Vakıflarımızı Kaybediyoruz -3

Vakıf müessesesi vesilesiyle asırlar boyu aynî ve nakdî yardımlar toplanarak, toplumun hizmetine sunulmuştur. Vakıf kurumunun yüzyıllarca devam etmesi yüksek ahlak sahibi, şahsiyetli ve azimli insanların gayretleriyle mümkün olmuştur.

İnsanı kendi kıymetlerinden uzaklaştıran ve yalnızlaştıran “modernleşme” süreci ile geleneksel yapı, dışarıdan gelen saldırılara karşı direnememiş, bu karşılaşma çoğu zaman bir bozulma ile sonuçlanmış, maddi ve manevi bakımdan zaafiyet geçiren bireyler, günümüzde “modern hayat” karşısında tamamen yapayalnız kalmıştır.

Osmanlı döneminde, vakıf kuranların nesli tükenirse veya vakıfla ilgilenecek kimse kalmazsa, “vakıf tevliyeti” denilen yeni bir vakıf idaresi kurulurdu. Ancak ne kadar yazık ki, bu geleneksel yapı bir süre devam etmiş, zamanla bu idareler de sorumluluklarını yerine getirememiş, görevlerini ihmal ederek kendilerine emanet olarak bırakılan vakıflara gereği gibi bakmamışlardır. Bu sahipsizlik bir süre sonra, vakıfları, iyi niyetli olmayan bazı kişilerin şahsi menfaatlerini temin ettiği kuruluşlar haline dönüştürmüştür.

Devlet-i Âli’nin bir kadimesi olarak, ecdadımızın gayret ve serveti ile kurulan vakıflarımız, bugün her türlü istismara konu olmaktadır. Sûret-i haktan görünen bir kısım ikiyüzlü zevat elinde kültürümüzün nice kıymetleri, bugün harap edilmiş vaziyettedir. Vakıflarımızın bu “hal-i pür melali” ortada iken, yabancı vakıflara çok geniş ve yeni tasarruf imkânları temin edilmektedir.

Lozan Anlaşması’nda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin savunduğu iddialara ve 1936 yılında yapılan düzenlemelere rağmen, yabancı vakıfların taşınmaz mal edinebilmeleri ve taşınmaz malları üzerinde tasarrufta bulunabilmeleri için Lozan’da yeri olmayan birtakım yeni haklar tanınmıştır.

Lozan Antlaşması ile azınlık vakıflarının hakları, mükellefiyetleri ve sorumlulukları özel bir madde hükmü olarak Antlaşma metninde yer almıştır. 1936’da yapılan bir çalışma ile azınlık vakıflarının taşınmazları ayrı ayrı sayılarak kayıt altına alınmış ve tescil edilmiştir. Bu tarihten sonra artık yabancı vakıfların mülk edinebilmeleri ve mevcut mülkler üzerinde tasarrufta bulunmaları ancak Lozan Antlaşması’nın hükümlerine göre olabilecektir.

Ancak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Müslüman olmayan azınlıklara ait vakıflar tarafından Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılmış davalarla ilgili olarak 9 Ocak 2007’de kararını açıklamış ve Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı’nın yaptığı başvuruyu kabul etmiştir. Mahkeme, Türkiye’de Müslüman olmayan dini azınlıklara ait vakıfların mülk edinmeleriyle ilgili mevcut kanuni düzenlemelerin Lozan Antlaşması’yla kısıtlandığını ileri sürmüştür.

Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve geçtiğimiz ay Cumhurbaşkanı tarafından TBMM’ne iade edilen Vakıflar Kanunu ise azınlık vakıflarının elde ettikleri taşınmazların iadesini öngörmektedir.

Batı Trakya’da yaşayan Türkler, kendi vakıfları üzerindeki tasarruf yetkisini kaybetmişken ve Türklere ait vakıf mallarının büyük çoğunluğu, Yunan hükümetlerinin ayrımcı vergi uygulamaları sebebiyle ipotek altına alınmışken, Türkiye’de hükümetin Vakıflar Kanunu Tasarısı’nı bu şekliyle kanunlaştırmaya çalışması bizim büyüklüğümüzü, kendimize olan güvenimizi ve de hak ve hukuka olan riayetimizin göstergesidir.

Hükümet, öncelikle yurt dışındaki Türk vakıflarının hakkını koruyacak tedbirleri almalıdır. Batı Trakya Türk vakıfları, diğer Yunan vakıflarıyla eşit muameleye tâbi tutulmalıdır. Yunan hükümetlerinin Türklere yönelik kasıtlı politikaları sonucu kaybedilen vakıf malları Türklere iade edilmelidir. Vakıfların idari kurulları, Türklerin talepleri doğrultusunda yeniden seçilmelidir. Batı Trakya Türkleri’nin dini liderleri olan müftüler, o bölgede yaşayan Türkler tarafından seçilmelidir. Seçilen müftüler yok sayılmamalı, Yunan hükümetlerinin atama müftü uygulaması derhal son bulmalıdır.

Bizler, şu cihanda muhteşem numuneler çıkarmış bir milletin evlatları olarak, mevkiimizin pek zorlu ve yürümekte olduğumuz yolun nice hengâmelerle, çilelerle ve büyük  mücadelelerle dolu olduğunu biliyoruz.

Yine biliyoruz ki biz azmeder, çalışırsak, Anadolu hayat bulacak, şahlanacak; ama biz gayreti elden bırakırsak, Anadolu mahzun olacaktır. 

GAZETEVAHDET

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/185/vakiflarimizi-kaybediyoruz-3.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar