ÇANAKKALE, KUTÜLAMÂRE, KUDÜS ve.../ SİNEMADAKİ HAÇLI SEFERİ

Bu yazıyı okumadan evvel World War Z filmi hakkında yazdıklarımı okursanız iyi olur. O yazıda bu filmi tersinden okuyup bize uyarlamaktan bahsetmiştim.

Filmde şöyle bir sahne var. Zombiler, ortada kalan bir çocuğa hiçbir zarar vermiyorlar. Yanından geçip gidiyorlar.

Bir asırdır türlü türlü zombi / haçlı saldırısına ma’rûz kaldık. Bunun en kötüsü, sinemadaki haçlı savaşıydı. Çünkü zihinlerimizi iğfal etti; rüyâlarımızı çaldı. 1924’de Ahmet Hikmet Müftüoğlu, sinemadaki haçlı seferine dikkat çekmişti. Gerçekten çok erken bir teşhis ama nedense tam anlamıyla uyanamadık.

Haçlı saldırıları, filmdeki çocuk gibi bünyesi sağlam olanlara bir şey yapamadı. Nedir o bünye sağlamlığı? Târih bilinci. Kim olduğunu ne olduğunu bilirsen, hâfızanı diri tutarsan kimse bir şey yapamaz. Kalbi ve beyni uyanık insanlar sâyesinde ayakta kaldık. Onlar, hem dışımızdaki hem içimizdeki haçlılara direndiler.

eryaman escort escort eryaman eryaman escort bayan

Ayakta kalmamızın, hâfızayı diri tutmamızın en mühim kilometre taşı, Çanakkale’dir. Çünkü haçlılar, hâfızamızı yok etmeye oradan başladılar.

İngilizler, Mondros Mütârekesi’nden sonra 1915’de geçemedikleri Çanakkale’yi işgal edince Kanlısırt Âbidesi’ni havaya uçurup kendi âbidelerini diktiler. Bir de üzerine Lozan’da bölgeye konulan yasak geldi. Bundan sonraki görev sinemacılardaydı. Biz, destanını yazdık; onlar, filmini çektiler.

Son 15 yıldır ciddi bir Çanakkale uyanışı var. Sinemada ise yeterli olmasa da bu uyanışa destek veren yerli filmler çekildi. Çanakkale’ye uyandıkça hâfızamız berraklaşıyor, kuvvetleniyor. Daha da kuvvetlenecek inşallah.

Elin oğlu da boş durmadı elbet. 100. yılın rövanşına çok sıkı hazırlandı. Sinemaya milyonlarca dolar yatırdı. Târih bilinci olmayanları zombileştiren filmler çekti. Yüzüklerin Efendisi, başlı başına bir haçlı seferiydi.

2014’de The Water Diviner diye hâin bir film çekip dostluk filmi diye yutturmaya kalktılar. Güya Çanakkale filmiydi. 2015’e, yâni Çanakkale’nin 100. yılına böyle girdik. İçinde resmen darbe mesajı veren The Water Diviner, gişe yapmadı; müjdelediği darbe de başarılı olamadı çok şükür.

Yüzüncü yılında Çanakkale’yi biliyorduk. Kutülamâre’ye uyandık. Şimdi sıra Kudüs’e geldi. İngilizi, siyonisti tanıdıkça daha da uyanacağız. Seneye Bakü’de Nuri Paşa’ya uyanacağız.

Asıl önemlisi Fahreddin Paşa ve Medine Müdâfaası. Niçin önemli? Çünkü haçlılar, Kudüs’ü, Şam’ı, Bağdat’ı kirletirken Türklerle Araplar, omuz omuza, ümmet bilinciyle Medine’de direniyorlardı. Bunu idrak ettiğimizde çok şey değişecek. Bizdeki Arap düşmanları, Araplardaki Türk düşmanları susacak. İngilizin ektiği fitne son bulacak.

Devletimiz, rahmetli Metin Erksan'ın da hayâli olan Medine Müdâfaası filmini teşvik etmeli. Müdâfaa'nın 100. yılına hazırlanmalıyız.

…….

ARABİSTANLI LAWRENCE

1962 yılında çekilen Arabistanlı Lawrence filminin yönetmeni, David Lean’di. Lean, Çanakkale’yi işgal eden haçlılara ağıt yakan Tell England filminin yönetmeni Anthony Asquith’in yetiştirmesiydi. Filme, bilmem kaç dalda oskar verildi.

Türkleri, Arap düşmanı, tecâvüzcü olarak gösteren filmde, kısa bir sahnedeki tesettürlü bir iki kadından başka kadın oyuncu olmaması dikkat çekiciydi. Yâni Arap ülkelerinde seyredilebilmesi için gerekli tedbir alınmıştı. Bu filmi seyreden Arapların Türkleri sevmesi mümkün değil. Türk-Arap düşmanlığını körükleyen bir filmin 1967 Arap-İsrail savaşından evvel piyasaya sürülmesi ilginç bir zamanlama değil mi?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1798/canakkale-kutulamre-kudus-ve-sinemadaki-hacli-seferi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar