PASTA DEĞİL ÜLKE PAYLAŞIYORLAR

Bilindiği gibi Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Sykes Pykot (Picot) antlaşması ile Osmanlı Devleti’nin Ortadoğu’daki topraklarını İngiltere, Rusya ve İtalya paylaşmışlardı. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ise Yalta toplantısı ile Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Roosevelt, İngiltere Başbakanı Churchill ve Sovyet Sosyalist Cumhuriyetleri Birliği Başkanı Stalin bir araya gelerek Avrupa’yı pay etmişlerdi.

Churchill, daha sonra bir Amerikan gazeteciye bu paylaşımı şu ifadelerle doğrulamıştı: “Stalin bana verdiği sözden asla dönmedi. Balkanlar konusunda anlaşmıştık. Ona Romanya ve Bulgaristan’ı alabileceğini söylemiştim, o da Yunanistan’ı alabilirsin demişti… Bir kâğıt parçasına işaret koydu ve sözünden hiç dönmedi. Yunanistan’ı böyle kurtardık.” Gördüğünüz gibi, küçük bir kâğıt parçasına çocuğuna harçlık verir gibi başkalarına bir ülkeyi verebiliyorlar. Aslında Yunanistan’ı kurtardık derken de, kendi etki alanlarına aldıklarını ifade etmek istiyor.

Henüz İkinci Dünya Savaşı sonrasındaki paylaşım gerçekleşmeden, yani 1940’lı yıllarda Amerika’nın Ticaret Bakanlığı’nı yapan Henry Wallace, bu bölüştürücü politikanın sonuçlarıyla ilgili şu itirafta bulunmuştu: “Uluslararası hukuku ihlal eden bir ulusun er ya da geç başı derde girer. İngilizler bunu sömürge halkları konusunda yapmıştır ve Amerika Birleşik Devletleri de bunu atom bombasıyla yapma tehlikesiyle karşı karşıyadır.” Wallace, bu konuşmayı yaptığında henüz Japonya’ya atom bombası atılmamıştı.

Kendi aralarında paylaşmak için şimdi bütün süper güçlerin gözleri İslam coğrafyasına çevrilmiştir. Kendi aralarında denge politikaları güden bu devletler, önemli zenginlik kaynaklarına sahip Ortadoğu’yu yeniden paylaşmanın mücadelesini veriyorlar. Bir farkla ki, eskiden kendi askerlerini gönderip kan dökerek bunu başarırlardı; şimdi ise Müslümanlar arasına çeşitli ayrılık tohumları ekmek suretiyle yine Müslümanı, Müslümana kırdırarak bunu gerçekleştiriyorlar.

Dünya, öteden beri sürekli büyük devletler ve güçler arasında paylaşılıp durmuştur. Şayet bir resmi (bu bazen gizli de olabilir) toplantıdan sonra malum devlet başkanları ellerinde kadehlerle sırıtarak medyaya poz veriyorlarsa, bilin ki bir ana karanın bölüşümü konusunda mutabakata varmanın mutluğunu da paylaşıyorlar demektir.

Aslında ABD Başkanı seçilmeden önce Dwight D. Eisenhower, 1951 yılında barış çağrısı için yaptığı bir konuşmada insaflı bir değerlendirmede bulunmuştu: “Yapılan her silah, suya indirilen her savaş gemisi, ateşlenen her roket, aç ve doyurulmayan, üşüyen ve giydirilmeyenlerden, bir şeyler çalmak anlamına geliyor.”

Gerçekten günümüzde de ateşlenen her silah, bir şeylerimizi çalacakları anlamına gelmektedir. Birlik ve beraberliği kaybettiğimiz günden beri fakirleşiyoruz.  Sallanan her oltaya takılan zavallı Müslümanlar, şunu bilmeliyiz ki elimize tutuşturulan silahlar, bize asla özgürlük getirmeyecektir. Kopan her gürültünün peşinden ekmeğimizden bir parça götürülecektir.

Bunu şimdi far etmeyeceğiz de, ne zaman anlayacağız!..

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1669/pasta-degil-ulke-paylasiyorlar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar