DARBECİLER VE BENZERLERİ AŞKIMIZI ÇALAMAYACAKLAR
Haşim Akten

DARBECİLER VE BENZERLERİ AŞKIMIZI ÇALAMAYACAKLAR

 

Muhsin Başkan bir gün beni arayarak “Bir toplantıya katılacağım. Konu Türklerde Peygamber aşkı. Bana farklı kaynaklardan farklı konular gerekli.” Tabii ki benim için bir istekten öte bir şeydi. Çalışmalara başladım. Araştırdım ve çok farklı ama kaynağı sağlam bir bilgiye ulaştım. Şimdi rahmeti Rahmana kavuşan âlim, mütefekkir ama Türkiye’nin maalesef istifade edemediği Mehmet Emin Eminoğlu hocama durumu anlattım. Muhsin başkanın da selamını ilettim. Çünkü ikisi de Gözyaşı Dergisi’nin yazarıydı. Eminoğlu hocam Muhsin Başkanı çok severdi. Muhsin başkan mı o zaten sevgi doluydu. Neyse bilgileri Başkanıma kaynaklarıyla birlikte aktardım. Kendisine o gün şöyle demiştim “Başkanım Türklerin nasıl Peygamber sevdalısı olduğunu görmek isteyenler, Peygamberin adını söylesinler ve bu milletin ne yaptığını görsünlür” demiştim.

Bu milletin nasıl bir Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’e sevdalı olduğunu birbirimize anlatmaya gerek yok. “Peygamber” de gözleri dolar. “Ehl-i Beyt” de kendinden geçer. “Seyyid” de nasıl hürmet etsem diye heyecanlanır. Velhasıl O’nu hatırlatan her şeyin bu aziz milletin gözünde büyük değeri vardır. Bu münasebetle Kur’an Müslümanlığını öne çıkarıp Efendimiz ile ilgili “sadece bir beşerdi, görevini yapıp gitti” safsataları asla tutmaz ve tutmayacaktır da zaten.

Bu milletin nasıl Peygamber sevdalısı olduğunun farkında olan bazıları işte bizi bu hassas noktamızdan vurdular. Bazıları derken, mesela birileri kendini “Seyyid” ilan ederek mürid toplamanın yoluna koyuldu. Osmanlı’da bu istismarı engellemek için “Nakibü’l-Eşraf” müessesi kurulmuştur. Hem Seyyidleri korumak, hem de sahtelerinden ayırt etmek için. İnşallah bir gün bu müessese tekrar kurulur da Peygamber aşığı halkımız da tereddütlerinden kurtulur.

Gelelim asıl meselemize. 17-25 Aralık darbe girişiminden itibaren toplumda bir gerginlik başladı. Yıllardır kürsülerden Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’i ve ashabını gözyaşları ile anlatan hoca kılıklı birinin böyle bir darbe  girişiminde bulunması önce şok etkisi yaptı. O zamanki Başbakanımızın ısrarlı anlatımlarına rağmen toplum bunu kabullenmekte zorlandı. Yani Peygamber aşığı birisine bunu yakıştırmakta zorlandılar. Lakin 15 Temmuz ihaneti olunca toplum büyük bir yıkıma uğradı. Bu yıkım TBMM’nin yıkımından daha büyüktü. 250 şehit verildi. Böyle bir ihanet olamazdı. Kimse inanamıyordu. Binlerce gazi vardı ama milyonlar yüreklerinden yaralandı. Gönül yarası daha acıydı. O yüzden bu ihanet uzun yıllar unutulamayacaktır. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in aşkını dile getiren, her toplantılarında “işte O geldi” çığlıkları atanlar nasıl olurda masum insanlara ateş edebilirdi? Çok büyük bir yara aldık çooook. Tarifi imkansız bir yaraydı bu. Bu hain FETÖ’nün bir sahtekar olduğu açığa çıkmıştı. Bir anda sohbetler kesildi, kimse dini konuları pek konuşmaz hale geliverdi. Tüm dini kurum, kuruluş, vakıf, yardım dernekleri. Velhasıl dini içerikli tüm faaliyetlere güven bir anda yerle bir oldu. İnsanlar neye ve kime güveneceğini bilmez hale geldi. Nasıl güvensinlerdi ki. Böylesine Peygamber sevdalısı bildikleri bir hain ve onun uyuşturulmuş müridleri tarafından ihanete uğramışlardı. Çocuğunu onlara kaptıranlar hüsranda, kaptırmayanlar ise şükür secdelerindeydi. Tarihte ilk kez aşklarından vurulmuş, ihanete uğramıştı bu sevdalı millet. Ne yazık ki yıllardır bunların sapık olduğunu söyleyenler haklı çıkmıştı.

Artık sorgulama başlamıştı. Haklıydı insanlar. Artık “kendine” davet edenlerle ilgili şüpheler zirvedeydi. Kendilerinden başkasını Müslüman saymayan, kendi imamlarının dışındakilerin arkasında namaz kılmayan, kendi cemaatlerinin dışındakilerin cennete gidemeyeceklerine inanan ne kadar gurup, cemaat ve benzeri kuruluş ve topluluk varsa sorgulanmalıydı. Bir gün onlar tarafından da benzer bir ihanete uğrayabiliriz. “Mü’minler kardeştir” düsturu apaçık ortada iken sadece kendilerini kardeş sayanlar açığa çıkmalı ki samimi hizmet edenler zan altında kalmasındı. Bu toplum bu hain FETÖ gibi efendisine, hocasına(!) köle gibi bağlanıp ona söz söyletmeyen ama Peygamber aleyhisselatü vesselam’a hakaret edilince umursamayanlar, hatta onlarla işbirliği yapanlardan arınmalıyız. Belçika’da bir toplantıda “Muhammed’siz ezan”(hâşâ) okuyan bu Fetö ve benzerlerinin iç yüzleri açığa çıkarılmalı.

Fakat şunu herkes şunu bilmeli ki; hangi tür ihanet gelirse gelsin bu aziz milletin yüreğindeki sımsıcak Peygamber aşkını kimse çalamayacak ve yok edemeyecektir. Lakin herkes dikkat etmelidir ki; Peygamberden daha çok hocasını(!) sevenlerin ihanetini gördük değil mi?  öyleyse Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’den daha çok birilerini sevenlerden uzak durulmalıdır. Çünkü bu bir iman meselesidir.

Enes radıyallahu anh’den rivayet edilmiştir: Hz. Peygambersallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:"Hiçbiriniz, beni kendi canından, ana-babasından, çoluk-çocuğundan ve bütün insanlardan daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz"

Haydi aşıklar selavatları çoğaltalım Peygamber sallallahu aleyhi vesellem aşkına.

Allahümme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âlihi ve sahbihi ve sellim

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500