BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ

Eklenme Tarihi: 20.11.2017 17:20:58 - Güncellenme Tarihi: 19.02.2020 19:01:46

Bedbaht İnsan Tipolojisi

Bedbaht insan; bu yazıda endüstrileşmenin, iktisadi gelişmişliğin çıkardığı bunalımda olan insan tipi olarak ele alınmıştır. Özellikle burada sanayi devrimi dönemini yaşamış, sadece emeği değil ruhu da yıpratılmış ve çalınmış, iktisaden gelişmiş iyi koşullara sahip bir ortamda yer almasına rağmen ya çaresizlik sendromuna teslim olmuş, şartlandırılmış ve tepkisizleştirilmiş yada serzenişi ve şikayeti bitmeyen, ruhsal patlamalarla var olduğunu hisseden bir tipolojiden bahsedilmektedir.

Sanayi toplumunun ürünü bu tipolojiye kulak verelim ve süreci kendinden dinleyelim, bakalım ne kadar anlayacağız!
"Gel dediler koştum, rahat bir hayatı elde etmek adına. İşsizdim, ticaret mi? Sermaye yoksa o da neydi ki! Kaos belirsizlik, yokluk kuşatmıştı dört bir yanı ve sunulan işin fırsat maliyeti karın tokluğu yada neredeyse açlıktı, sıfırdı!..  O halde; işe asılmalı, kulu kölesi olmalıydım ağır ve kara demir kapılı, yüksek kiremit bacalı kömür kokan fabrikanın, o içine hapseden hatta yutan kasvetli mekanın. Elimle dokunduğumda kışları elime yapışan buz gibi metali, vücut sıcaklığımdan nerdeyse elli kat daha yüksek sıcaklıkta kor ateşlerde erittim, göz bebeklerimi yaksa da, bedenimi kavursa da verilen komuta uydum ve ateşle mücadeleyi oyun haline getirdim kendimce, düşündüğüm ve dikkatli olduğum kadar vardım yada en küçük dikkatsizlikte yoktum, buhardım.  Lakin kitle üretimi, metal ve kültür arasında kesin bir doku uyuşmazlığı olsa da bir yanılsamayla, bir rol bulaşmasıyla sevda haline geldi zamanla, makine sesi, sıcak demir, yağ ve kömür kokusu? Oysaki benliğim adeta mutant bir karaktere dönüşüyor, kromozom sarmalım karışıyor ve yeni bir bileşimle sanayi toplumu çalışanı veya insanı oluyormuşum, fark edemedim...
Ve önce sanayileşmek için buhar gücü gerekti, buhar içindeki ısı enerjisi kinetik enerjiye dönüşmek için pür dikkat bekliyordu. Bunu sağlamak, çarkları çevirmek, makinelere can vermek içinse doğa cömertti, ormanlar ve yer altı ve üstü kaynaklar kömür vardı. Tabii gerekli enerji için ulaşabildiklerimi yaktım, yok ettim ve bunları yaparken cansız da olsa makineler duygularımı bir usta maharetiyle yakıp yok edermiş!
Ayrıca hep gücün sahipleri tanımladılar kimliğimi, yaptığım işi, işçisin emekçisin dediler, kimi sus, kimi koş dedi, makineydim artık bende düşünme yetimi elimden aldılar ve sonra makinenin esiri olarak üretim girdisi hanesine yazdılar adımı...

Enerji olmazsa olmaz! dediler, Yaratanın hizmetime verdiği doğayı elimden alıp benden uzaklaştırdılar. Sermayenin gözü dönmüş erki tarafından bitmeyen kalkınma yarışı çok ciddiye alınıp rekabet ve kâr hırsı en öne geçince; karbon ayak izi hesabı yapar olduk ve tehdit altındaki ozon tabakasının ozanı olmak durumunda bıraktılar. Bununla birlikte gelişmek kaygısında olan her toplumda aynı kaygılar oluştu ve hızla yayıldı, benzer sloganlar yarıştı ?çevreyi, doğayı yeşili, dahası dünyayı koru!?. Bunun adına küreselleşme ve çözüm içinse Sivil Toplum göreve dediler ve hemen her topluma bu deli gömleğini giydirdiler. Oysa ki; gelişmişlerdeki doğa koruma tutkusu bir bakıma "Timsahın gözyaşları" gibiydi. Timsah avının hayatını sonlandırdığında ağlardı ama avı daha fazla ağlardı!  Bir bakıma kazan-kazan'ın diğer karanlık yüzü olarak kaybet-kaybet hayat bulmuştu.  Şimdilerdeyse doğayı, ürettiğim makineden medet umarak onun gölgesinde arıyorum, çalınan duygularımı makine çarklarında, kalıcı bellekte kayıtlı verilere ulaşarak almaya çalışıyorum. Formatlanmış belleği kurtarmak, verileri geri çağırmak mümkün olsa da, sanayinin karası, kromozom sarmalında açılan yaralar ve benliğime kazınan acılı izler yazık ki silinmiyor.
Ve bugünlerde yorulmak bilmeyen, dinlenmeden çalışan robotlar seri üretilip, rakamlarla isimlendirilip yerimi alıyorlar. Şimdilerde bakalım beni avutmak için daha ne masallar anlatacaklar. Belki ?seni makinelerin efendisi yapıyoruz, kıral yapacağız?, diyerek yeniden aklıma girip koşmaya, koşturmaya başlayacaklar. Tabi ki; üretip esiri olduğum makine yeniden bana efendiliğimi teslim mi edecek, yoksa daha güçlü bir bağımlılık mı ortaya çıkaracak göreceğiz.
Artık su üzerine yazmak yerine bugünlerde makine üzerine yazarak kendimi ifade ediyorum ve  kendimi arayışım devam ediyor. Belki de kendimi bulduğumda veya bulmaya çok yaklaştığım bir anda hükümsüz olduğumu anlayacak ve devamen şekil değiştirmiş metale veya dijitale teslim olacağım... Yada zor olsa da en önemlisi yaradılış kodlarıma geri dönecek, aslıma rücu edeceğim?"

Sonuç itibariyle; iktisadi kalkınma pahasına asli ve kadim değerlerden, insandan ve insani değerlerden vazgeçmek söz konusu olamaz. Buna göre değerlerimizi geliştirerek korumak ve yaşatmak için sadece bir değişimin ortaya çıkması yönünde bir temennide bulunmanın ötesinde, insani değerlerin geliştirilmesine yönelik olarak çalışmanın her kesimin en önemli görevi olduğu dikkatte alınmalıdır?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1714/bedbaht-insan-tipolojisi

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

12.02.2020 Birinci Tarım Şurası ve Öncesi
20.01.2020 Bir yenilgi biçimi: 'Daha iyisini yapamam!'
16.01.2020 Uluslararası Antalya Kongresi
14.01.2020 Dijital Dönüşüm Süreci ve Yükseköğretim
22.12.2019 Dünya Tarım Gazetecileri ve Antalya Forumu
07.11.2019 Çelik Metreli Belediye Başkanı - 5
06.11.2019 Trafikte görmezden gelinen gerçekler - 4
16.10.2019 Trafikte kural tanımazlığın anatomisi -3
25.09.2019 'Ben trafiğe karşıyım!' Trafikte insan, kurum ve mevzuat -2
10.09.2019 Trafikte insan, kurum ve mevzuat -1-
21.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
08.08.2019 Tarımda Modernizasyon: Teknoloji ve İnsan
01.08.2019 Kaplıca Kültürü ve Termal Turizm Ekonomisi
14.07.2019 Bilge Ülke Türkiye
04.07.2019 'Gelin Kardeş Olalım!'
25.06.2019 AB?de Tarım ve Sosyal Politika Eşgüdümü
23.06.2019 Altın Susam?in Markalaşma Potansiyeli
10.06.2019 Samimiyet Testi ve Toplumsal Refah!
25.05.2019 Osmanlı?nın Afrika?da Kadim İzleri
05.05.2019 Türkiye?nin Alternatif Turizm Şansı
13.04.2019 Antalya'nın Dördüncü T'si Teknoloji
10.04.2019 Sanayi ve Tarım Politikalarında eş güdüm ihtiyacı
07.04.2019 On beş mart 2019?a dair?
27.03.2019 Halkın feraseti ve beka meselesi!
11.03.2019 İstanbul?un ya da Antalya?nın vefası!
26.02.2019 Kavramlar üzerinden kutuplaşmak!
17.02.2019 Markalaşma ve bir başarı hikayesi!
09.02.2019 Türkiye markası ve zihinsel eşik!
31.01.2019 Eyvah! Saman ithal ediyoruz, tarım sektörü battı
18.01.2019 Rauf Denktaş Stratejik Araştırmalar Enstitüsü
30.12.2018 Akıllı teknolojiler ve tarım 4.0
15.12.2018 Türkiye'nin marka şehir vizyonu
11.12.2018 Türkiye?nin turizm stratejisi ve sosyal politika işlevi
05.12.2018 Türkiye su zengini mi?
30.11.2018 2019 Türkiye ve dünyada Çorum yılı!
11.11.2018 Ulusal ekonomiler ve küresel şirketler
29.10.2018 Türkiye Gemisi 29 Ekimde limanda!
26.10.2018 Araştıma ve Geliştirme Politikaları
13.10.2018 Astronot yada çiftçi olmak!
03.10.2018 Halep?te bilim, savaş, medeniyet!
26.09.2018 İnsan ömrü 280 yıl!
19.09.2018 Pakdemirli ve tarım üzerine
11.09.2018 Kötüyü bertaraf etme reçetesi
06.09.2018 Küresel ısınma insanlık için tehdit mi??
31.08.2018 Dünya Peynir Şampiyonlar Ligi
27.08.2018 Süt sektörü ve peynir vizyonu
16.08.2018 Kaos tellalları!
10.08.2018 Bedirhan bebek!
04.08.2018 Uzman Bilgi ve Tarım Danışmanlığı ?
19.07.2018 Niyet Halis ya akibet!
12.07.2018 Acının günü!
01.07.2018 Prof.Dr. Tauf Nigzes
23.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
21.06.2018 İki seçenek var!
13.06.2018 'Komşu anneye bir kap yemek götürmek!'
12.06.2018 Kent kültürü ve beyin göçü!
30.05.2018 Gezide kaybolmak!
24.05.2018 Antalya?nın bir 'Güzel Ada'sı ?
20.05.2018 Bir Osmanlı güzeli ?Cumalıkızık?
18.05.2018 Üniversite ve yerel dinamikler-2
17.05.2018 Üniversitenin sinerjik etkisi
10.05.2018 Halkın vizyonu ve koltuk kapmaca!
02.05.2018 Başkanlığın götüreceği süreç!
28.04.2018 Zihin Kestiren Sistemler
19.04.2018 Kırın örtülü zenginliği
05.04.2018 Marka Olmak yada Olmamak!
28.03.2018 Yeni kuşak tatlandırıcılar - 2
27.03.2018 Şeker ve Tatlandırıcılar Sektörü
15.03.2018 Hakikaten ?Ne işimiz var Afrin?de!?
05.03.2018 Müttefiğe Zeytin Dalı!
31.12.2017 BİLİMİN IŞIK ETKİSİ!
24.12.2017 KENDİNE YABANCI!
20.11.2017 BEDBAHT İNSAN TİPOLOJİSİ
27.09.2017 DİL BAYRAMI; MİLLÎ EĞİTİM ve ENGRİ BÖRDS
18.09.2017 ÜNİVERSİTENİN TOPLUMSAL ROLÜ !
11.09.2017 İYİLERİN ZİRVE ÇAĞI
30.08.2017 30 AĞUSTOS: ?BİR OLMAK, VAR OLMAK !?
27.08.2017 TARIM CİDDİ BİR İŞTİR, ROMANTİZMİ KALDIRMAZ
12.08.2017 MEDYA'NIN MEDYASI! Ya da MEDYA?NIN MEDYAN?I OLMAK!
01.08.2017 ÂKİL İNSAN OLMAK!
23.07.2017 Türkiye Haklı !
28.06.2017 DUYGUSAL TEKNOLOJİ!
23.05.2017 HER YÜZYILDA YENİ BİR ENERJİ!
26.01.2017 BAŞKANLIĞA GÖTÜREN SÜREÇ!
28.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-2
25.12.2016 KARANLIKTAN DİRİLİŞE-1