KUDÜS ALINAN FİYATA VERİLİR

Amerika Başkanı Trump’ın Kudüs’ün İsrail’in başkenti olarak tanıyıp oraya büyükelçi atayacağını bildirmesi, bölgede öteden beri var olan ateşe benzin dökmek anlamına gelecektir.

Anlaşılan iç siyasette köşe sıkıştırılan Trump, kendini kurtarmanın bedeli olarak Kudüs’ü trampa etmektedir. Bu öyle kolay ve düşüldüğü gibi basit olmayacaktır. Ama günümüzde Müslümanların dağınık ve perişan hallerini düşününce, bazılarının cesaretinin arttığını düşünüyorum.

Kudüs, Resulullah’ın Mirac’a çıktığı belde olması ve Mescid- Aksa’dan dolayı Müslümanlar için, Hz. İsa’nın doğduğu yer ve oraya izafeten kurulmuş olan Doğuş Kilisesi’nden dolayı Hıristiyanlar için, Hz. Süleyman’ın mabedinin son duvarının bulunduğu düşülen mekân itibariyle Yahudiler için kutsal bir şehir kabul edilmektedir.

Kudüs, yüzyıllarca Müslümanların yönetiminde kalmıştır ve üç büyük dinin mensupları yan yana rahat yaşayabilmişlerdir. Kudüs’ün ilk kez Fethi esnasında Patrik ile beraber Hz. Ömer, kutsal yerleri ziyaret etmiş ve anlatılanlara göre onlar Doğuş Kilisesi’ndeyken Patrik, Hz. Ömer’e namazını orada kılmasını rica etmişti. Fakat Hz. Ömer ihtiyatlı davranarak bu teklifi geri çevirmişti. Orada namaz kılması durumunda, Müslümanların sonradan burayı kendi ibadethaneleri olarak görme ihtimalinden endişe ettiğini ifade etmişti.

Hz. Ömer’in bu hassasiyetini Batı dünyası ne Kudüs ne de başka bir kutsal mekân için hiçbir zaman göstermemiştir.

Ama birilerinin tarihi hakikatleri iyi bilmesi lazım. Trump’a Sultan Abdülhamit Han’ın hatıralarında söylediği şu sözü hatırlatması gerekiyor: “Kudüs bizim için Mekke’den sonra gelen ikinci mübarek şehrimizdir. Etrafı Müslümanlarla çevrili olan şehri neden Hıristiyanlara terk edelim? İsteyen istediğini söylesin, fakat mukaddes toprakların sahibi olmak hakkı her zaman bizim olmuştur ve böyle kalacaktır.” Hıristiyanlara terk edilmeyen bu şehir, Yahudilere de ter edilmeyecektir.

Öteden beri Yahudilerin bütün gayeleri, Kudüs’teki Süleyman Mabedini yeniden inşa etmektir. Elbette bunu yapmak için gözlerini Mescid-i Aksa’ya dikmişlerdir. Bugünlerdeki gayretlerin önemli bir kısmı, bunu gerçekleştirmeye matuftur.

Kudüs için şu tarihi gerçeği buraya aktarmak bazı hakikatleri hatırlatmanın tam zamanıdır:

Fransa Başvekili Compte de Montauban’ın hususi sekreteri Felix de Palitan anlatıyor: Fransa, Süveyş Kanalı’nı açtırmak, Girit’i Yunanistan’a vermek, Kudüs’teki mukaddes yerlerin Katoliklere ait olanlarının idaresini eline almak gibi Bab-ı Ali’nin kolaylıkla kabul edemeyeceği arzularını, Sultan Abdülaziz’in Paris seyahati münasebetiyle tazelemek istemişti. İmparator III. Lui Napolyon, Fuad Paşa ile konuşurken, bu meselelerin Osmanlı Devleti için zaten birer dert olduğunu söyleyerek der ki: “Yorgun omuzlarınızdan bu illetleri atınız. Devletinizin ne kadar zayıfladığı bütün dünyaca biliniyor.”

Fuad Paşa güler:

“Haşmetpenah!. Siz bendenize Türkiye’den gayrı bir başka devlet gösterebilir misiniz ki, üç yüz yıldır, dışarıdan sizler, içerisinden bizlerce devamlı tahribe mukavemet edebilmiş olsun… Evet, üç yüz senedir siz dışarıdan, bizler içeriden bu devleti yıkamadık, hatta sarsamadık.”

İmparator, Paşa’nın bu zarif fakat tarih hakikatlerini kucaklayan cevabı üzerine kahkahalarla güler ve hemen arkasından sorar:

“Girit’i kaça satarsınız?”

Fuad Paşa, Türklerin yirmi beş yıl savaşarak ve oluk oluk kan dökerek fethettikleri ada için şu değeri biçer:

“Aldığımız fiata!..”

Başta Amerika ve avaneleri bilsin ki, bu iş oldu bittilerle olmaz! Kudüs de alınan fiyata verilecektir! Bu böyle bilinsin..

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1768/kudus-alinan-fiyata-verilir.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar