ÖNDE TÜRKMEN BAŞBUĞU (?)

Doksanlı yıllarda bir derneğin davetlisi olarak konuşma yapmak üzere Hollanda'ya gittim. Yaklaşık on beş gün kaldım. Döneceğim gün Amsterdam'da bir arkadaşın bürosuna uğradım. Beni hava alanına o arkadaş götürecekti.

Bürosunda uçuş saatini beklerken Türkiye'den bir telefon geldi.  O sıralar Fransa'nın Ermeni Soykırımını- tanıyacağını ifade ettiği günlerdi. Türkiye buna şiddetli tepki gösteriyor; siyasî parti sözcüleri art arda açıklamalar yapıyorlardı.

Arkadaşım telefonla konuşurken ben de ister istemez kulak misafiri olmuştum. Karşıdaki kişi Ermeni Mezalimi ile ilgili bir panel tertip edip edemeyeceğini ve bunun kaça mal olacağını soruyordu. Telefonu kapattıktan sonra sordum İş adamının MİT'le irtibatlı olduğunu zaman zaman bu şekil taleplerin geldiğini, kendisinin de yardımcı olduğunu söyledi.

O gün akşam uçağa binerek geç saatlerde İstanbul'a geldim. Günü dinlenerek geçirdim Akşam haberleri seyretmek için televizyonu açtığımda bir sürprizle karşılaştım: Ülkücü gençler Fransa Baş Konsolosluğu’nun önünde sloganlar atarak soykırım tasarısından dolayı Fransa'yı protesto ediyorlardı. Tabi aklıma hemen Hollanda'daki arkadaşıma edilen telefon geldi.

Barzani referandumundan sonra Bahçeli, “Gerekirse beş bin Ülkücü Kerkük'e gitmeye hazır.” Deyince yıllar önce yaşadığım bu olayı bir defa daha hatırladım.

Ülkücüler vatansever insanlar, 12 Eylül'de canlarını, kanlarını sebil ederek bunu gösterdiler. Onca fedakârlığa, hizmete ve gayrete rağmen hep aşağılanıp, horlandılar. İktidara gelenler ilk iş olarak ülkücü kadroları tırpanladı. Bunu geçmiştekiler de yaptı, bugünküler de yapıyor. Sofra kurulurken hiç kimse ülkücüleri hatırlamadı ama vatan tehlikeye düşünce yeminli düşmanları, bile birer ülkücü dostu oldular. Başka bir ülkede olsa bu insanlar, omuzlarda taşınırdı.

Ülkücüler niye iktidar olamadı? Çünkü onları yönetenler, ülkücüler iktidar olmasın diye oraya getirilmişlerdi. Görevleri hem iktidar yapmamak hem de bu cesur ve vatansever kadroyu, lazım olduğunda cepheye sürmek için elde tutmaktı. Ülkücüler, sadece kanlarına, canlarına ihtiyaç duyulduğunda hatırlandılar. Şimdi yine aynısı yapılıyor. 12 Eylül'de birçok arkadaşımın ne çektiğine yakinen tanığım. Aileleri, çocukları, ana ve babaları perişan oldular. Kimse de çıkıp bu insanlar bizim için dövüşmüştü demedi. Emin olun yarın da demeyecekler.

Ülkücülerin kanları, canları, fedakârlıkları üzerinden pazarlık yapmaya kalkanlara bakın. Hepsinin tuzu kuru; bir tanesinin bile geçmişinde ülkücülerin çektiği çilelerin zerresi yok. Bunu yapanlar, ülkücüleri de sevmiyor. Çünkü yönetmeye gelince hiçbirinin aklına ülkücüler gelmiyor. Ülkücüler, sadece kurbana ihtiyaç olduğunda akıllarına geliyor.

Bahçeli'nin çağrısına kaç kişi icabet eder bilemem ama şunu biliyorum Barzani'yi bu noktaya getiren ülkücüler değildi. Çevremdeki ülkücüler de kim çağrı yapıyorsa önden buyursun diyor. Yani diyeceğim odur ki eski çamlar bardak oldu; bu zokayı ülkücüler yutmaz.

Kendinize başka koyunlar bulun.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1564/onde-turkmen-basbugu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar