İNSAN SEVGİSİNİN NERESİNDEYİZ?

Günümüzde insan sevgisini temel alanlara “hümanist” deniliyor. Merhum Necip Fazıl, “Ümen” insanî demek olduğuna göre, “ümanist” ne olsa gerek? diye sorar ve şunları ekler: “Bizde her şey satıhtan devşirme olduğu için bunlara “insaniyetçiler” denilir. Hâlbuki “ümanist” Eski Yunan ve Latin metinlerini toplayanlar demektir. Gayeleri insanî olduğu için “ümanist”tirler.” Ama şunu iyi bilmemiz gerekir ki ilk Yunan filozoflarından itibaren insanlar iki kategoride ele alınmıştır: Efendiler ve köleler. Köleler, doğuştan hiçbir hakka sahip değillerdir. Bütün nimetler efendiler içindir. Bu fikrin mayasını çalan filozof Aristo’dur, bu yüzden efendiler sınıfına veya üst sosyal tabakaya “aristokrasi” denilir. Batı insan hakları deyince, işte bu sınıfın daha doğrusu kendisinin yani Batılının haklarını anlar. Onlara göre (her ne kadar dile getirilmese de) insan sevgisi, Batı insanını sevmektir. Bu bakımdan Batılının insan sevgisi tek yönlüdür, yalnızca kendilerine dönüktür.

“İnsanlık insan sevgisini gerçek anlamda İslam’da bulmuştur”, dersek mübalağa etmiş olmayız. Mekke Fethi’nde, Kudüs’ün fethinde, İstanbul’un fethinde insan sevgisinin emsalsiz örnekleri, tarih önünde bütün canlılığıyla durmaktadır. Şam’ın fethinde Müslümanların ibadet edecek yerleri olmadığı için hem de hükmedenler oldukları halde, Hıristiyanlar ile yaklaşık yetmiş iki yıl Mer Yuhanna Kilisesi’ni ibadethane olarak birlikte kullanmışlardır.

Buharî ve Müslim’de geçen bir Hadis-i Şerif’te, Resulullah (s.a.v.) “Kişi, bir başka kişiyi yalnızca Allah için sevmedikçe, imanın halavetini tadamayacağını” ifade buyuruyor. Hadisteki bu ifade, sevginin saf, temiz ve samimiyetle ortaya konulmasını, her türlü dünyevî ve çıkar ilişkileriyle kirlenmemiş olması gerektiğini ortaya koymaktadır. İnsan sevgisi hakkındaki en veciz ifadelerden birini Mısırlı Müslüman Tarihçi Abdurrahman el-Cebertî’ye aittir, o şöyle der: “Eğer peygamberliğim olursa, bütün sırları ve her ilmi bilirsem ve eğer dağları nakledecek kadar bütün bir imanım olur da sevgim olmazsa, ben bir hiçim!” İşte İslam’ın ve Müslümanların insan sevgisine yaklaşımları bu mihverdedir. Günümüzde ise, canımızı İslam düşmanlarının tasallutundan kurtarmanın telaşında olduğumuzdan, insan sevgisine ayıracak vaktimizi bir türlü bulamıyoruz.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1839/insan-sevgisinin-neresindeyiz.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar