HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM

Eklenme Tarihi: 17.12.2017 13:55:31 - Güncellenme Tarihi: 26.01.2020 12:53:15

           Hz. Ali (k.v)?in hilafet dönemine baktığımızda ihtilafların kaynağında kabile ruhundan kaynaklanan nizam karşıtı tepkinin başkaldırışını görürüz. Sadece nizam karşıtı başkaldırmak mı, Müslüman kanının akıtılmasında da rol oynamışlardır. Zaten nizamsızlığı ilke edinen Harici güruhundan başka bir şey beklenmezdi. Onlarda hukuk, nizam hak getire, kendilerini bir anda nizam karşıtı bir cephede konumlandıracaklardır. Dolayısıyla bu noktada Hz. Ali (k.v.)  nizam önderi olarak dikkat çeker, Hariciler de kural tanımazlıklarıyla dikkat çekecektir.

            İşte bu kural tanımaz Hariciler Sıffın vakasında Hz. Ali?yi önce hakeme (tahkime)  başvurmaya zorlamışlar sonrasında ise tükürdüklerini yalayaraktan tahkimi reddedip Hz. Ali (k.v.)?e doğrudan cephe almışlardır. Aslında bu durumu ne idrak yanılmasıyla ne de cahillikle izah edilebilir,  bu tamamen başsızlığa alışmış bir tayfanın Nizam-ı âlem bilincine uyum sağlayamamalarıyla izah edilebilir. Ne diyelim yol yordam bilmemek,  usul tanımamak böyle bir şeydir,   bir anda işi kardeşkanı dökmeye kadar götürebiliyor.  Nasıl mı? İşte bu işin Haricilikle ilgili olan bağını Sıffın vakasında tüm ayrıntılarıyla görmek mümkün. Malum, Sıffın Hz. Ali ve Hz. Muaviye?nin karşı karşıya geldiği bir savaştır. İşte içtihat farklılığından doğan bu savaşın tam Hz. Ali?nin lehine dönüşeceği esnada Kur?an sayfaları mızrakların ucuna takılaraktan  ?Allah?ın kitabı aramızda hakem olsun? sinsi teklifi savaşın seyrini değiştirmeye yetecektir. Tabii Hz. Ali (k.v.); ?Kur?an kaldırma hadisesinin bir hile, iki yüzlülük ve tuzak olduğunu ve savaşa devam edilmesi? gerektiğini ikaz etse de ordunun içinde nükseden nizamsızlık ve kural tanımaz damarı galebe çalan bir tayfaya söz geçiremeyecektir. Derken başsızlığa alışmış bu güruh hakeme müracaatı Emir?ül Mümin?e kabul ettirir de.  Kabul ettirdiler de ne oldu,   karşı tarafı temsil eden Amr İbn-i As?ın ustaca hamlesiyle Hz. Ali (k.v.)?in ?Emir?ül Mümin? sıfatı kaldırılır da. Üstelik Hz. Ali?yi tahkime zorlayanlar sanki bu işte hiçbir dâhili olmamışçasına bu kez  ?Allah?tan başka hüküm verici yoktur? ayetini sloganlaştırıp liderini kâfirlikle suçlayacaklardır. Dedik ya kuralsızlık, hukuksuzluk, böyle tavır ortaya koymayı gerektiriyor.  Oysa Hz. Ali (k.v.)  gibi  ?Ahitleştiğiniz zaman, Allah?ın ahdini yerine getirin, Allah?ı kefil kılarak pekiştirdiğiniz yeminleri bozmayın? ayetini ölçü alıp nizamı bir tavır sergileselerdi sözlerinin eri tayfa olacaklardı. Ama gel gör ki nizam tanımaz güruh verilen sözü bir anda unutup gafil davranabiliyor.  Öyle ya,  madem Emir?ül Mümini zorlayıp bir şekilde hakeme gitmişsiniz,  bari hiç olmazsa ahitleşmenin gereğini yerine getirmek gerekmez miydi? Maalesef Kur?an-ı Kerim?in ahkâmına ters düşecek derecede pişkinlik sergileyeceklerdir.

            Evet, hakem olayı bir kırılma noktasıdır.  Haricilerinde canına minnet,  hemen bu kırılma anında istifade cibilliyetlerine uygun davranıp Hz. Ali (k.v.)?ye başkaldıraraktan ardı arkası kesilmeyen kanlı olayların fitilini ateşleyeceklerdir.

            Bilindiği üzere ?La hukme illa lillah-Hüküm yalnız Allah?ındır? ayetinin buyruğuna ilim-hikmet kapısı Hz. Ali?nin bakışı ile hiçbir kural ve nizam tanımayan Haricilerin bakışı başkadır. Hakeza ?Allah?ın hükmüyle hükmetmeyenler kâfirdir? ayetinden anladıkları da farklıdır. Ortada tıpkı günümüzde sıkça gördüğümüz Sünni ulema?nın Kur?an-ı Kerim ayetlerine verdiği hakiki mana ile Ehli Sünnet dışı radikal grupların yükledikleri anlam kayması bir durum vardır. Ayetler iyi tetkik edildiğinde, ?küfür? diye nitelenen muhatap tarafı Müslümanlar değildir, bilakis Yahudilerle alakalı bir husustur. Ehlisünnet âlimlerimiz bu nedenle Allah?ın hükmüyle hükmetmeyen bir Müslüman?ın küfre girmeyeceğini,  sadece günahkâr olabileceğini beyan buyurmuşlardır.

           Cehalet gerçekten çok kötü bir hastalıktır, çevreye de zarar veren maraz bir illet. Üstat Necip Fazıl kitabına ?Çöle inen nur? ismini vermesi boşa değil elbet.  Çünkü nur olanda aydınlık var, cehalette ise karanlık vardır. İşte bu yüzden çöl insanının İslam medeniyetinin ortaya koyduğu şehirleşme, devlet organizasyonu, müesseseleşme gibi bir dizi nizam ve kaidelere intibakı kolay olmadı. Çöl ruhunun nizama geçişte ki tavrı hep sancılı geçmiştir.  Resulullah (s.a.v)?ın beyan buyurduğu  ?Kim çölde oturursa katılaşır, kim av peşinde koşarsa yitirir ve her kim saltanata geçerse bozulur? hadis-i şerifi tüm anlamıyla İslam âleminin birçok yerinde yaşanmış ve devam etmişte. Bilhassa bu hususta Hariciler nizam ve asayiş mevzularına o kadar yabancı kaldılar ki kendi dışındakileri rahatlıkla tekfirlikle (kâfirlikle) suçlayabilmişlerdir. Hatta kendi vehimlerini hakikat sanıp iman mücadelesi haline dönüştürmüşlerdir. Besbelli ki beyin dağarcıkları ancak buna yetiyordu, bilgiden yoksunluk ister istemez onları gayri nizamı güruh kılmıştır. Tabii ki her önüne geleni kâfirlikle suçlayıp kan dökmeye kalkışılırsa ne nizam, ne otorite,  ne de devlet bilincine erişilir.  Zaten kötülüğe karşı elle müdahalenin devlet eliyle olduğunu beyan eden fıkıh âlimlerimizin Nizam-ı âlem bakışıyla, Kuran?da ki ayetleri ön yargılı yaklaşımlarına alet edip kendini devlet zanneden militan Müslüman anlayışı çok farklıdır. Herkes kendini devlet yerine koyup ceza vermeye kalkışırsa,  ortalığı anarşi âlem kaplayacağı muhakkak.

           Anarşizmin zıddı nizam, intizam ve adalet gibi öğeler İslam hukukunu ayakta tutan en önemli ilkelerdir. Bu yüzden İslam uleması siyasi mevzuları iman konusu yapmaz,  önüne çıkan meseleleri daima fıkıh ve ilmi kurallar çerçevesinde ele alıp nizami içtihatta bulunarak hal yoluna koymuşlardır. Tabiî ki bunda Hz. Ali (k.v.)?in açtığı Nizam-ı âlem meşalesinin ve hukuki kaidelerinin ehlisünnet âlimleri üzerinde çok büyük bir etkisi inkâr edilemez bir realite. Peygamberimizin (s.a.v) ?Ya Ali! Ben Kur?an?ın tenzili (nüzulü inişi) üzerine harb ettim, sense tevili (yorumu-içtihadı) üzerine harb edeceksin? hadisi şerifi bu gerçeğe işarettir zaten.

eryaman escort escort eryaman eryaman escort bayan

          Kur?an?ın nüzul sebeplerini ve en ince ayrıntılarını bilmeden körü körüne kuru mantık garabeti sergilemek Haricileri başkaldıran grup haline getirmiştir hep. Kaldı ki karşılarına hedef aldıkları kesim küffar da değildi,  bizatihi kendi Müslüman kardeşlerini hedef almışlardır.  Tarih boyunca da hep böyle tavır sergilemişlerdir. Maalesef nizamsızlık ve devlet tanımazlık genlerine işlemişti ki hayatlarının büyük bölümünü bir hiç uğruna heba etmişlerdir. Nitekim hakem olayında her iki lideri de kâfirlikle suçlayacak kadar haddi aşmışlardır. İşte bu noktada artık bu kadarı da yeter gayri dedirtecek cinsten, hem Hz. Ali (k.v.)?in halife içtihadıyla Haricilere karşı verdiği mücadelede, hem de Hz. Muaviye?nin mülk ve saltanat içtihadıyla yürüttüğü bir dizi hadiselerde tüm çirkinlerini sergilemekten geri durmayacaklardır.  Rabbül âleminin hikmetinden sual edilmez elbet. Kim bilir belki de ilahi adalet bizim bu tip hadiselerden ders çıkaralım diye ister halife içtihadıyla isterse mülk ve saltanat içtihadıyla vuku bulan mücadelelerde asıl görmemiz gereken hususun nizamla nizamsızlık arasında bir kavganın olduğunun farkına varabilmemiz murad edilmişte olabilir. Zira İslam nesiller boyu kıyamete dek sürecek evrensel dindir. 

          Tabii tüm bunların ötesinde Haricilerin nizamsızlıklarından da alınacak pek çok ibretlik dersler vardır. İbret almazsak tarihin tekerrür edeceği muhakkak.  Hele şöyle geriye dönüp baktığımızda Haricilerin gözlerini öyle kan bürümüş ki; ilim ve hikmet kapısı Hz. Ali (k.v.)?i tekfir ilan edip şehit edecek noktaya gelebiliyorlar. Böylece Nizam-ı âlem misyonu yüklenmiş Allah?ın Aslanı bir halifenin hane-i saadetinden mescide sabah namazı için çıktığında ansızın bir Harici militanının suikastına uğrayıp aldığı darbeler sonucu şehit olması içimizi acıtacaktır.  İlginçtir onlar gözü dönmüşlükle bu cürümü işlerken Hz. Ali (k.v)?de son nefesinde katili için şu sözleri vasiyet edip öyle ruhunu teslim edecektir:

         ?Ben fevt olursam bunu da kısasen katlediniz. Ey Abdulmuttalip oğulları! Emir?ül Müminin katl olundu diyerek Müslümanların kanına dalmayınız, benim için ancak katilim katl olur.?   Ne diyelim, işte görüyorsunuz Hakka yürürken bile Nizam-ı âlem dersi vermeyi ihmal etmeyecek bir mizaçtır bu. Dahası suçların şahsiliği prensibinin ne demek olduğunu asırlar öncesinde hukuki kaide olarak dile getirilişinin göstergesi bu müthiş vasiyette ziyadesiyle mevcut zaten, gerisi lafı güzaftır elbet. Dahası bu vasiyet İslam?ın engin hukuki anlayışını ortaya koyan evrensel beyandır. Derken suçların şahsiliği prensibi bugünkü evrensel hukuka rehber olmuş bile.

             Evet, Hz. Ali (k.v.)?in hunharca katledildi katledilmesine ama şu da var ki; bu şahadet olayı ile birlikte meseleler karşısında Nizam-ı âlem boyutundan nasıl tavır takınılacağını idrak etmiş olduk. Keza Haricileri de bu olayla birlikte kaçak güreşen anarşi âlem?in bayraktarlığına soyunan güruh olduğunu idrak etmiş olduk. Düşünsenize iliklerine fitne ruhu o kadar işlemiş ki; Allah?ın ayetlerini fütursuzca kendi kafalarına göre anlam verip her günah işleyeni kâfir ilan edebiliyorlar. Hiç şüphesiz kendi bencil ön yargılarıyla Anarşi âlem?i değil de Nizam-ı âlem?i ilke edinselerdi Hz. Ali (k.v.)?in onlara hitaben söylediği sözlerin satır aralarında geçen vergi, yol, refah ve düzen gibi kavramlara yabancı kalmayacaklardı. İşte Haricilerin bu kabile ruhu yaklaşımı İslam?ın getirdiği yerleşiklik değerleri karşısında bocalamalarına yetip kendilerini başkaldıran duruma düşürmüştür.  Dedik ya,  bikere onlar İslam öncesi çöldeki kavgalara alışmışlar,  dolayısıyla İslam?ı kendi bedevi alışkanlıklarına ve ön yargılarına uydurup anarşi âlem öncüsü güruh olmalarına şaşmamak gerekir.  Nizam karşıtı cephede kendilerini konumlandırdılar da ne oldu,  en nihayetinde ilahi adalet Hz. Ali?nin aşıladığı Nizam-ı âlem anlayışından yana tecelli edecektir. Nitekim fıkıh, tefsir, hadis, kelam, akaid gibi tüm İslami ilimler sosyal hayatın her alanına damgasını vurur da. Haricilerin koyu cehaletlikleriyle Ulu?l emre başkaldırış konumlanmalarından itibaren döktükleri kan yanlarına kâr kalmayıp tarih sahnesinden silinip gideceklerdir.  Sonunda kazanan Anarşi âlem değil, Nizam-ı âlem olur. Hiç kuşkusuz bunu Hz. Ali (k.v.)?in Haricilerle olan karşılıklı söz düellosunda (münazarasında)  verdiği o akıl dolusu cevaplarından görmek mümkün. Madem öyle,  bakalım o karşılıklı söz düellosunda geçen çağları aşan medeniyete çağrı Nizam-ı âlem sözler neymiş bir görelim:

       Hz. Ali (k.v.):

       ?-Ey inat edip bizden ayrılmış cemaat! Bilmiyor musunuz ki ben hakemlere, Allah?ın kitabı ile amel etmeyi şart koşmuştum. Dememiş miydim ki Şamlıların bu istekleri hileden başka bir şey değildir. Siz o zaman hakem deyip, başka bir şeyi kulaklarınız duymadığından, ben de mecburen Kur?an-ı Kerim?in dirilttiğini diriltmek, öldürdüğünü öldürmek şartlarını koşarak işi onlara bıraktım. Onlar ise keyiflerine göre hareket ettiler... Bunlar pekâlâ bildiğiniz halde baş kaldırmanızın sebebi nedir? Niçin isyan ettiniz? (Bkz. Haricilik ve Şia, Taha Akyol S.78).

         Haricilerin, bu nizami sözlere karşı cevabı:

       ?-Biz hakemlere razı olduğumuz zaman, kâfir olduk ve bundan dolayı tövbe ettik. Sen de bizim gibi tövbe edersen seninle beraberiz. Yoksa seni başımızdan tamamıyla atarız? şeklinde olmuştur.

           Hz. Ali (k.v.)?in bu gayri nizami sözlere cevabı ise:

      ?-Kendi kendime kâfir oldum mu diyeceğim. İçinizden birini seçin onunla konuşalım, eğer cevaptan aciz kalırsam Allah?a tövbe ederim. Aksine seçeceğiniz cevap vermezse Allah?tan korunun? tarzındadır. 

           Kendi aralarında seçtikleri İbnü?l Kevva?nın cevabı da:

          ?-Söylediklerinde haklısın, fakat hakeme müracaatı kabul etmekle biz büyük bir günaha girdik ve bunun için tövbe ettik.  Allah?a tövbe et, af dile sana dönelim? tarzında adeta ipe un serer şeklindedir.

           Hz. Ali (k.v.) bu tavır karşında şöyle mukabelede bulunur:

          ? -Zaten her günahtan dolayı Allah?a tövbe ederim ben.? (Bkz. a.g.e. s.79)

         İşte Hariciler bu müthiş ve akıl dolusu nizami sözler karşısında hemen tevil yolunu işletip;

           ?-Gördünüz mü kâfir olduğunu kabul etti? pişkinlikle haddi aşacaklardır.

         Tabii bu arada tartışma bitmez, bütün hızıyla devam eder de.  Ve Hz. Ali (k.v.):

         ?-Ben iki hakem değil, sadece Ebu Musa?yı, O?nu da sizlerin zoruyla tayin ettim. Amr-ı ise Muaviye tayin etti.?

            İbnü?l Kevva: 

           ?- Ebü Musa Kâfirdi.?

            Hz. Ali (k.v.):

           ?-Ne zaman kâfir oldu? Gönderildiği zaman mı? Hüküm verdiği vakit mi??

          İbnü?l Kevva:

          ?-Hüküm verdiği vakit? der.

           Hz. Ali (k.v.):

          ?-Şu halde sen de tasdik ediyorsun ki, ben onu hüküm vermek üzere Müslim olarak yolladım. Senin fikrince ben gönderdikten sonra kâfir olmuş. Resulü Ekrem eğer bir Müslüman?ı kâfirlere hak dine davet için göndermiş olsaydı adam da onları hak din yerine başka bir şeye davet etseydi, bundan Resulullah sorumlu olur muydu??

           İbnü?l Kevva:

          ?-Hayır olmazdı.?

           Hz. Ali (k.v.):

         ?- O halde Ebu Musa dalalete düşmüşse bana ne? Ebu Musa?nın dalaletinden dolayı kılıçlarınızı çekip halkın yolunu kesmek size helal olur mu?? (A.g.e. S.80).

         İşte görüyorsunuz Hz. Ali (k.v.)?in bu akıl dolu kurallı sözleri, İbn?ul Kevva?yı susturmaya yetmiş ama Hariciler yine kınında durmayıp bu kez:

          ?-Dön gel, Onunla konuşulmaz? deyip fitne ve nizamsızlığın fitilini ateşlemekten geri durmayacaklardır. Güya, Hz. Ali'nin  ?Her günahtan dolayı Allah?a tövbe ederim? sözüyle hâşâ kâfirliğini ikrar etti iftirasıyla sağa sola propaganda edeceklerdir. Neyse ki Nehrevan savaşı vuku bulduğunda son derece başıboş,  hukuk tanımaz, disiplinden yoksun bu küçük Harici grubunun bu yaptığı iftirayı hayatlarıyla ödeyeceklerdir. İçlerinden sadece 9?10 kişi firar edip kurtulacaktır. Fakat kaçıp kurtulanlar da boş durmayacaktır, ilerde bunlardan kimi Doğu İran?da Sicistan Haricileri?ni oluştururken, kimi de Yemen? kaçıp Yemen İbadiler?ini oluşturacaklardır. Keza Kuzey Afrika?ya giden kimi kaçak Haricilerde bir başka Harici topluluğunu oluşturacaklardır.

            Anlaşılan o ki, fitne hareketleriyle mücadele etmek küffara karşı mücadele etmekten daha zordur. Fitne odaklarının kökünü kazıdığını sandığın an bir bakmışsın bir başka zaman diliminde ve bir başka mekânda her an karşımıza sil baştan yeniden çıkabiliyor. Ardından kovalasan ayrı bir dert,  kovmasan ayrı bir dert, bir bakmışsın bir şekilde yine karşına çıkıp her daim İslam âleminin başına bela olabiliyorlar. Nitekim fitne mümessili olarak soluğu İran, Yemen ve Kuzey Afrika'da alıp bir şekilde ilim hikmet kapısı Hz. Ali (k.v.)?i şehit edecek bir tertip içerisinde bulunabiliyorlar. Bakın, Cevdet Paşa ilim ve hikmet kapısı Hz. Ali (k.v.)?e düzenlenen tertip anındaki son demlerini tarihe not düşerek şöyle bağlar:

          ?Hz. Ali (k.v.) o vecih ile vasiyetlerini ifa ettikten sonra dünya kelamı söylemedi. Kelime-i tevhit ile hatm-i kelam eyledi. Bir vefa dünyadan dar-ı ukba?ya göçtü. Namazını ise Hz. Hasan (r.anh) kıldırır.?              

            Evet, acımız büyük olsa da ardından bıraktığı hukuki kaidelerin yürürlüğe geçmesi kayda değer bir hadisedir. Zira Hz. Hasan (r.a) babasının hayatı boyunca mücadele verip miras bıraktığı hukuk ve nizam anlayışının takipçisi bir tavır sergileyecektir.  Gerçekten de vasiyetin gereğini (suçların şahsiliği prensibini) yerine getirip Hz. Ali (k.v.)?i şehit eden İbn Mülcem?i idam ettirir de.

         Kelimenin tam anlamıyla Hariciler anarşizm ve nizamsızlıklarıyla Müslüman kanı akıtmışlardır.  Yetmedi Hz. Ali (k.v) gibi ilim hikmet kapısı bir Emir?ül Mümin?i  (Devlet Başkanını) bile küfürlükle itham edip şehit etmeleri hainlikte sınır tanımadıklarının bir göstergesidir. İşte nizam karşıtı olmak böyle bir şeydir,  bir bakmışsın tipik kabilevi ve aidiyet hisleriyle hareket ederekten Allah'ın Aslanı Hz. Ali'ye bile suikast düzenleyip cinayet işleyebiliyorlar. Maalesef ufuksuzluk, dar görüşlülük ve ilimden yoksunluk Haricileri Nizam-ı âlem karşıtı konuma getirebiliyor.  Yukarıda da belittik ya,  haricilik başkaldıran ve nizam karşıtı hareketin adıdır. Şayet Hz. Ali (k.v.)?de tıpkı Hariciler gibi kabilevi ruhla hareket etseydi hilafet meselesinde bir Haşimi olarak, Emevi kolundan Hz. Osman?a itiraz edip nizamsızlığın öncüsü olacaktı, ama o öyle yapmayıp nizami ve kurallı davranmanın gereğini yerine getirmiş ve Hz. Osman?ın yanında yer almıştır. Üstelik yumuşak tabiatlı Hz. Osman'la (r.a.) zaman zaman istişare ederek nizamsızlığa ve fitneye (anarşi) karşı uyarmış bile.  Derken Hz. Osman (r.a)?ın şahadetinden beş gün sonra seçimle Emir?ül Mümin olarak idareyi ele alır almaz ömrü boyunca Allah?ın ahkâmını tesis için nizam mücadelesi içerisine girmiştir. O?na da bu yakışırdı zaten.

        Hâsılı kelâm; Hz. Peygamber?le (s.a.v.) başlayan ?tenzil? mücadelesi, Hz. Ali (k.v.) ile ?tevil? mücadelesine dönüşür.  Belli ki; tenzilin ve tevilin de bize bıraktığı en büyük miras;           Îlây-ı Kelîmetullah için Nizam-ı âlem davasıdır.

          Vesselam.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1808/hz-ali-ve-nizam-i-alem

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM