PETROL KOKUSUNA KOŞAN KÖPEKBALIKLARI

Bernard Shaw, “Batı emperyalizmi, petrol kokusunu aldığı zaman kan kokusu almış köpekbalığından daha tehlikelidir” der. Yaşananlara bakarsak pek de haksız sayılmaz.

Amerika yetmiş yıllık ticari bolluktan sonra ilk kez 1971 yılında bütçe açığı vermiş ve zarar etmişti. Her yıl bu zarar biraz daha büyümeye başlamıştı. ABD ilk kez ciddi ekonomik meselelerle karşı karşıya kaldığının farkındaydı. Ortadoğu’da petrol üreten ülkeler OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Teşkilatı), İsrail’i desteklemelerinden dolayı Amerika, Batı Avrupa ve Japonya’yı cezalandırmak amacıyla petrol fiyatlarını yükseltmişlerdi.

Bir yıl içerisinde yani 1972 yılında petrol fiyatları dörde katlandı. Hâlbuki 1950 yılına gelinceye kadar bütün petrol ihtiyacını kendi karşılayan Amerika, bu yıllarda artık ihtiyacının üçte birini dışarıdan ithal etmek durumunda kalmıştı. Petrol fiyatlarının bu şekilde artmasıyla servet Ortadoğu’ya kaymış oluyordu.  Bunun üzerine Amerika, çıkarları için müttefiki Araplarla daha yakın ilişki içinde olma yönünde bir politika takip etmeye başladı.

Dönemin hem Dışişleri Bakanı ve hem de güvenlik danışmanı koltuğunda oturan Henry Kissinger, bu politikaları kınıyor ve “alçakça” olarak nitelendiriyordu. Kissinger ve diğer üst düzey yöneticiler, farklı bir tepki vermeyi düşüyorlardı, düşündüklerinin içinde Suudi Arabistan’ı işgal bile vardı.

Gorbaçov’un “Perestroyka” diye isimlendirdiği politikasının sonucunda, Rusya’nın uydu devletleri bir bir bağımsızlıklarını ilan etmelerine karşılık Sovyetlerin bu duruma müdahale etmemesini, Dışişleri Bakanlığı politika planlayıcısı Francis Fukuyama, Batılı liberal demokrasiyi “insan yönetiminin son şekli” diye övdü ve “bu, tarihin sonuydu” dedi.

Eylül 1990’da ABD’nin Dış İlişkiler Konseyi’nde Doğu-Batı Araştırmaları Direktörü Michael Mandelbaum iftihar etti: “Sovyetler, soğuk savaşı sona erdirmeyi mümkün kılmıştır. Bu şu demek: 40 yıldır ilk kez III. Dünya Savaşı’nı tetiklemekten endişe etmeden Ortadoğu’da askeri operasyonlar yapabileceğiz.” Amerika Birleşik Devletleri çok geçmeden bu hipotezi deneyecektir.

Nitekim Ortadoğu’nun ve Kuzey Afrika’nın bazı ülkeleri, fiilen işgal edildiği gibi bazıları da iş savaşla kaosa sürüklendi.

Hatırlarsak, Amerika’nın çiçeği burnunda başkanı Donald Trump, seçilmeden önceki konuşmasında “ABD olmadan Körfez Ülkeleri varlıklarını sürdüremezler” demişti ve körfez ülkelerini “para sahibi olmaktan başka hiçbir şeyler” diye niteledikten sonra 6 Haziran 2017 tarihinde “ülkesinin tüm dış borçlarını onlara ödeteceğini” söylemişti.

Zaten Amerika’nın Ortadoğu batağında 7 trilyon dolar kaybettiğini Trump, geçen hafta attığı tweetlerde ifade etmişti. Bugünlerde gördük ki, önce yaptığı ziyaret ile Suudi Arabistan’a 350 milyar dolarlık silah haracını kesen Trump, Katar’a planlı başlatılan abluka ile de bu ülkeye 21 milyon dolarlık silah satışını gerçekleştirdi.

ABD’nin 32. Başkanı Franklin Roosevelt, nankör kapitalistleri “kendisini boğulmaktan kurtaran kişiyi şapkasını kurtarmadığı için azarlayan yaşlı adama” benzetmişti. Körfez ülkeleri başta olmak üzere bütün Ortadoğu, Amerika’nın ekonomisini kurtarma görevini üstlendikleri halde, şimdi şapka yüzünden şamar yemek üzereler.

Amerika, öteden beri iştahını kabartan İran petrollerini, Rusya’nın engeline rağmen kontrolüne almak istemektedir. Bunun için operasyonu, bölgedeki karakolu mesabesinde olan İsrail ile yapmayı planlamasına karşılık bunun sakıncalarını gözardı edemiyor. Zira İran işi İsrail’e havale edilecek olsa, bütün İslam dünyasının bir blok olarak uyanıp karşı koyma riski her zaman mümkün olacaktır.

İran’ın terbiye edilmesi işi bu vesileyle Suudi Arabistan’a havale edildiğini ve bu operasyonlarda İsrail’in yedekte tutulduğunu görüyoruz. Suudi Arabistan ile bu risk böylece kolayca bertaraf edilmektedir. Şimdi Lübnan ile uğraşılmakta buradan İsrail’e geniş bir alan açılmaya çalışılmaktadır.

Amerika’nın sorumsuz ve ilkesiz politikalarının, bölgede çok sayıda Müslümanın canına mal olması, birilerini incitmeli ve uyandırmalı artık. Yoksa bugün için zaten geç kalınmıştır da, yarın telafisi hiçbir zaman mümkün olmayacak kadar çok geç kalınmış olacaktır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1738/petrol-kokusuna-kosan-kopekbaliklari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar