Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...

Eklenme Tarihi: 18.11.2017 06:01:39 - Güncellenme Tarihi: 20.01.2020 21:20:05

Sinema kültürüm pek iyi değildir. İzlediğim pek çok film olmasına rağmen isimlerini, yönetmenini, oyuncuları, filmin karakterlerini hatırlamakta çok güçlük çekerim. Oysa sinema, hayatı kendisine konu edinmiş sanatların başında gelir. Verdiği mesajlar itibarıyla bizlere bir dünya görüşü, insan karakteri, mücadele azmi, başka dünyaların ve insanların varlığı, mümkün olabilecek bir olaylar bütünü sunar. Alternatif hayatların varlığı, dünyayı başka türlü görme imkanları sunar. Kerime Yıldız?ın Metin Erksan ile ilgili yazısını okuyunca, hayal bile edilemeyecek olan insana ait yapabilme iradesinin gerçekleşmesinin mümkün oluşu karşısında izleyicilerin kendilerina ait tasavvurlarını gözden geçirmek için bir fırsattır sinema.

Sanatlar içerisinde tiyatrodan sonra belki de en canlı sanattır. İzleyiciyi olayın içine dahil eden ve olayın kahramanlarıyla birlikte olmayı sağlayan bir sanat. Kendimizi onların yerine koyar ve zaman zaman da kahramanın karakterine bürünmek isteriz. Bize yaşattığı kadar hayatı düşündüren de bir sanat. Gerçekliğin üstünü örtmeyi pek severiz. Yaşadığımız ile yaşamak istediğimiz arasında derin uçurumlar olduğunu görmekte acze düşeriz. Mucizeler beklerken, kendimizden, varlığımızdan kaynaklanacak olan hareketlerin gücünün farkına varmayız. Sinema, bu güçle karşılaştırır bizi. Sinema, farkında olarak ya da olmayarak üstünü örttüğümüz gerçekliği tokat gibi yüzümüze vurur.

Hayal ile gerçeklik arasında gidip geliriz. Akıldan gönüle, gönülden akla gidip gelen hareketin varlığımız üzerindeki etkisini durdurmak istediğimizde ne kadar da başarısız olduğumuzu anlarız. Sanat, nasıl ki kahramanın gerçek varlığının dışında bir iradeye teslim olmuş karakteriyle onu bizim karşımıza çıkarıyorsa, hayatta da bizim hareketlerimize yön veren ve irademiz üzerinde tesir eden kuvvetler bizi teslim almak ister. Kendimizden üstün bir iradeyle birleşmeye doğru gidişte çıkan engellere karşı bir isyan hareketine duyduğumuz ihtiyaç vardır. Sanat, bu ihtiyacımızı karşılayan bir yoldur. Önemli olan düşünmesini bilen, hayatı temelinden kavramış sahici bir senaryoya sarılmaktır. Çünkü her senaryo, kısmen de olsa sayısız yüzü ve yönü olan hayatın bir yüzü ve yönüdür.

Kerime Hanım?ın yazısında beni asıl ilgilendiren, Metin Erksan?ın Nurettin Topçu?yu bilme ihtimali, değilse bile Blondel?i okumuş olma ihtimalidir. Okumamış olsa da çok önemli değildir. Önemli olan, Metin Erksan?ın işlediği konular ve onları işleme biçimidir.

Blondel?i ülkemizde tanıtan Nurettin Topçu?dur. Eserlerinden hiçbirisi çevrilmemişti Blondel?in. Sanırım bir kaç yıl önce sadece Mistiklik Nedir? Adlı kitabı Türkçe?ye kazandırıldı. L?Action adlı kitap, Blondel?in temel eseri. Blondel, bizden çıkan sonsuzluğa doğru yayılan hareketin tahlilini yapar. Neden sonsuzluk? Çünkü hareket, insan ile Tanrı?nın bir sentezidir. Sentezin varlığını bize öğreten şey, yaptıklarımız ile istediklerimiz arasındaki nispetsizliktir. Bu sentez, her ne olursa olsun bozulamaz. Çünkü aşkın olan bizde içkin olarak bulunur ve hareket sonsuzdan gelir ve yine sonsuza çevrilir. Sonlu olan her şey, hareketin aşması gereken engellerdir. Engeller, Allah?ın bizde olan isyanıyla aşılır. Bizden çıkan hareket, sonsuzun bizde yansıması ve bize davetidir. Irazca Ana, bu davete uyan bir iradenin temsilcisidir. Kurtuluş Savaşı, hareketinin gücünü bu toprakların sonsuz ile olan münasebetine borçludur. Bu münasebet, hareketimizin kaynağında bulunan iradenin bizdeki hamlesi ile ahlakını isyan hareketine dönüştürür.

Anadolu, sonsuzun davetine uyan hareketlerin beşiğidir. Toprağı ve değerleri, bu daveti içten duyan insanların yetiştiği zemindir. Anadolu, sadece yerli olmayı değil, merhametiyle, adalet arayışıyla, haksızlığa isyanıyla, güneşinin kavurduğu, soğunun dondurduğu ve yaktığı kara benizli insanların hamurunun karıldığı topraktır. Bu toprak, Anadolu insanını yaratmıştır. Ve bu toprakta yetişen insan, köklerinden aldığı feyz ile kendini, coğrafyasını, toplumunu aşarak insanlığa ve oradan da Mutlak olana yolculuğu esnasında yerli olanı evrensel boyuta taşıma sorumluluk ve iradesine sahiptir. Bugün bu sorumluluk ve iradeyle yeniden buluşmak ve kendi rönesansını kendisi gerçekleştirerek kendisini tazelemek ihtiyacına sahiptir. Yeter ki, sahip olduklarının neler olduğunu anlayabilecek bir idrak seviyesine vakıf olsun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1707/kerime-yildiza-nazire-sinemadan-felsefeye

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
29.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
14.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
08.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
25.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI