ÜMMET, ULUS-DEVLET, ARAPLARI ANLAMAK

BAE Dışişleri Bakanı, Fahrettin Paşa’yı “kutsal emanetler”i çalmakla suçlayınca Arap dünyasına dönük ilgimizin tamamen hayâller- üzerine kurulu olduğu bir defa daha anlaşıldı.

Sadece BAE Dışişleri Bakanı değil, benzer düşünceleri, başka Arap siyasiler de  dile getiriyor. Ortadoğu’nun nasıl bir bataklık olduğunu anlamak için ABD ve İsrail’in son Kudüs kararından sonra gösterilen tepkilere bakmak kâfi.

Filistin’in Yahudilere vaat edildiğini söyleyen, İslâm dünyasındaki tepkilere karşı çıkanlar oldu. Meselâ Suudi Arabistan Müftüsü ve Ulema Heyeti Başkanı Abdülaziz Al-i Şeyh, “Hamas bir terör örgütü,İsrail ile savaşmak caiz değil” dedi. Dinî değerlerle siyasî menfaatler çatıştığı zaman Arapların tercihi, her zaman siyasî çıkarlardan yana olmuştur.

Türkiye’de bazıları, Arapların bu hâlini görmeyerek,  geçmişten gelen bazı ideolojik ezberlerle bir ümmet ütopyası çiziyorlar. Yazılarında, konuşmalarında “ümmet” diyerek büyük büyük laflar eden, aklını ideolojik saplantılarında kaybetmiş bir sürü isim var. Evet, aynı Peygambere tabi olmakla bir ümmetiz ama İslâm’ın menfaatleri söz konusu olduğunda birlikte hareket eden bir ümmet yok. Herkes, millî çıkarlarına göre hareket ediyor. Arabistan Müftüsü gibi adamların görevi de dini siyasete uydurmak. Düşünebiliyor musunuz, İslâm dünyasındaki işgale bile kılıflar bulan, bulmaya çalışan bir din anlayışı ile karşı karşıyayız.

Dini siyasete uydurmaya çalışanlar, sadece Arap din adamları değil. Bu coğrafyada da benzer hassasiyetlerle hareket eden mebzûl miktarda din adamı var. H. Karaman’ın 17 Aralık’da ortaya saçılan görüntülere, “Yolsuzluk başkadır, hırsızlık başka” fetvasını verdiğini hatırlayın. Din, siyasetin emrine girince din olmaktan çıkar; siyasetin kirli işlerini örtmeye yarayan bir araç hâline gelir. 17 Aralık’ın kumpas olması rüşvetçileri aklamaya yetmez; bilakis böyle bir kumpasa çanak tuttukları için onları daha da sorumlu hâle getirir. Bir de aynı ayakkabı kutularının, meselâ bir CHP’li siyasetçinin evinde yakalandığını tasavvur edin. CHP’lilerin ne dini ne imanı kalırdı. Aynı fetvacılar, CHP’lileri sokağa çıkamaz hâle getirirlerdi.

Diyeceğim şu, uzun zamandır ümmet kavramı üzerinden ulus devlet, tahrip ediliyor. Ulus devlet dağıtılınca yerine, ümmet devletinin kurulacağı sanılıyor. Ulus devletin alternatifi ümmet devleti değil, kabileleşme, yani kabile devletleridir. Bir bayrak altında toplanmaya gönüllü bir ümmet ve ümmet şuuru yoktur. Böyle bir tahayyül gerçekçi de değildir. Bu gerçeği görmek için Osmanlı ve Kudüs ile  ilgili Arap dünyasının kimi yöneticilerinin tavrına bakmak kâfi. Aynı etnik kökenden gelen ama tek devlet olamayan Arapların yeni bir Osmanlı veya ümmet çatısı altında buluşacağını, toplanacağını düşünmek, ham hayâldir.

Fahrettin Paşa, İslâm dünyasının namusunu korumuştur. O emanetlerin bizde olmamasının alternatifi, İngilizlerin eline geçmesiydi. BAE Dışişleri Bakanı, aslında İngiliz’i Osmanlı’ya tercih ettiğini söylüyor.

Hâl-i pür-melâlimiz budur. İslâm dünyasında çoğu yöneticinin tasması, başkalarının elindedir.

Bu gerçeği görmeden Ortadoğu’da doğru politika geliştirilemez!

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1824/ummet-ulus-devlet-araplari-anlamak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar