VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU

Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri’nden Vefa Ödülü, Nurettin Topçu’ya verildi. Bu ödülün Topçu’ya verilmesinin çok derin bir anlamı olduğu ve bu derin anlamın anlaşılabilmesi için de Topçu’nun mücadelesinin, düşüncelerinin, inançlarının neler olduğunun bilinmesi gerekir.

Ülkemizin içinde bulunduğu dini, siyasi, kültürel, ahlâki ve eğitim ile ilgili durumlarımız dikkate alındığında, bu alanlarda ortaya çıkan krizlerin aşılması adına Topçu’nun, bugünün Türkiyesi için de anlamlı mesajlar yüklü eserlerinin önemini tekrar idrak etmeye yönelik bir motivasyon nedeni olacak olan bu ödül, devletimizin gerçek manada fikir adamı olanlara karşı tavrını ve bu topraklarda kendi medeniyetimizi dikkate alarak bir felsefe oluşturma çabalarına olan desteğini de ifade etmektedir. Çünkü Nurettin Topçu, bir filozoftur ve bizim filozoflara ihtiyacımız vardır.

Topçu’nun yaşadığı ve fikirlerini ortaya koymaya başladığı yıllar dikkate alındığında; ortaya koyduğu fikirlerin, döneme ilişkin yaptığı eleştirilerin, teklif ettiği devlet, toplum, insan, ahlâk ve eğitim modelinin esasları, onun bir yenilikçi ama aynı zamanda tarihî köklerden beslenen bir muhafazakâr olduğunu gösterir. Onun için bilim, felsefe ve sanat vazgeçilmez medeniyet kurucu temel unsurlardır ve bu alanlarda bir rönesans ihtiyacını dile getirmesi, onun yobaz ve dogmatikler karşısındaki yenilikçi tavrını ifade eder. Yerli ama evrensele açık lakin arafta bir fikir adamı olarak Topçu’nun hayatı, gençlerimiz için ideal bir model oluşturmaktadır.

1928 yılında, lise mezunu olarak Fransa’ya giden Topçu, 1934 yılında felsefe alanında doktora unvanını alarak yurda dönmüştür. Altı yıllık süreye lisans ve doktora eğitimini sığdıran ve başarılı bir doktora tezi hazırlayan Topçu, liselerde felsefe öğretmenliği yapmak zorunda kalmış, Bergson üzerine doçentlik tezi hazırlayıp doçent unvanını almasına rağmen üniversitede kendisine görev verilmemiştir. Buna rağmen inancını ve azmini hiç kaybetmeyen Topçu, verdiği eserler ve yetiştirdiği öğrencilerle günümüzde bir ahlak filozofu olarak adlandırılmayı hak etmiştir.

Hareket felsefesinin metodunu ve kavramlarını tasavvuf ve ahlâk açısından değerlendirmeye çalışan, Anadolu insanının sosyal hayatını anlamak amacıyla bu felsefeden faydalanan Nurettin Topçu, bütün kurumlarıyla birlikte Türk Milletinin nasıl bir devlet ve toplum düzeni kurması gerektiği hususunda Anadolu milliyetçiliğini ve İslâm sosyalizmini savunmak suretiyle, döneminde farklı bir aydın tablosu çizmiştir.

Millî bir romantik olmakla birlikte Osmanlı’nın sona ermesinden sonra yaşanan sıkıntılar karşısında, Türk aydınının ıstırabını ve ruhi trajedisini onun varlığında görmek mümkündür.

Otorite ve mesuliyeti yok edecek, her türlü düzensizliğin kaynağı olabilecek anarşizm yerine Allah’ı insanda tanıyan, Allah dışında bütün otoriteler karşısında anarşist, Allah karşısında ise itaati benimseyen bir isyan ahlâkını; insanı kendi bencilliğine mahkûm eden bireycilik yerine şahsiyetçiliği savunan Topçu, Anadolu Türklüğü ile İslâmın bir sentezini yapmaya çalışmış, bunu da tasavvuf ile kendi hayatında yaşamıştır. O, Cumhuriyet dönemi milliyetçi anlayış karşısında İslâmcı, İslâmcılık karşısında da milliyetçi bir konumdadır.

Topçu’yu tanımak, bir medeniyet ve ahlâk sisteminin içine dahil olmaktır. Onu okumak, döneminin iflas etmiş ahlâk, din, siyaset ve ekonomik ilişkilerini eleştirme biçiminden hareketle bugün yaşadığımız aynı sefaletlerin kaynaklarını anlamaktır.

"Filozofumuz var mı?" sorusuna verilen cevaptır Nurettin Topçu. Cumhurbaşkanımızın böyle bir ödül ile Topçu’nun hatırasına gösterdiği ve verdiği değer, Topçu’nun ilgilendiği alanlara verilen bir değerdir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1651/vefa-odulu-ve-topcu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar