YARGITAY 16.DAİRE KARARI

Yargıtay’ın FETÖ ile ilgili verdiği karar müspet-menfi tepkilere neden oldu. Bazıları bu kararla FETÖ üyeliğinden yargılananların tahliye edileceğini yazdı,diğer bazıları kararın –evrensel hukuka uygun olduğunu ifade etti.

Kararda özet olarak, bir örgütün hiyerarşik yapısına, hedeflerini  bilerek, isteyerek dahil olmayanların örgüt üyesi olarak mütalaa edilemeyecekleri, örgüt liderine sempati duymanın veya başka gerekçelerle ilişkiye geçmenin suç olmadığı ifade edilmiş.

Öncelikle şunu belirtmekte yarar var: Yargıtay’ın örgüt üyeliği ile ilgili benzer yüzlerce kararı var: yani örgüt üyeliğinin kriterleri ile ilgili açıklamalar yeni değildir.

Yargıtay örgüt üyeliği için suçun  manevi unsuru olan örgütün hedeflerini bilerek isteyerek katılmayı aramakta,(özel kast) silahlı örgüt olduğunu –bilmeden- yapılan yardımları örgüt üyeliği olarak saymamaktadır.

AİHM kararları da aynı istikamettedir. Kararı önemli hale getiren bu yerleşmiş içtihadın, FETÖ davaları ile ilgili bir kararda tekrarlanmasıdır. Mahkeme, özet olarak örgüt üyeliğinde FETÖ’ye başka, diğer örgütlere başka bir uygulamanın yapılamayacağını söylemiştir.

Bir kişinin bilmeden bir uyuşturucu baronu ile arkadaş olduğunu düşünün, o uyuşturucu baronu yakalandığında onunla bilmeden yoldaşlık yapan da suçlanamaz. Yargıtay  bu kararı ile mahkemelere yol göstererek –bilmeden bu yapıya dahil olanlarla,bilerek dahil olanların- aynı muameleye  tabi tutulmamaları gerektiğini ifade etmiştir. Bilmekten kasıt ise –dini bir yapılanma değil,suç örgütü olduğunu –bilmektir.

FETÖ, 15 Temmuz’a kadar dini bir yapılanma gibi kendini takdim etti. Sahip olduğu muazzam medya gücü ile toplumun büyük kesimini kendine inandırdı. Birebir ilişkisi olanların dışında kimse bu yapının esas hedefinin devleti ele geçirmek olduğunu sezemedi. Nitekim,sn Cumhurbaşkanı’da,Arınç’ta diğer AK parti yetkilileri de  yanıldıklarını, yanıltıldıklarını itiraf ettiler.Hiç şüphesiz bu yapıya dahil olanlar veya sempati duyanlar içinde de yanıltılan büyük bir kitle var. Nitekim, FETÖ davalarında bu kadar çok itirafçının çıkmasının nedeni budur. Umdukları ile buldukları karşısında derin farklar olduğunu görenler etkin pişmanlık yolunu seçmişlerdir.

Yargıtay kararı bazıları tarafından eleştirilse de görüştüğüm ve FETÖ’ye hiç sempati duymamış hukukçular tarafından  doğru ve yerinde bir karar olarak mütalaa edilmiştir. Bir bankaya para yatırmanın,çocuklarını okullarına göndermenin,gazete ve dergilerini okumanın, telefonla konuşmanın,İslami sebeplerle sempati duymanın suç kabul edilmesi toplumun yarısını suçlu hale getirir. Bunların çoğunu AK parti tabanı da yaptı. Birileri İslami her kıpırtının suç kapsamına alınmasını istiyor.Önemli olan bu insanlardan hangilerinin örgütün devleti ele geçirmek istediğini bilerek müzahir olduğunu tespit etmektir. Eğer bugün kullanılan kriterlerle hareket edilirse içinden çıkılması mümkün olmayan sorunlar ortaya çıkar. Mesela sempati suçsa Öcalan İrademizdir diyen,pankartını taşıyan herkesi örgütten içeri tıkmanız icap eder.Sn.Cumhurbaşkanı HDP’nin PKK’nın uzantısı olduğunu söylüyor,ki ben de aynı kanaatteyim. HDP,PKK’nın uzantısı ise bütün HDP üyelerinin de örgüt üyeliğinden alınması,yargılanması gerekir. Görüldüğü gibi ölçü hukuk olmazsa bu yargılamalar içinden çıkılmaz hale gelir ve her örgüt için farklı kararlar ortaya çıkar. Kim ve hangi örgüt olursa olsun ölçü hukuk olmalıdır. Araya husumetler,kin ve nefretler girerse ortada ne hukuk, ne devlet kalır. Üstelik geçmiş uygulamalar terör örgütleri ile en etkin mücadelenin hukuk içinde yapılan mücadele olduğunu göstermiştir. Yargıtay kararı doğru, önemli olan yerel mahkemelerin bu kriterleri dikkate almasıdır.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1658/yargitay-16daire-karari.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar