ARAKİYECİ İBRAHİM EFENDİ…

Rüyalarla, hülyalarla dolu bir Osmanlı…

Ne vardı da Rabbim Osmanlı’ya altı asır dünyanın muhtarlığını verdi?

İstanbul, Topkapı semtinde yaşayan bir Arakiyeci (Takkeci) İbrahim Efendi vardı. Takke yapar satardı. Kendi halinde bir esnaftı. Anca kendi geçimini temin ederdi.

Arakiyeci İbrahim Efendi bir cami yaptırmayı kafasına koymuştu… Afedersiniz, çok kabalaştık. Ne demek “kafaya koymak”? Çok argolaştık. Hatta hanımlarımızla bile argo konuşmayı marifet sayar olduk. Arakiyeci İbrahim Efendi’den özür diliyorum. Arakiyeci İbrahim Efendi bir cami yaptırmayı “gönlüne koydu”. Ona diyorlardı ki; “Ya İbrahim Efendi, camileri padişahlar, sultan hanımlar, şehzadeler yaptırır. Sen bu fakir halinde nasıl cami yaptıracaksın?” Arakiyeci İbrahim Efendi; “Olsun, ben bir cami yaptırmayı gönlüme koydum” diyordu.

Bir gece rüyasında şeyhini gördü. Şeyhi ona rüya-sında dedi ki; “Evladım İbrahim, kalk Bağdat’a git.” Eyvallah. İbrahim Efendi, kalktı ve yola düştü. Kolay değil Bağdat’a gitmek. Araba yok, uçak yok. Haftalar sonra Bağdat’a ulaştı ve bir hana yerleşti. Hancı onun uzak bir yerden geldiğini anlayınca gelip yanına oturdu;

– Yolcu nereden gelir nereye gidersin?

– İstanbul’dan gelirim. Bağdat için geldim.

–Hayırdır? Bağdat’ta ne işin vardır?

–Bir işim yoktur. Rüyamda şeyhimi gördüm. Bana Bağdat’a gitmemi söyledi. Ben de geldim.

–La havle… Sen bir rüya için payitahttan Bağdat’a geldin öyle mi?

–Evet kardeşim dediğin gibi. Bir rüya gördüm ve taa İstanbul’dan Bağdat’a geldim.

–Kardeşim seninki de iş mi ya hu?.. İnsan bir rüya için taa İstanbul’dan Bağdat’a gelir mi hiç? Bak ben de senin gibi bir rüya gördüm. Rüyamda bana dediler ki “İstanbul’da Topkapı semtinde Arakiyeci İbrahim diye birisi var. O’nun evinin samanlığında bir küp altın var,” dediler. Ne yani şimdi ben bu rüya için İstanbul’a mı gideyim? Güldürme beni Allah aşkına. Ben ne bilirim Arakiyeci İbrahim diye biri var mı? Topkapı neresi? Güldüm geçtim.

Arakiyeci İbrahim Efendi tebessüm etti. Hancı ken-disinin Arakiyeci İbrahim Efendi olduğunu bile bilmiyordu. Alacağını almıştı. Bağdat’a gelişinin sebebi belli olmuştu. Dinlenip İstanbul’a geri döndü. Evindeki o bir küp altını buldu ve gönlüne koyduğu camiyi yaptırdı.

Yolunuz İstanbul’a düşerse ki düşmeli, Topkapı semtindeki Arakiyeci (Takkeci) İbrahim Efendi Camii’ri bulun ve iki rek’at Tahiyyatül Mescid namazı kılarak İbrahim Efendiye’de bir Fatiha gönderin.

Ey altı asır dünyaya muhtarlık yapmış, nizam-ı âlem ülküsünün kahramanlarının torunları ne oldu bize böyle? Rüyalarımıza, hülyalarımıza ne oldu? Yoksa rüya görmez mi olduk? İrademizin dışında, nefsimizin ise hiç karışamadığı rüyaları bize gösteren kimdir?

Dünyevileşen bir topluluk olmaktan kurtulup mane-viyatın derinliklerine dalarak o muhteşem günlere yeniden dönmenin zamanı gelmedi mi?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1690/arakiyeci-ibrahim-efendi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar