KÜLTÜRDE NEREYE DOĞRU?
Prof. Dr. Namık Açıkgöz

KÜLTÜRDE NEREYE DOĞRU?

 

 

Hatırlayan okuyucularımız vardır. Birkaç defa “yeşil pop” diye adlandırılan saçmalıkla ilgili yazı neşretmiştim. Kültür adına bir şeyler düşünenler, kültür sancısı hissedenler, yazımdaki görüşlerimi desteklemişlerdi ama maalesef konuya benden başka dikkat çeken yazar olmadığından, beklenen kamuoyu baskısı gerçekleşmemiş ve “yeşil pop” saçmalığına engel olma gayreti görülmemişti.

2002’den önce mevzii bir vaziyet arz eden “yeşil pop”çuluk, Ak Parti iktidarıyla, bir genişleme temayülüne girdi. Başta org olmak üzere Türk müziğine yabancı müzik âletleriyle icra edilen, bazıları aygın-baygın, bazıları marş gibi, bazıları da oyun havası ritminde sözde ilahilerle, lümpen bir müzik kültürü piyasayı kaplamaya başladı. Düğünlerde falan görülen yeşil popçular “İslami oteller”de de arz-ı endam etmeye başladı. Bazı yerlerde, Mevlevî sema’ı halk danslarına döndürülerek lümpenleştirildi.

Şahıslar, gruplar ve özel sektör, kendi imkanlarıyla yeşil pop programları yapar. Keşke nitelikli müzik icra etseler ama ne yapalım, onlar bu işin niteliği peşinde değil de zevahiri kurtarma endişesi taşıdıklarından basite razı oluyorlar. Bizim problem etmemizin sebebi, yeşil popçuların devletin imkânlarıyla besleniyor olmasıdır.

Son 4-5 yıldır, bazı devlet kuruluşları, gençlere yönelik faaliyet yapma amacıyla yeşil popçulara sözde konser verdiriyorlar. Genel pop ve rock konserlerinden tek fark, metinlerde “Kudüs, Mekke, cennet, ya Resullah” kelimelerinin geçmesi.  Müzik de müzik olsa!... Yukarıda dediğim gibi hemen hemen hepsi oyun havası, marş veya aygın-baygın ezgiler. Orkestrada gitar ve org da olunca, mübarek tam bir taverna havasına dönüyor. Sanki piyanist- şantör düğünde icrâ-yı sanat eyliyor. Kısacası müzikten başka her şeye benzeyen bir durum. (Grup Tillo biraz farklı. Orkestrasında org olmasa, gitara razı olacağımız ve özgün ezgi ve ritmli besteler icra ediyorlar. Yani yaptıkları müzik geleneğe yaslanmış ve bir şahsiyeti var.)

Dediğim gibi piyasa işi yeşil pop lümpenleşmenin bir işaretidir. Bunu devlet desteklerse, vahim bir hata yapmış olur ve vaktiyle desteklenen “acısız arabesk” kadar tuhaf olur. Devletin kurumları, binlerce lira vererek yeşil popu desteklemekten derhal vaz geçmeli, nitelikli müzik olgularını desteklemelidir.

ŞİİR DİYE YUTTURULMAYA ÇALIŞILAN ŞEY

Mesela müzikle bitmiyor.

Birkaç sene önce, İslamiyet’i şiirlerle anlatacağı söylenen birini dinlemeye davet ettiler. Kıramadım, gittim…

Gitmez olaydım!...

Ne şiirler şiir, ne muhteva muhteva, ne de sunuş sunuş idi!...

Hilkat garibesi bir durumdu yani. O sunuşu dinleyen biri değil İslamiyet’e ısınmak, tam tersi İslamiyet’ten soğurdu.

Tabii 5-10 dakika ancak tahammül ettim ve ruh sıkıntılarıyla salondan kaçtım…

Evet, koşar adım kaçtım!...

40 yıldan beri şiirle profesyonel olarak meşgul oluyorum, “şiirin hasını ayak  seslerinden anlayacak” kadar birikimim olduğunu da sanıyorum ama o salonda okunanların şiir olduğunu iddia etmek, edebiyatı katletmek demekti.

Geçenlerde aynı şahıs bir daha geldi. Üniversite gençleri salona dolduruldu. Ertesi günü, öğrencilerimiz, gittiklerine bin pişman bir şekilde gelip dert yandılar.

Yerel yöneticilerin bir özrü ve kabahati yok bu tür faaliyetlerde; onlar Ankara’nın istediklerini yapıyorlar.

Ey Kredi-Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü, “Yurtlarda şu kadar genç var. Ne dayarsam yutarlar!...” zihniyetinden lütfen kurtul. Kaliteye ve niteliğe ağırlık ver.

KONFERANS AMA NE KONFERANS!...

Bir başka olay…

Bu defa bir konferans…

“15 Temmuz Ruhu’nun yaşatılması ve necip milletimizin tarihi değerleri ile buluşması amacı ile hazırlanan Şehzade Şehirler Projesi   kapsamında falancanın sunacağı ‘Dünyaya Hükmeden Sultan KANUNİ’ konferansı”…

Buyrun burdan yakın!...

Sanki bizim şehrimizde Kanunî Sultan Süleyman’ı konuşacak hiç kimse yok (Muğla’da 15 akademisyenin hazırladığı bir “Kanunî Yolu” projesinin hayata geçirildiğini belirtelim.) da dışarıdan biri çağırılıyor ve 15 Temmuz, şehzade şehri, dünyaya hükmetmek ve Kanunî bir araya getirilerek “ortaya karışık” bir salata sunuluyor. Kültür ve Turizm Bakanlığının böyle bir organizasyona destek olması, yanlıştan da öte bir durumdur.

Tayyip Bey’in “halledemedik” dediği kültür meselesi böyle amatörlüklerle halledilmez. Hele de müzik ve şiirdeki lümpenleşmeye hiç müsaade edilmemelidir.

Vaktiyle bir yazımda dediğim gibi, iktidar sadece müteahhitleri değil, bizleri; yani kültür adamlarını da dinlerse, kültür konusunda bir mesafe alırız. Yoksa 2019’a giderken lümpenliğin desteklenerek artması, nitelikli insanların kırılmalarına yol açar.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500