İSTİKÂMET YAŞAYAN KÜTÜPHANELER!

Şair Eyyüp Akyüz, “Biri Beni Onarsın” adlı kitabında yer alan “Yetim” adlı şiirini, “Zenginim fakat yetim/ Halkın uğramadığı halk kütüphaneleri gibiyim” mısraları ile bitirir.

Şiirin kendi bağlamındaki anlamı bir yana, son mısra, ülkemizin önemli bir eksikliğine tüm yalınlığıyla işaret ediyor. Eğip bükülecek, tevil edilecek yanı da yok bu durumun. Kütüphane kullanımı konusunda hiç de iyi durumda değiliz.

Üstelik bu eksiklik hemen her toplumsal kümede açık biçimde gösteriyor kendisini. Bir kesimde biraz daha az, diğerinde daha çok. Ama öyle…

Mavi yakalılarda kütüphane kullanma oranı düşük de, beyaz yakalılarda çok mu yüksek? Sporcular çok az kullanıyor da, sanatçıların bu konuda başı göğe ermiş halde mi? İlk ve ortaokul mezunlarında “kütüphane” deyince, “o da ne” cevabı alınıyor da, üniversite mezunu profesyonellerin ikinci adresi halinde mi kütüphaneler?

Ne yazık ki, sorular ne kadar çeşitlendirilse de, sonuç çok da büyük bir değişiklik içermeyecek. Özetle, kütüphane kültürüne epeyce uzak bir milletiz vesselam.

…..

Bunun en net, açık ve geniş fotoğrafı ise, halk kütüphanelerinde kendisini gösteriyor. Rakamlar yalan söylemez!

Halk kütüphaneleri ile çocuk kütüphanelerinden sorumlu devlet kurumu olan Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü (KYGM) tarafından uzman bir ekibe hazırlatılarak 2011 yılında yayımlanan Türkiye Okuma Kültürü Haritası konuyla ilgili geniş kapsamlı bilgiler içeriyor. Etraflıca denilen türden…

O kadar ki, ülke çapında, 7 coğrafik bölgeden 26 ilde yapılan çalışma kapsamında, 7’den 70’e 6212 kişiyle yüz yüze görüşülerek anket uygulanmış. Ağrı’dan Tekirdağ’a, Ankara’dan İstanbul’a, Erzurum'dan Bursa'ya… Köyden (%3,65) kasabaya (%6,28), kentten (%23,21) büyükşehire (%66,85) … Öğrenciden ev hanımına, işçiden yöneticiye, doktordan subaya, avukattan sanayiciye, öğretmenden sanatçıya, berberden çiftçiye…

İşbu geniş kapsamlı çalışma aracılığıyla, toplumumuzun kitap okuma ve kütüphane kullanma alışkanlıklarını belirleyebilmek, bu konudaki ülke fotoğrafını çekmek murad edilmiş.

Söz konusu kıymetli çalışmadan elde edilen verilere göre, halkımızın sadece %30.99’u yakın çevresinde bir halk kütüphanesi olduğu bilgisine sahip. Yani çoğunluk itibariyle, yakınımızdaki halk kütüphanesinden bile haberdar değiliz.

Şükür ki, yerini bilmiyorsa da, %53.07 oranındaki kesim, halk kütüphanesi hizmetlerinin ücretsiz olduğunu biliyor.

Bunu bilmekle birlikte, “kitaplar pahalı” diye dert yanan halkımız, bu imkândan yararlanarak, okumak istediği kitapları ücretsiz şekilde ödünç almak yerine, korsanlardan kitap almayı tercih ediyor. En azından bazıları…

Yazık ki, aynı halkın %95.9’u halk kütüphanelerine üye değil. Bir başka ifadeyle, ülke genelinde halk kütüphanelerine üye olanların sayısı yok denecek kadar az.

Üzülerek ifade edelim ki, halkımızın %88.79’u “halk kütüphanesinden yararlanıyor musunuz?” şeklindeki soruya da “hayır” cevabı vermiş. Evet, ne yazık ki, halk kütüphanelerinden yararlanmıyoruz!

….

İşte böyle! Kütüphane kullanımı ve genelde kütüphane kültürü başlığında sınıfta kalmış durumdayız.

Fakat bütün bu acıklı tabloya rağmen, karalar bağlayıp oturacak mıyız? Tabii ki, hayır!

Zira ilgili kurumdan (KYGM) halk kütüphaneleri odağında sevindirici haberler gelmeye devam ediyor. Elbette halk kütüphanelerinin bünyesinde yer alanlarla birlikte, bağımsız binaları bulunan çocuk kütüphaneleri bağlamında da…

Üç hafta önce Çocuk Kütüphaneleri Çalıştayı düzenleyen KYGM, geçen hafta da (8-9 Aralık 2017) Halk Kütüphanelerinde Mimari Uygulamalar Çalıştayı düzenledi.

KYGM, kütüphane hizmetlerinin beş ana unsurundan biri olan binanın, sadece bilgi kaynaklarının korunduğu mekânlar olmaktan öte, “kentin kültürel simgelerinden biri olan, kullanıcı üzerinde iz bırakan, modern araç-gereçlerle donatılmış estetik ve işlevsel mekânlar haline getirilmesinin” önemli öncelikleri arasında olduğunu ilan etmiş çalıştay duyurusunda. Son derece şeffaf, anlaşılır ve hedef belirten bir yaklaşım.

…..

Mimari çalıştayındaki konu başlıklarına ve hem akademiden hem de sahadan gelen katılımcıların özelliklerine bakıldığında, yapılan çalışmanın ne denli önemsendiği ve en nitelikli verilere ulaşmayı hedeflediği çok açık ve net biçimde görülebiliyor.

Nitekim bu “yüksek katılımcı niteliği”, taslağın taslağı düzeyindeki çalıştay sonuç raporuna bakıldığında bile açıkça görülebiliyor. Sonuç raporu taslağına yansıyan “öncü veriler” dahi heyecanlanmamıza ve ümitlerimizi yeşertmeye fazlasıyla yetecek türden.

Gelin bir de bunlara bakalım… En azından bir kısmına…

…..

Kütüphaneler toplumun temel ihtiyacıdır. Bu kapsamda, (…..) şehir planlamada sosyal donatı alanları, eğitim kurumları ve ibadethaneler gibi, kütüphanelerin de yer alması gerekmektedir.

“Kentsel dönüşüm salt fiziki anlamda olamaz; sosyal dönüşüm için kütüphane hizmetleri de sağlanmalıdır. Bu çerçevede, kısaca TOKİ olarak bilinen toplu konut ve kentsel dönüşüm projelerine kütüphaneler de dâhil edilmelidir.”

Halk kütüphaneleri; çocukların, gençlerin, yetişkin ve yaşlıların kütüphane içerisinde dinlenme, öğrenme ve eğlenme ihtiyaçlarını giderecek bir iletişim merkezi olarak planlanmalıdır.

“Kütüphanelere, ev ve iş yeri/okuldan sonra, insanların gitmek isteyeceği ‘3. Mekân’ olma özelliği kazandırılması, fiziksel kullanımını artırıcı bir unsur olacaktır.”

“Halk kütüphanelerinin yapılacağı alanlar kentin en prestijli yerlerinden seçilmeli; kütüphaneler, şehir içinde görünür olmalı; rahat ulaşabilecek yerlerde bulunmalıdır.”

“Dünyadaki genel eğilim, kütüphanelerin işlevsel ve ferah mekânlar olarak inşa edilmesi yönündedir. Ülkemizde de öyle olmalıdır.”

Kütüphanenin iç ve dış mekânında çocuklar için oyun alanları bulunmalıdır.

“Halk kütüphanelerinin iç mekân tasarımında uluslararası standartlar dikkate alınmalıdır.”

Kütüphaneler farklı toplumsal grupların, çeşitli amaçlarla (sanat, spor, müzik, edebiyat vs.) bir araya geldiği sosyal mekânlar olmalıdır.

“Halk kütüphaneleri, yaşam boyu öğrenme konusunda aktif rol almalı; bu bağlamda, bilgi okuryazarlığı eğitimi de halk kütüphanelerinin işlevleri arasında düşünülmeli; ayrıca kütüphane içerisinde çeşitli kursların (yabancı dil, teknoloji okuryazarlığı, ebru, hat vb.) yapılabileceği uygun mekânlar tasarlanmalıdır.”

…..

Burada yer verilemeyen rapor maddelerine bakıldığında da, açıkça görülebiliyor ki, çalıştay kapsamında, halk kütüphanelerinin Yaşayan Kütüphaneler olarak yapılandırılması noktasında; gençler de ele alınmış, çocuklar da, yaşlılar da, bebekler de…

Kitap ve bilgi odaklı hizmetler de tartışılmış, teknoloji merkezli yenilikçi hizmetler de…

Afet yönetimi de düşünülmüş, riskler de, iş güvenliği de…

Yeşil kütüphane üzerinde de önemle durulmuş, akıllı binalar başlığında da...

Sözün özü, KYGM’nin istikameti, milletimizi Yaşayan Kütüphaneler ile buluşturmak yönünde…

Başta KYGM yöneticileri ve personeli olmak üzere, bu yolda gecesini gündüzüne katarak çalışan kütüphanecilerin, mimarların, edebiyatçıların, psikologların, çocuk gelişimcilerin; kısacası saydığımız, sayamadığımız cümle ilgili uzmanların ve kütüphane dostlarının yolu açık olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1793/istikmet-yasayan-kutuphaneler.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Mustafa Işık
14.12.2017 02:34
Kaleminize sağlık...

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar