AH KUDÜS!

Kudüs, tarihin en kanlı coğrafyasıdır. İbrahim’in Hacer’den olma İbrahim ve Sara’dan olma İshak adlı çocuklarının soyundan gelenlerin kavgasına sahne olan acılı toprak!...

Bir yanda İsmail’in çocukları olan Araplar, öbür tarafta İshak’ın çocukları olan Yahudiler!... Binlerce yıl süren kavga… Binlerce insanın öldüğü savaşlar…

Her kavga, kutsal topraklara sahiplenme kavgası… Stratejik bir yer değil Kudüs; maden ve tarım şehri de değil… Denizcilik için önemi yok… Tek önemi 3 büyük din için önemli ve kutsal bir mekân olması.

Önce İbrahim ve İshak’ın çocukları kavgaya tutuştu, bu şehir ve çevresi için… Kan, o zaman akmaya başladı ve bugüne kadar hiç dinmedi.

“Uruşalim” oldu adı ve kana bulandı toprakları…

“Yeruşalim” oldu, gene hâlâ kanıyordu bu topraklar…

“Dârüsselam” oldu, gene kanadı, gene hüzünler toprağı oldu o coğrafya.

Oysa “Uruşalim” iken de, “Yerüşalim” iken de “Dârüsselam” iken de adı hep “barış diyarı” demekti. Adı “barış diyarı oldu ama bahtına hep savaş ve kan düştü bu toprakların.

“Kutsal memleket” demek olan “Kudüs” oldu adı ama kan gene de dinmedi…

Milattan önce 7. yüzyılda Babil kralı Buhtunnasr (Nabukadnezar) geldi bu topraklara… Bütün Yahudileri bu topraklardan sürdü. Sara anamızın çocukları, sadece hikâyelerini yanlarına alarak bu toprakları terk ettiler. Hacer anamızın çocukları kaldı bu topraklarda…

Bu toprakları sadece hikâyelerini alarak terk eden Sara anamızın çocukları, dünyanın dört bir tarafına dağıldılar ama o hikâyeler vasıtasıyla bu topraklara hep bağlı kaldılar. Buhtunnasr , 7. yüzyılda Sara anamızın çocuklarını bu topraklardan çıkarmakla, çözümü ertelemiş oldu. Şayet Buhtunnasr sürgünü yaşanmamış olsaydı, İshak’ın çocukları ile İsmail’in çocukları o yüzyıllarda çözümü bulacak ve muhtemelen o coğrafya gerçekten “barış diyarı”, yani “Dârüsselam” ve “Kudüs” olacaktı…

Ama olmadı!...

ROMALILARDAN OSMANLIYA KUDÜS

Önce Romalılar ve Persle gelip gitti bu topraklardan… Kan oluk oluk aktı…

Sonra Hristiyanların Haçlı seferleri ile daha da kanlı günlerin yaşanmasına yol açtı. 1090’larda Avrupalı Hristiyanlar geldiler… Kan gene oluk oluk aktı…

“Şarkın sevgili Sultanı Selahaddin” geldi 1187’de. Büyük savaş oldu ve Kudüs fethedildi… Kan, hâlâ oluk oluk akıyordu…

Sonra Fatımîler geldi geçti… Kan hiç durmadı…

Ne zaman ki Yavuz Sultan Selim, 1517’de Kudüs’ü feth etti; işte o zaman bu topraklar, yüzyıllardır hasret kaldığı barışa kavuştu.

Üç dinin kutsal şehri, Osmanlı zamanında, tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar barış içinde yaşanan bir şehir oldu. Eski mabedlerin yanında yeni mabedler de yapıldı; harabe olan mabedler tamir edildi; surlar tekrar ayağa kaldırıldı...

BUHTUNNASR’DAN KRALİÇEYE KUDÜS

“Barış şehri”, 400 yıllık barış döneminden sonra 9 Aralık 1917 günü İngilizlere teslim edildi. Mekke’yi, Medine’yi, Şam’ı, Haleb’i canı bilen Türkler, Kudüs için de çok direndi ama ne yazık ki şehir İngilizlere teslim edilmek zorunda kalındı.

Buhtunnasr’ın Milattan Önce 7. Yüzyılda ertelediği barış, değişen dünya şartlarında daha da çözümsüzleşti ve daha da giriftleşti. Taraf sayısı arttı. Milattan Önce İsmail ve İshak’ın çocukları kavga ederken, 20. yüzyılda İngiltere ve Amerika da kanlı kavgaya dahil oldu. Yeni müdahiller 1948’de, vaktiyle hikâyeleriyle bu topraklardan gidenleri, o hikâyelerin izleri bu topraklara döndürdü. 1500 yıllık ayrılıktan sonra İsmail ve İshak’ın çocukları daha kanlı bir kavgaya tutuştular.

ÇAĞIN BUHTUNNASR’I TRUMP MI?

O topraklar, gene kanla sulanmaya başladı.

Amerika, Kudüs’ü İshak’ın çocuklarının başkenti olarak tanımakla, yüzyıllardır akan kanın daha da şiddetli akmasına yol açacağa benziyor. Şimdiki çağın Buhtunnasr’ı da Trump olacağa benziyor ve bu defa sürülenlerin İsmail’in çocukları olması için İshak’ın çocukları ile kraliçenin çocukları ve kovboylar ellerinden geleni yapmaya çalışıyor.

Fakat başaramayacaklar!...

Kudüs bizim kırmızı çizgilerimizden biridir ve bu kırmızı çizgi, Selahaddin Eyyübi’den beri insan kanı ile çizilmiştir. Selahaddin ve Yavuz’un askerlerinin kanı orada duruken, çağın Buhtunnasr’ına sürgün fırsatı vermeyiz!...

Kudüs’ün “Dârüsselam” olarak kalması kesinleştirilinceye kadar, direnmemiz devam edecektir!...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1794/ah-kudus.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar