ABD ÖLDÜRECEK “CANAVAR” ARIYOR

Yüzümüzü çevirdiğimiz her yerde ve gördüğümüz bütün ekranlarda, biraz sabredersek mutlaka Amerika Birleşik Devletlerinin bir yüzüyle karşılaşırız. Bu gâh bütün dünyaya akla gelmez tuzaklar kurmak için uzaya yeni mekikler gönderen bir yüz, gâh sarhoş pavyon kabadayısı gibi etrafa tehdit savuran bir serkeş, gâh icat ettiği kan kusan silahlarıyla bir Müslüman ülkenin başına çöktüğü çirkin ve kalleş bir yüzüdür.

Takvimler 1941 yılını gösterdiğinde Medya Patronu Henry Luce, yirminci yüzyılı “Amerikan Yüzyılı” ilan ettiğinde, herkes onu bir hayalperest olarak görmüştü. Ama maalesef günümüzde, bir hayal olarak görülen bu öngörü gerçekleşmiş durumdadır.

ABD bugün Afganistan, Suriye, Irak’ta resmen savaş ve Pakistan, Türkiye, Katar, Mısır, Libya, Tunus, Filistin ile de örtülü bir savaşın içindedir. Amerikan’ın doğrudan veya dolaylı savaştığı ülkelerin Müslüman olması dikkat çekici değil midir?

Amerikan’ın bir eli, petrol kuyularında ziftli ve kirli geziyor; diğer eli ise, düşman kabul ettiği ülkelerinin içişlerini çeşitli entrikalarla karıştırmakla meşgul.

J. M. Coetzee, Waiting for the Barbarians (Barbarları Beklerken) adlı kitabında yaptığı o gün için tasvir günümüz ABD’sine de aynı şekilde uyuyor: “Gündüzleri düşmanlarının peşindedir. Kurnaz ve acımasızdır, her yere kan tazılarını gönderir. Geceleri felaket görüntüleriyle beslenir: Yağmalanan şehirler, tecavüz edilen insanlar, üst üste yığılan kemikler, terk edilen yerleşim yerleri. Çok kötü, hatta kin dolu bir görüntü.”

Evet, “bu kin dolu görüntü”, kin dolu gönüller, kalpler ve zihinler yetiştirmektedir. Bu gün Kuzey Kore’nin bütün husumetinin yalnızca ABD’ye yönelmiş olması ve sürekli bu ülkeye tehdit savurması bir oyun değilse, Amerikan’ın dünyaya ektiği kin tohumlarının yeni filizlenmiş bir şiddet tepkisidir. Bunun devamını, her güçlenen ya da elinde korkunç silah bulunduran ülkenin yeniden tekrar edeceğinden kuşkumuz olmasın.

ABD Başkanı John Quincy Adams, 4 Temmuz 1821 yılında İngiliz sömürgeciliğini kınadıktan sonra, ABD “bireysel hırs, kıskançlık ve açgözlülük için yurtdışına öldürecek canavarlar aramaya çıkmaz” diye temenni etmişti ve şunları da eklemişti: “Amerika, dünyanın diktatörü haline gelebilir ama artık kendi ruhunun hükümdarı olamaz.”

Başkan John Quincy Adams’ın olumlu temennileri maalesef günümüzde bütün olumsuzlarıyla tezahür etmiş durumdadır. Amerikan Ordusu’nda Tümgenerallik görevine kadar yükselmiş olan Smedley Butler, üniformalı yıllarını özetlerken, adeta her dönem ABD askerlerinin icraatlarını tasvir etmiş oluyordu: “Otuz üç yıl dört ayımı bu ülkenin en faal askeri gücünün, Deniz Piyade Teşkilatı’nın aktif bir üyesi olarak geçirdim. Teğmenlikten, Tümgeneralliğe kadar tüm subay rütbelerinde görev yaptım. Ve o dönemde, vaktimin çoğunu Dev Şirketler, Wall Street ve Bankalar için birinci sınıf fedai olmakla geçirdim. Kısacası bir şantajcı, kapitalizm için bir gangsterdim.” Butler şunları da söyleyecektir: “Bu açgözlü domuzların mücadelesi için savaşırken bir sürü insanın canına kıymak korkunç bir şey… Hem de sırf Brown Bros’un burada biraz parası var diye.” Petrol ve para kokusu, onları kan kokusu almış bir sırtlana çevirmeye yetmektedir.

Amerika sahip olduğu kültürel, ekonomik, teknolojik ve askerî üstünlükle, dünyanın çeşitli ilmi gelişmelerine öncülük yapıyor olabilir, lakin dünyanın pek çok yerinde icra ettiği yıkımlarla insanlığın hem gelişmesinin hem de ahlâkî erdemliliğin kuyusunu kazmaktadır. Amerika, belki dünyanın birçok yerinde toprağa, petrol kuyuları ve enerji koridorlarına sahip olmayı zafer olarak nitelendirebilir; ama dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun kalbinde ve zihinlerinde zafer yerine yenilgiye mahkûm olmuştur.

Amerika’nın oluşturduğu bu kalp kırıklığı ve zihin kirliliği, yalnızca kendi dışındaki ülkelerde değil, kendi kalbinden de ciddi bir kırıklık ve çöküntü meydana getirmiştir. Ta 1892 yılında Halk Partisi’nin bir kongresinde Omaha: “Hükümet adaletsizliğinin aynı üretken rahminden iki büyük sınıf doğurdu: Baldırı çıplaklar ve milyonerler” diyordu. 02.20.2017 tarihinde Las Vegas’ta 59 kişinin öldürülmesi ve 500’den fazla yaralının olması, kendi içinde ektiği tohumun bir “baldırı çıplak” tarafından alınan intikamını ifade ediyor. Suçsuz insanların ölümü elbette zulüm ve trajiktir, ancak onu hazırlayan arkaplanı da görmek gerekir.

Hırsızlık ve çapulculuğu, zenginliğin ön şartı olarak görmesi yalnız Amerika’nın değil, bütün insanlığın sonunu getirecektir. Lekelenmiş bir Amerika görüntüsü, kirli, çirkef ve affedilmez bir görüntüdür. Amerika’nın bu algıyı değiştirmesi yüzyıllar alabilir. Tabi bu kadar çok düşmanla o kadar uzun yaşayabilirse.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1575/abd-oldurecek-canavar-ariyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar