NAİM SÜLEYMANOĞLU’NUN ARDINDAN
Doç. Dr. Recep Kürkçü

NAİM SÜLEYMANOĞLU’NUN ARDINDAN

 

Karaciğer naklinin ardından beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma alınan, 50 yaşındaki 'Cep herkülü' lakaplı, 18 Kasım 2017'de, tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Olimpiyat ve dünya şampiyonu eski milli halterci Naim Süleymanoğlu'nun hikayesi, 23 Ocak 1967'de Türk nüfusun Bulgaristan'da yoğun olduğu Ahatlı, Mestanlı'da Türk kökenli bir maden işçisinin oğlu olarak dünyaya gelen Naim Süleymanoğlu, 1977 yılında 10 yaşında haltere başladı. İlk olarak güreş ve futbola ilgi duysa da, vücut yapısı incelenerek haltere yönlendirildi. 1982 yılında henüz 15 yaşında iken Brezilya'da düzenlenen Dünya Gençler Halter Şampiyonasında 52 kiloda iki altın madalya alarak şampiyon oldu. Aynı dönemde silkme kategorisinde vücut ağırlığının üç katını kaldıran ikinci halterci olarak Dünya halter tarihine geçmiştir. 1983 yılında Viyana'da yapılan turnuvada, 56 kiloda sırası ile koparmada 130.5, silkmede 165 ve toplamda da 295 kilo ile on altı yaşında Dünya rekoru kırarak yine şampiyon oldu. Böylece halter tarihinde en genç dünya rekortmeni ünvanını aldı. 1984, 1985 ve 1986'da Bulgaristan mayosu ile Dünya’da yılın haltercisi' seçilen Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye kaçış hikayesi filmleri aratmayacak şekilde cereyan etti. Bulgaristan mayosu ile Dünya ve Avrupa Şampiyonluklarını kazanan Naim Bulgaristan’da el üstünde tutuluyordu.

Dönemin Bulgaristan lideri Todor Jivkov o zamanki adıyla Naum Şhalamanov’a ev ve araba vermişti. Üstelik bir de ancak traktörle gidilebilen Yunanistan sınırındaki Rodop Dağları’nın zirvesine bakan dağ köyüne yol sözü bile almıştı. Bulgar devleti dağ köyüne yol açmak için çalışmalara başlamıştı. Fakat ‘Naum’ çok zaman önce bir karar vermişti. Türkiye’ye iltica edecekti. Bir kere ‘Naum Şhalamanov’ olarak zorla değiştirilip kütüğe işlenen adını Naim Süleymanoğlu yapacaktı. Üç dünya rekoru kırmıştı, üst üste yılın sporcusu seçilmişti fakat buruktu. Bulgaristan’da şampiyon olmaktansa Türkiye’de çöpçü olmak daha iyi diye düşünüyordu. Özgürlüğü adında ve sanında hissetmek istiyordu. Türkiye hakkındaki ilk bilgileri de 1985 yılında Polonya’nın Katoviçe kentinde yapılan Avrupa Şampiyonası’na katılan Milli Takımımızdaki sporculardan elde etmişti.

Naim Süleymanoğlu, 1986 yılında Avustralya’nın Melbourne kentinde düzenlenen Dünya kupasında şampiyon olduktan sonra, tarihe geçen ilticası gerçekleşti. Yabancı ajanslar “Bulgar Halter Takımı’ndan bir sporcu Avustralya’da kaybolmuş” şeklinde duyurmuştu kaçışını. Türk gazeteleri ise ertesi gün Naim’in ilticasının tüm detaylarını yazmaya başlamıştı. Naim Süleymanoğlu, Avustralya’nın başkenti Kanberra’daki büyükelçiliğimize sığınmıştı ve başkonsolosumuz Sahir Armaoğlu’nun evinde misafir ediliyordu. Artık devrede resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve dönemin Başbakanı Turgut Özal vardı. Dünya basını adeta çalkalanıyordu. Bulgar basını, Naim’in iltica olayının perde arkasında Türk Milli İstihbaratı’nın olduğunu yazmıştı. Bulgar basınına göre “Naum Şhalamanov”, baskıyla ve psikolojik telkinle kaçırıldı.

Bulgar zulmünden kaçmak için tam 23 bin kilometre yol yapmıştı  Naim Süleymanoğlu. Özgürlük rotası şöyleydi; şampiyona için Bulgaristan’dan Melbourne gitmişti önce. Ardından da sırasıyla Bombay, Londra ve nihayet İstanbul’a ayak basmıştı ve Başbakan Turgut Özal’ın himayesindeydi ve artık Neum Şalamanov değildi. Giydiği mayo ve göndere çektirdiği bayrağın rengi değişecekti. 

Naim Süleymanoğlu Türkiye’ye iltica edince IWF yönetmenliğinin 16. maddesine göre "göç eden halterciler bir yıl süre ile Uluslararası müsabakalara katılamaz" açıklamasında bulundu. Naim Türkiye’ye iltica edeli bir yıl olmus IWF yönetmenliğinin 16. maddesine göre Avrupa ve Dünya Şampiyonalarına katılma hakkına sahip oldu. Türk vatandaşı olarak ilk müsabakası 1987 Aralık ayında Antalya’daki Uluslar arası halter turnuvası oldu. 60kg sikletinde yarışan Naim, 150+188=337,5kg elde ederek 3 Dünya Rekoru kırarak ayakta alkışlanmıştı.

1988'de Avrupa Halter Şampiyonası'na Türkiye adına katıldı ve üç altın madalya kazandı. Bunun yanında 60 kg'de koparmada 150 kg kaldırarak dünya rekoru kırdı. 1988 yılında Seul’de yapılacak olan Olimpiyatlara katılmak istiyordu. 1988 Seul Olimpiyatları'na Türkiye adına katılabilmesi için Türk hükümetince Bulgaristan'a 1 milyon dolar ödenerek gerekli izin alındı. Bu olimpiyatlarda Süleymanoğlu 60 kg koparmada sırasıyla 145 kg, 150.5 kg, 152.5 kg, silkmede 175 kg, 188,5 kg, 190 kg, toplamda da 320 kg, 339 kg, 342.5 kg kaldırarak 9 dünya 6 olimpiyat rekoru kırarak muhteşem bir zafer elde etti ve böylece Türkiye olimpiyatlar tarihinde güreş dışında ilk altın madalya kazandıran sporcu oldu. Sırada 1992 Barcelona vardı. Koparmada 142.5,, silkmede 177.5 kaldırdı ve 320 kilo kaldırarak olimpiyat şampiyonu unvanını korudu. Yurda altın madalyayla dönen Naim Süleymanoğlu, aynı yıl, Uluslararası Halter Basın Komisyonu tarafından "Dünyanın en iyi sporcusu" seçildi. 1996 yılında Atlanta Olimpiyatları'nda da Naim, 29 yaşında 3'üncü olimpiyat altın madalyasını kazandı. 64 kiloda toplam 335 kilo kaldıran Naim, kendisine ait Dünya rekorunu geliştirdi ve 3 ayrı olimpiyat altın madalya kazanan ilk sporcu oldu. Sıfır çektiği 2000 Sidyney Olimpiyatları'ndan sonra emekliye ayrılan Naim Süleymanoğlu, ardında 3 olimpiyat, 7 dünya şampiyonluğu, 47 dünya rekoru ve sayısız başarılarla birlikte Olimpiyatlarda "Türk Süpermen" diye çağırılan, Time dergisine kapak olan, cep herkülü adıyla anılan, Guinness Rekorlar Kitabı'na giren ve Paraguay'da "Süper Türk" adıyla şahsa özel anı pulu basılan tek Türk; olarak tarihe geçmişti.

Naim Süleymanoğlu; Türkiye ye iltica ederek sadece Türkiye’ye sportif başarılar kazandırmamış aynı zamanda, Bulgar zulmü altındaki soydaşlarımızın geleceğini ve hatta ülkesini demir yumrukla yöneten Todor Jivkov’un da siyasi kariyerini değiştirmiştir. O yıllarda, Bulgar hükümeti, Türk okullarını kapatmışlar, çocuklar okula yazdırılamıyordu. Türkçe gazete çıkarmak yasaklanmış, sünnet yasaklanmış, camiler kapatılmıştı. Türk motifli kıyafet giymek bile suçtu, cenaze yıkamak yasaklanmıştı, İslami usüllerle defin işlemine izin verilmiyordu, Türkçe mezar taşları tahrip ediliyordu, Türkçe konuşmak yasaklanmış, Türk isimleri Bulgarlaştırıldı. Askerler zorla Bulgar isimleriyle dolu listelerden birini seçtiriyorlardı, nüfus cüzdanlarını iptal ettiler, yerine Bulgar isimleriyle yeni nüfus cüzdanları verdiler, Türkçe isimlerin yazılı olduğu eski nüfus cüzdanlarıyla devlet dairesinde iş yaptırılamıyordu, Bulgar ismini kullanmaya mecburdun, öğretmenler sınıfta yoklama yapıyor, Türk çocuklarının ismini Bulgarca okuyorlardı. Türklere işkence yapılmaya ve öldürülmeye başlamıştı. Yıllar sonra Naim: “Türkiye’ye ilticam sayesinde Dünya Bulgaristan’da neler olup bittiğini öğrendi, demokrasinin gelişini hızlandırdı. Kapılar açıldı, ardından da 1989’da büyük göç oldu.” Demişti

Bizlere yaşattığın büyük mutluluklar için sonsuz teşekkürler Cep Herkülü. Güle güle tarihin en başarılı Türk sporcusu. Mekanın cennet olsun inşallah.

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500