KONYA'DA İSRAİL VE YAHUDİLİK ÇALIŞMALARI

Konya’da “1. Uluslararası İsrail ve Yahudilik Çalışmaları Konferansı” düzenlenmiş.

Bir gazeteci olarak böyle bir konferansın düzenleneceğinden hiç haberim olmadığı gibi düzenlendiğinden de yeni haberim oldu.

Şalom Gazetesi’nde okuduğum “Konya’da İsrail ve Yahudilik Çalışmaları Konferansı yapıldı” başlıklı habere göre, “Özellikle genç akademisyenlerin ve lisansüstü öğrencilerin katıldığı konferansta ilahiyatçılar, tarihçiler ve siyaset bilimciler farklı konularda sunumlar” yapmışlar.

Konya Nun Otel’de 6-17 Aralık 2017 tarihlerinde gerçekleştirilen bu konferansı organize eden komitenin başkanlığını ise, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Araştırma Görevlisi Muhammed Mustafa Kulu üstlenmiş. Konferansın sekretaryasını da Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Arş. Gör. Ceyhun Çiçekçi yapmış. Düzenleyiciler ayrıca; Türkçe, İngilizce, İbranice ve Arapça makalelerin e-dergi olan ‘İsrailiyat: İsrail ve Yahudi Çalışmaları Dergisi’nde çıkarmayı da kafalarına koymuşlar.  M. Mustafa Kulu, konferansı, bu sene ölen babası Osman Kulu’ya ithaf ederken şunları ifade ediyor: “Sevgili babam, içimde Hakk, öğrenme, öğretme ve entelektüel merak sevgisinin uyanmasına ilham kaynağı oldu.”

Osman Kulu hakkında da şu kısa bilgiye yer veriliyor: 1935-36 yıllarında o dönemin Konya’sının Hadim kazasına bağlı Alata kasabasında doğan Osman KULU, Alata, Konya ve İstanbul’da çeşitli medreselerde dini eğitim almıştır. İlkokul dışardan okuyarak Diyanet İşleri bakanlığında müftü olarak atanmıştır. Uzun yıllar ilçe müftüsü olarak hizmet ettikten sonra çocuklarını okutmak için vazifesini Konya’ya aldırarak vaiz olarak hizmet etmiş ve 1985 yılında emekli olmuştur. Emeklilik sonrasında Kuran ve marifetullah alanlarıyla uğraşmıştır. Kendisinin yayınlanmış bir kitabı, yayına hazır birkaç eseri, müsvedde halinde Osmanlıca harflerle kaleme alınmış nazım ve nesirleri vardır. Vefat eden dört ve yaşayan altı çocuğu olup eşi hayattadır.”

İsrail: İstisnai bir Devlet mi Parya Devlet mi?

Konferans kitapçığında yer alan tebliğler arasında ilginç bulduğum başlıklar ise şöyle:

“Demir Çağı Yazılı ve Arkeolojik Kaynaklarında İsrail ve Yahuda Krallıkları”, “İsrail Tarih Ders Kitaplarının (1948-2000) Gözünden Filistin’deki Osmanlı Egemenliğinin Son Dönemlerinde Osmanlı-Yahudi İlişkileri”, “Türkiye Yahudilerinin Büyüyen Sorunları ve La Boz de Türkiye’nin Çözümü”, “Siyahi İbraniler”, “1948-1983 dönemi Türkiye-İsrail Siyasi İlişkileri”, “Başlangıcından Günümüze Dini Siyonizm”, “Türkiye (1923-1946) ve İsrail'de (1948-1967) Ulus ve Devlet İnşası: Karşılaştırmalı Bir Değerlendirme” “Türkiye-İsrail İlişkilerinde Yeni Rekabet: Türkiye’nin Kudüs’teki Etkisi”,  “Yahudiler ve Iraklı Kürtlerin İlişkileri”, “İsrail: İstisnai bir Devlet mi Parya Devlet mi?”, “Mavi Marmara Saldırısında İsrail

“İsrailiyat Hadis Rivayetleri Arasına Nasıl Karıştı?”

Türkiye-İsrail Siyasi İlişkileri

“Türkiye-İsrail Siyasi İlişkileri” başlıklı bildirinin özetinde yer alan şu değerlendirmeyi istifadenize sunuyorum:

“Türkiye, Sevr Anlaşmasını tanımayarak, Kurtuluş Savaşı mücadelesi sonrası, Lozan Anlaşması ile meşruiyetini elde etmiştir. Türkiye, jeopolitik konumunun kendisine verdiği avantajların farkındadır. Soğuk savaş esnasında bu avantajını kullanma yeteneği fazla yoktu. Bu jeopolitik konum, uluslararası arenada Türkiye'ye çok yönlü politikalar üretme olanağı sunmaktadır. Güçlü Türkiye'nin, Ortadoğu ve Avrasya ekseninde Jeopolitik oyuncu olma ihtimali rakiplerini tedirgin etmektedir. Türkiye büyük jeopolitik oyuncu olabilmek için, gayretlerini ve ittifak arayışlarını iç barışının üzerine bina etmek istemektedir. Türkiye kendine özgü ve yalnız politikasını tüm Sevr komplolarına rağmen sürdürmektedir.

İsrail ise siyasetinin kaynağını Tevrat'tan besleyen Siyonizm ile Batı'nın tam desteğini

arkasına alarak, Ortadoğu coğrafyasına eklemlendiği günden beri sorunların temel kaynağı olarak dünyayı tedirgin bırakmaya devam etmektedir. Herkese ve her şeye rağmen bildiğini okumak isteyen İsrail kendisine dur denilmesine alışık değildir. Avrasya pazarları Ortadoğu enerji kaynaklarının cazibesinin ötesine geçmeye başladığından beri, İsrail bölgede jeopolitik yalnızlık hissetmekte ve Batı'nın kendisine olan desteğinin devam edip etmediği kuşkusuna kapılmaktan geri duramamaktadır. Bu sorgulamanın Batı'ya dönük bir tepkiye yol açmasından endişe duyulmaktadır.”

Soru şu: Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Trump’ın, İsrail’in başkentini Kudüs olarak ilân etmesiyle özelde Ortadoğu’da, genelde İslâm dünyasında İsrail ile Amerika’ya yönelik baş gösteren tepkiler ve oluşan gergin bir ortamda; üstelik Konya gibi milliyetçi ve muhafazakâr kimliğe sahip bir şehirde gerçekleştirilen 1. Uluslararası İsrail ve Yahudilik Çalışmaları Konferansı, neden gazeteciler ve haber ajanslarına haber verilmeyip, dar bir çerçevede tutuldu?

Yoksa Türkiye ve İsrail kamuoyunun tepkisinden mi çekinildi?

Mevlâna Haftası’na denk getirilmesi yerinde olmuş.  Yine de düzenleyenleri kutlamak gerekiyor. Bu tür konferansların daha çok ve sık aralıklarla yapılması da gerekiyor doğrusu.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1827/konyada-israil-ve-yahudilik-calismalari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar