BİR KULÜBESİ BİLE TAHRİP OLMAYANLAR CANIMIZI YAKIYOR
Prof. Dr. Şakir Gözütok

BİR KULÜBESİ BİLE TAHRİP OLMAYANLAR CANIMIZI YAKIYOR

NATO’nun 1991 yılında Roma’da konsept değiştirmesinden bu yana, İslam coğrafyası ateş topuna dönmüş ve milyonlarca Müslüman katledilmiştir. Öyle ki bir yabani hayvanın öldürülmesinin vahşet sayıldığı günümüzde, Müslümanın öldürülmesi sıradan bir olay gibi algılanmaktadır. Artık Müslümanın katledilmesi nerdeyse haber değerini bile yitirecektir. Beyaz adam, güçlendiği günden beri rengi koyu olan insanları katletmektedir.

Türkiye, 2002 yılından bu yana milli ve dini argümanlara ağırlık veren bir hükümet ile yönetilmektedir. İslam’ın top yekûn düşman ilan edildiği bir dönemde, Amerika dahil Batı’nın müttefiki olan Türkiye’nin ana eksenden kayıp İslamî bir çizgiye doğru savrulması, onlar açısından işin şirazesinden çıkması demekti.

Türkiye’nin, ABD’nin ambargosuna rağmen İran ile ticari ilişkileri geliştirmesi, Rusya’dan savunma ihtiyacını giderecek silahlar alması, Ortadoğu’da Amerika’nın petrol şirketlerini zenginleştirmek için yapılan yeni operasyonları durduracak hamlelere Fırat Kalkanı ve İdlib’e asker çıkarmaya kalkışması, buradan Akdeniz’e bir enerji koridoru açmaya çalışan Amerika ile bir yerde yüz yüze gelmeyi gerektirecekti.

Türkiye’nin alışık ve tanıdık tavırları sergilememesi, kendi ülke menfaatini önceleyen politikalar takip etmesi ve bağımsız kararlar alması, müttefiklerini çıldırtmaya yetmektedir.

ABD’nin ülkemiz içişlerine yaptığı müdahaleleri (güya) örtülüydü, ama 12 Eylül 1980 yılında aleni bir şekilde “bizim çocuklar” dediği kimseler tarafından müdahalenin yapılmasına rağmen, ses çıkarmayışımız ve ABD’yi görmezden gelerek mutlu (!) ve sessiz bir hayat sürmeye devam etmemiz, her zaman arzu edilen ve istenilen bir şeydi. Lakin Türkiye’nin artık örtülü ve aleni darbelere karşı sesinin yükseltmesi ve 15 Temmuz darbesinin arkasındaki güçleri deşifre etmesi ve üstelik geçmişte sahip olduğu değerleri yeniden hatırlaması, birilerini ürkütmeye ve rahatsız etmeye yetmişti.

Türkiye’nin bu yeni çizgisi, “Yeni Osmanlı” ifadesi ile ortaya atılmış ve yaftalanmıştı.  Dikkatler, uyanan yeni bir ruha ve yeni bir siyasi hedefe çekilmek istenmişti. Bu yeni anlayışın önüne geçmek için yapılan son hamle olan 15 Temmuz meşum olayıyla suçüstü yakalanan ABD ve hempalarına, bu yaptıklarının hesabının sorulması zorlarına gitmeye başlamıştır.

Eskisi gibi memlekette ajanlarının ellerini kollarını sallayarak her türlü komployu planlayamamaları ve üstelik yakalanıp hapsedilmeleri, iplerin gerilmesine sebep olmuştur. Vize krizi ile resmileşen bu çatışma, biraz daha derinleşeceğe benziyor.

ABD, öteden beri bu tavrını sürdüre gelmiştir. Adeta kanıksadığı bu tavrının önüne geçilmesini bir türlü hazmedememektedir. Nitekim Birinci Dünya Savaşı yıllarında ABD Başkanı Wilson, beraber savaşa girdiği müttefiklerinden bağımsız 8 Ocak 1918 yılında liberal, anti-emperyalist bir barışı ihtiva eden “On Dört İlke”sini açıkladı. Üstelik düşman cephede savaşan Almanlar bile, bu ilkelere güvenerek teslim oldular. Bir Alman şehri, geri dönen askerlerini üzerinde şu yazılar olan bir pankartı açarak karşıladılar: “Hoş geldiniz cesur askerler! Siz görevinizi tamamladınız; gerisini Tanrı ve Wilson halledecekler.”

ABD’nin müttefikleri olan İngiliz ve Fransızlar, Wilson’un bu beyanına itimat etmediklerini gösterdiler. Savaşsız zaferin hayal olduğunu biliyorlardı. Zira Fransa bir milyondan fazla, İngiltere ise bir milyon civarında askerini kaybetmişti. İngiltere Başbakanı David Lloyd George, verdiği bütün zayiatlarına karşılık ABD’nin hiçbir kayba uğramadan takındığı bu dayatmacı ve mütehakkim tavrına tepki olarak, Amerika Birleşik Devletleri’nde “bir kulübe” bile tahrip edilmediğini kaydetmişti. Nihayet dönemin Fransa Başbakanı Georges Clemenceau da, Wilson’un yaptıklarına dayanamayacak ve Kutsal Kitap’taki “on emir”e göndermede bulunarak şöyle patlayacaktı: “Bay Wilson 14 ilkeyle canımı sıkıyor; Yüce Tanrı’nın bile on ilkesi var!” 

Amerika, hep müttefiklerini kendi menfaatleri uğruna satıp bugünlere gelmiştir. Bu gün de Türkiye’yi satmaktadır. Ama unuttuğu bir şey var, Türkiye artık eski Türkiye değildir. ABD artık kendi ilkelerinin değil, bizim de bazı ilkelerimizin olduğunu öğrenmeye alışacak. Zorda olsa ve kabullenmese de, bu gerçeği hazmedecektir. 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500