.

Geriye kalan ihtimal,  ülkedeki baskıcı yönetime karşı duyulan tepki. Görünen sebep, zamlar ve hayat pahalılığı olsa da esas neden, toplumun bütün nefes alma kanallarının çeşitli nedenlerle tıkatılmış olması. İslâmî yönetim adı altında bir nev’i molla düzeni kurulmuş olmasıdır. Molla düzeni dediğimiz şey, İslâmın kurallarına saygılı bir yönetim yerine, molların yönetiminin anlaşılmasıdır.

İsyanın nereye varacağını bugünden kestirmek güç. Lideri ve amacı olmayan, tamamen tepkisel hareketlerin başarıya ulaşması zordur. ABD ve İsrail'in destek yönündeki açıklamaları ise bu başarıyı daha da zorlaştırır. Çünkü dış müdahaleler, çoğu zaman içeride kararsız o kesimlerin millî reflekslerini harekete geçirerek, sokağa yönelik desteği azaltmaya yarar. ABD ve İsrail'in açıklamalarının da ters tepki yaratacağını, sokakta olanları bile tereddüde düşüreceğini düşünüyorum.

İran, bütünlüğünü korumalıdır. Doğu sınırlarımızda yeni bir Suriye'nin oluşması, en çok Türkiye'yi etkiler. İran örneği, çağımızda baskıcı, oligarşik yönetimlerin er geç halk ile karşı karşıya geldiğini göstermektedir. İran, belki bu badireyi atlatır; ancak toplumsal talepleri dikkate almadığı takdirde bugün susturulan topluluklar, yarın daha güçlü bir şekilde geri dönerler. Çağımız, toplumsal talepleri dikkate almayan, otoriter rejimlerin ömrünü bitirmiştir. İran'ın savaş alanına dönen sokaklarının verdiği mesajı iyi anlamalıyız.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1873/iran.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar