PARTİ PÜRTÜ
Nusret Çiçek

PARTİ PÜRTÜ

İngiliz afyonu ile uyuşturulmuş ittihatçı tosuncuklar, ecnebileşmenin temeli üzerine inşa ettikleri yeni düzende  partileşince bir iş başardık gibisinden  ağızları kulaklarına varmıştır. Hani AB müzakerelerine kabul edileceğiz diye davul zurna  bayram yaptığımız gibi … 

Bu millet neresinden darbe yemişse orası bayramlaştırıldı.

Anlamadan dinlemeden o günlerde balkonlarımıza bayrak asarız.

...

Tanzimat denilen paçavra sonrasında  önce particilik sonra da pürtücülük  yol bulunca  namlular doğrudan payitahta yöneltildi. “Ey koca Hünkâr, in aşağı!” dediler.

Çünkü Hünkâr olduğu sürece İsrail diye bir şey olamazdı.

İndirdiler, peşinden topraklarımız gitti, parçalara ayrıldık...

Demokrasi diyerekten partileştik pürtüleştik.

Şimdi de Anitkabiri 6 milyon insan ziyaret etti diye övünüyoruz.

Mezar övünücülüğü...

Aslında ziyarete gelenlerin ekseriyeti çoluk çocuk, Atatürkçü ve de Kemalist öğretmenlerin azizliği. Kışın dondurucu soğuğunda otobüslere bindirdikleri çoluk çocukla sayı dolduruyorlar.

Cuma günü halk camilere koşarken onlar da kabir ziyaretinde.

Bu kişilerin Fatih, Yavuz, Abdühamit gibi dehalarla sayı doldurma gibi bir işleri olamaz. Oraların semtine bile uğramazlar. Yeter ki İslam’dan kim ki uzaklaştırmayı yeğlemiştir, ona karşı olan vefa borçları hiç bitmez tükenmez. Mezar sevicileri, müstemleke zihniyeti...

...

Bu millet 1950 seçimlerinde  İsmet Paşa saltanatını devrildi diye rövanşı sayılan  27 Mayıs darbesinin acısı yüreklerimizi yaktı. Demek istendi ki biz size demokrasi falan diyerekten parti kurdurmuşsak da fazla ileriye gidin demedik. Dönün bakalım gerisin geriye.

Elli yıl geri gittik...

Batılı anlamda partiler olmadan pürtücülük denilen cepheleşmek olmaz. Görülüyor, nerede  on Müslüman varsa ona bölünmüş, bölük pörçük, o köşe senin bu köşe benim diyerekten vuruşurken  İsrail öte taraftan Mescid-i Aksa’ya bayrağını dikiyor, Filistin halkına zülmediyor....

Siz pürtüleşin, biz de işimize bakalım” diyor.

İşlerine çok güzel bakıyorlar, hem de bize reva gördükleri  “pürtücülük” sayesinde. Gavur’un İslam alemine soktuğu  paslı çivi(pürtücülük) giderek derinleşiyor.  Bu pası gideremediğimiz, yanı particilik denilen belayı başımızdan savmadığımız sürece bize huzur yok.

Bakın bakalım, Yahudi, Yahudi ile hiç kapışıyor mu, pürtüleşiyor mu?

Yahudi pürtüleşmiyor, üstelik Tevrat’ın önerdiği  “rızkın onda dokuzu ticarettedir” kuralına sıkı sıkıya bağlıdırlar. Sen gümrük memuru olacağım diye yedi kapıya değnek çalarken o ithalat ile  ihracatı yönetiyor, imal ediyor, pazarlar kuruyor… Sen savaşıyorsun o tabut yapıyor, mezar yeri alıyor.

Hani Kur’an’ımız  istişare diyordu!

Evet diyor amma, mağlup olarak katıldığımız lozan masasında Batının demokrasi sakızından çiğneyeceğiz diye adamlara söz verdik,  altına da imzamızı attık.

Adını da zafer koyduk.

Yunanı da patates çuvalları gibi Ege’den denize döktük!

Bu kadarı yetemez mi!

Kendini oldukça uyanık gören Dursun emice de karayollarına kazık attığını sanarak demişti ki:

“Ula uşaklar! Biyor musnuz, Attum havu kara yollarına bir kazuk.”

“Hele anlat nasıl oldu emice?”

“Nasıl olacak, aldum gidiş geliş bileti gittim bir daha dönmedum!”

Sade biz değiliz, İngiliz işgal egemenliğine maruz kalan Osmanlı toprakları  Avrupalılaşmak, bir nevi gavurlaşmak, laikleşmek  safsatası adına gidiş geliş bileti alırlar, giderler bir daha dönmezler.

Çünkü Mekke ve Medine, bugün bile İngiliz işbirliği kontrolündedir. Bir yandan petrolü, diğer yandan haç gelirlerini kasalarına indirdikleri için krala ses çıkarmıyorlar.

Kral velinimet, dandı çeşmesi…

Şimdi de Mecid-i Aksa için aynı planı uygulayacaklar. Göreceksiniz, dedikleri ni yaptıkları taktirde Mescid-i Aksa’yi ziyaret etmek eskisinden daha lüks, daha şatafatlı, daha kolay olacak.

Hatta  fırsat kollayan içimizde çokları Kudüs turizminde yarışacaklar.

O zaman yapılacak tek şey; particilik pürtücülük yerine yerli akıl, istişare, liyakat, beceri…

Öte yandan İslam âlemine düşen görev,  ilahi kelimetullahı hakim kılmak adına bir takım tedbirlere tevessül etmek. Mesela en azından on yıl haç ve umre seferlerini ertelemek.

Bu kaynak  kurutulduğu taktirde  Pentago’nun kulakları düşer, gelir kapısının kapanmasına dayanamaz. Kudüs’e karşı takındığı ihanetinden geri adım atar.

...

Değilse, kuru kuruya bağırmakla çağırmakla bir yere varılmaz.

Partileşmezsek, pürtüleşmezsek, bölünmezsek söz sahibi oluruz.

Değilse Kudüs, çoktan gider; sıra, Mekke ile Medine’ye gelir.

 

 

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500