ARAPLAR KENDİ HÂLİNE BIRAKILSA......
D. Mehmet Doğan

ARAPLAR KENDİ HÂLİNE BIRAKILSA......

ARAPLAR KENDİ HÂLİNE BIRAKILSA ORTADOĞU'DA, BU DANDİK DEVLETLERİN HİÇBİRİ KALMAZ!

Arapların 1. Dünya Savaşı sırasında bizi arkadan vurup vurmadığını, geçmiş yıllarda çok tartıştık. Elbette gönlümüzü bulandıran bir “Arap isyanı” olmuştu. Sınırlı da olsa böyle bir isyanın vukuu, unutulur gibi değildi. Fakat büyük kitle dikkate alınırsa gerçek anlamda bir Arap isyanından söz etmek mümkün değildir.

Hani bazı müsbet işlere öncülük edenler olur da ondan sonra da bu müsbet işleri işleyenlerin hanesine yazılan sevapların bir kısmı bu mübdiye ait addedilir ya İslâm dünyasında ihanetin öncüsü Hüseyin’in ihaneti de böyle bir şey. Zamane hainlerinin seyyiat hanesine yazılanlar yanında, Hüseyin’in hanesi de boş kalmıyor.

“Hain” kelimesinin karşısına, “Na-Şerif Hüseyin” yazsak yeri var!

Hüseyin’in, Büyük Arap kıralı olma hülyasıyla İngilizlerle işbirliğine girişmesi, velinimeti Osmanlıya karşı isyan etmesi, gerçek anlamda rezilane bir başlangıç. Bugün bunu daha iyi görüyoruz.

Türkler (İslâm’da dava-yı kavmiyet yok ama bu ismi kullanmakta beis yok), İslâm âlemini ve elbette Arap dünyasını bin yıl ayakta tuttu. 20. yüzyılın başında, İslâm dünyasındaki Türk hâkimiyeti kesin olarak sona erdirildi. Peki İslâm dünyası, bilhassa Araplar, kimin hâkimiyeti altına girdiler? Emperyalizmin o sıradaki ağababası İngilizlerin! İslâm dünyası, tümüyle İngilizlerin ve onlarla ittifak içinde olan Fransızların sömürgesi veya mandası altına alındı. Müstakilmiş gibi görünenlerin de buna benzer ilişkiler içinde olduğundan şüphe yok. Meselâ Hüseyin’in devleti bağımsız mıydı? Meselâ Suudların devleti gerçekten müstakil miydi?

Eğer onlar bağımsız idiyseler, dünyada, bağımlı ülke yok demektir!

İngilizler Hüseyin’i kullandılar ve işleri bitince bir kenara attılar. Çocuklarına, küçük bir krallık bahşettiler. Hilafetin İngilizlerin baskısıyla kaldırılmasından sonra, hilafet davası gütmeye kalkışan Hüseyin’e karşı İngilizlerin tavrı ne oldu? Suudları harekete geçirdiler. Hüseyin, daha doğrusu Haşimiler, Mekke’nin, haccın yönetiminde geleneksel olarak yüzyıllar boyunca söz sahibi idiler. Onların hilafet iddiası ciddiye alınabilirdi. Fakat Suudiler, vahhabilik gereği, hilafeti ve haccı önemseyen bir konumda değildiler. O yüzden onların Hicaz bölgesine sahip olması, İngiliz çıkarlarına daha uygun bulundu.

Hicaz, Hüseyin’den Suudlara geçmedi; İngilizlere geçti aslında.

İkinci dünya savaşından sonra dünya patronluğunu, ABD ele aldı. Böylece, “Suudi Amerika” dönemi başladı.

Suudilerin kontrolündeki Mekke’de haccetmenin Müslümanlara nasıl bir zulüm olduğu, pek açık ifade edilmiyor. 21. yüzyıldayız ve dünya yeniden tanımlanıyor. Bu tanımlamanın, İslâm dünyasının ana toprakları üzerinden yapılmakta olduğunu görmemek mümkün değil. Yüz yıl önce Filistin topraklarına ekilen fitne ve küfür tohumları, bugün meyvesini veriyor. İsrail’in güvenliği için Suudiler, bir daha devreye sokuluyor.

Bundan bir süre önce “Kâbe imamı” olduğu söylenen bir zat, ABD’ye ve onun, Müslümanları terörist sayan başkanına dua etti. Bu hayasızlık karşısında, “Kâbe imamının arkasında namaz kılmak caiz mi?” yazımızı yayınladık.

Asla ve kat’a! Kat’iyen ve katibeten!

ABD’nin ve başkanının Müslümanlar hakkındaki yıkıcı projelerini, sağır sultan biliyor, nedense Suudi imam bilmiyor! Böyle bir adamın Müslümanlara imamlık yapması caiz değildir. Onun için kullanacağımız en hafif tabir “münafık”tır!

Sonra “Suudi müftüsü”, İsrail’le savaşmanın caiz olmadığına dair fetva verdi. Nihayet bir Arap ülkesinin generali, İsraille kardeş olduklarını açıkladı. Amerika da ağabeyleri imiş!

Küfür ailesi tektir! İsraille kardeş olanların, bizim kardeşimiz olması mümkün değildir!

“Müslümanlar kardeştir” elbette. Bu şiarı asla unutmuyoruz. Ve tekrarlıyoruz: Müslümanlar kardeştir!

Suudiler, ABD talimatı ile İslâm dünyasına operasyon çekiyor; zulme âlet oluyor. İhaneti görmemek, ona ortak olmaktır! Bu ihanet, Hüseyin’in ihanetinden daha koyu, daha katmerli bir ihanettir! Devrimizde Suudiler, Hüseyin’e rahmet okutuyorlar!

Lânet olsun zâlimlerle işbirliği yaparak mazlum Müslümanların üzerine yürüyenlere!

Gelelim Arapların ihaneti bahsine: Geçmişte nasıl Hüseyin ve hempaları emperyalistlerle işbirliği yaparak ittihad-ı İslâm fikriyatına ihanet etti ise şimdi daha katmerlisini Suudiler yapıyor. İhanet eden Araplar değil, Arapları temsil iddiasında olan züttürük hanedanlar! Arap halkını kendi haline bıraksan, Ortadoğu’da bu dandik devletlerin hiçbiri kalmaz!

E o zaman İsrail’in suyu ısınır. Dolayısıyla bu dandik devletlerin yöneticilerinin varlık sebebi İsrail. Bunu fehmetmeyecek kadar ahmak değiller; bu İsrail aşkı, o yüzden.

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500