YENİ BİR FİLM GELİYOR

“12 Eylül öncesi sonrası olanlar oldu geçti gitti” diyebilirsiniz. Hatta 12 Eylül öncesi için “kardeş kavgasıydı. Allah o günleri bir daha yaşatmasın” da diyebilirsiniz. Hele hele “Ülkenin gençleri kullanıldı” cümlesini de sıkça kullanabilirsiniz. Kullandığınız bu cümlelerle ilgili toplumdan, hatta o günlerdeki mücadelenin tarafı olanlardan bile “He ya doğru söylüyon, Allah o günleri bir daha göstermesin” cevaplarını alabilirsiniz.

Ama bu cümleler sizce doğru mu? Gerçekten böyle mi oldu. “Allah o günleri bir daha göstermesin” derken bu cümlenin neyi ifade ettiğinin farkında mıyız? Yani üniversitelerde, mahalle aralarında, sokaklarda ellerde Türk bayrağı değil de yabanların bayrağını sallayıp hakimiyet kurmaya kalkanları görürseniz veya ezan okumaya giden imam efendiyi dövüp “evine git camiyi açmayacaksın, ezan okumuyacaksın” diyenlere rastlarsanız veya Ramazan ayında korkudan sahurda oruç tuttuğunuzu saklamak için pencerenizi perdeyle değil yastıklarla ışık görünmesin diye iyice kapatmak zorunda kalırsanız “Allah o günleri göstermesin diye evinize saklanıp kafanızı bile dışarıya çıkarmayacak mısınız?

Bir başka mahalleden 12 Eylül’e bakacak olursak. Ülkücüler Amerikancıydı onlara bir şey yapmazlar mı dediler. Veya bugüne kadar 12 Eylül ile yapılan film ve dizilerde solcular masum, halk çocuğu ve zulme uğrayan ama; ülkücüler ise sokağın “tu kaka çocuğu” olarak gösterdiler.

Peki hakikat neydi? Bu satırlarda birkaç söz yazabilirim ama ne kadar inandırıcı olabilir şüpheliyim. Sanatın daha etkili olduğuna inanan birisiyim. Bunu 30 yıldır sahnelerde olan birisi olarak yaşayarak gördüm.

Bu vatan için gençliğini feda eden, savunduğu ve yıkılmasın diye çabaladığı devletin polisi ve askeri tarafından her türlü işkenceye uğramasına rağmen devletine küsmeyen bu kahramanların kim olduklarını bu ülkede yaşayan herkesin bilmesi ve öğrenmesi gerek ki “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” sözünün gerçeğini anlayabilsinler. Fetö gibi, PKK gibi emperyalistlerle kucak kucağa işbirliği içine girecek hainler çıkmasın bu ülkede. Vatanın selameti, devletin bekasını düşünerek ihalelere fesat karıştıran menfaatçi şebekeler yaşayamasın bu vatanda.

Eğer ülkücüler 12 Eylül öncesinde bu mücadaleyi vermemiş olsalardı acaba Türkiye bugünkü Türkiye olur muydu?

12 Eylül darbe girişiminde ülkenin selâmeti için kendilerini feda eden bu kahramanların her biri tarifsiz acılar çektiler. Kimi sürgünler yedi, kimi yıllarca kaçak yaşadı. Kimi işinden, aşından oldu. Ülkenin her yerinde kurulan işkencehanelerinde ve hapishanelerinde sözle anlatılamayacak acılar çektiler. Bu acıları anlatabilmek için hepsini temsilen acının zirvesini oluşturan MAMAK ASKERİ CEZAEVİ’ni sinema perdesine taşımak için bir çabanın içine girdim.

Bunu başarabilmek için Mamak’ta birlikte koğuşlarda, tecritlerde, hücrelerde beraber yattığım arkadaşlarımla istişareler kurmak için Ankara’ya ofis açıyorum. Görüştüğüm arkadaşların hepsinin büyük desteğini gördüm. Olacak inşallah.

Tabi gençlere de hem o günlerin gerçeğini göstermek hem de “Aksiyon” bir film sunmak için senaryo çalışmalarını başlattım. “Aşkı Cehenneme Attılar” isimli romanım bugüne kadar 30 binin üzerinde okuyucusuyla buluştu. Şimdi de film olarak arkadaşlarımın da yaşadıklarını katarak yaşanan büyük dramı beyaz perdeye aktaracağız inşallah.

Mamak Askeri Cezaevi’nin birebir aynısını kuracağımız platoda çekimlerini yapmayı planladığımız film için herkeste bir heyecan olduğunu fark ettim. Film, sadece Haşim Akten’in yaptığı değil, Mamak acılarını yaşayan çilekeşlerin senaryoya katkıları ve danışmanlıkları ile olacak inşallah.

“CEHENNEME HOŞ GELDİNİZ”

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1560/yeni-bir-film-geliyor.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar