DÜNBÂLE İSE HEMÎŞE CÜNBÂN
Ahmet Zeki Uzun

DÜNBÂLE İSE HEMÎŞE CÜNBÂN

 

Ma’lum-u aliniz, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, New York’taki merkez binasında toplandı.

Devlet başkanlarının Genel Kurul’daki konuşmaları belirli bir takvime göre devam ediyor.

ABD Başkanı Donald TRUMP, Genel Kurul’a henüz hitap etmedi; 26 Eylül Salı günü konuşması bekleniyor.

Ancak, Genel Kurul çalışmalarına Kuzey Kore’nin füze denemeleri konusundaki ısrarlı siyaseti damgasını vurmuş durumda.

Alabama Eyaleti, Wernher Von Braun Centre'da bir konuşma yaparak gündemdeki konulara temas eden Başkan TRUMP, Kuzey Kore lideri Kim JONG'a ağır hakaretlerde bulundu ve konuşması boyunca JONG’u tehdit etti.

TRUMP’ın konuşması her bakımdan dikkat çekiciydi. Daha da önemlisi, Sayın Başkan kürsüde, konuşması boyunca yaptığı hakaretlerin ve tehditlerin her kelimesiyle adetâ aynileşti; beden diliyle çılgınca her kelimeye kudret verdi.

Konuşmanın, beden diliyle aynı istikamette olması, deyim yerindeyse TRUMP’ın kürsüde kendisini kaybetmesi, füze denemeleri konusundaki münakaşanın dehşeti hakkında kâfi derecede malumat vermektedir.

 

 

Alabama Eyaleti’ndeki konuşmayı, yabancı haber ajanslarından sizin için takip ettim. Mebhus videoyu izlediğinizde konuşmanın ilk bölümünde TRUMP’ın yukarıdaki hareketini rahatlıkla görebilirsiniz.

Bu hareket, beden dilinde “bir konunun altını çizmek” olarak tarif edilebilir. TRUMP, daha konuşmasının başında konunun ne kadar ciddi olduğu hakkında katılımcıları bilgilendirmiş oldu.

 

 

Daha sonra Başkan, avuç içini açarak konuşmasına devam etti. Aslında bu hem dinleyicilere hem de bütün dünyaya bir mesajdı.

Görüntüde TRUMP’ın sağ eli açık ve muhataplarına dönük vaziyettedir. TRUMP, beden diliyle “Ben açığım, saklı gizli hiçbir hesabım yoktur”, “Bana güvenin, bana itimat edin”, “Bana inanın; bana inanırsanız, emniyette olursunuz” mesajını verdi.

 

 

Konuşmanın devamında Başkan bu defa, iki kolunu da açarak muhataplarına hitap etti.  İki kolun bu şekilde açılması, yukarıdaki, “Ben açığım, saklı gizli hiçbir hesabım yoktur”, “Bana güvenin, bana itimat edin” mesajını kuvvetlendirici bir harekettir.

Bu görüntü aynı zamanda “kucaklama” hareketidir. Kucaklama hareketi, muhatapların şuuraltına sempatik mesajlar gönderen önemli bir duruştur. Hareketi gören kişi, kendini konuşmacıya daha yakın hisseder; konuşmacıyı daha samimi bulur.

Üç yaşında veya beş yaşındaki bir çocuğa kollarınızı bu şekilde açarsanız, çocuğun size doğru koştuğunu görebilirsiniz. Bu yaştaki bir çocuğun zihni henüz kirletilmediğinden hareketi dostça ve samimi bulur, açılan kollara doğru koşar.

 

 

Konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, TRUMP’ın verdiği mesajlar sertleşmeye başladı. Fotoğrafta, hatibin kürsüyü tutarak destek aldığına dikkat ediniz.

TRUMP’ın kendini “yalnız” ve “zayıf” hissetmesi, kürsüden destek alma ihtiyacını hissettirmiştir. Beden dilinde bu hareket, “eşyadan yardım almak” şeklinde ifade edilir.

 

 

Benzer bir “kürsü tutma” hadisesi, Water-Gate Skandalı sırasında yaşanmıştır. (1972-1974). Gerçekleri gizleyen 37. ABD Başkanı Richard NİXON, basın önünde özünü müdafaa ederken, deyim yerindeyse “kürsüye yapışmıştır”. NİXON, bi’l ahire 1974 senesinde Başkanlık’tan istifa etmiştir.

 

 

TRUMP, bu görüntüde artık işaret parmağını kaldırmış durumdadır. İşaret parmağının bu şekilde kullanılmasının amacı, doğrudan “tehdit” tir.

Hitabın bu bölümünde Sayın Başkan, Kuzey Kore Devlet Başkanı’na tehditler savurdu. Başkan’ın beden dili, yine aynı şekilde konuşmasına birebir eşlik etti.

 

 

İşaret parmağının hedef gözetilerek doğrultulması, tehdit kasdının önemli olduğunun bir göstergesidir.

Başkan TRUMP, aynı zamanda parmağını mütemadiyen salladı. Parmağın gayet gergin bir şekilde hareketlenerek sallanması, tehdidin boyutu hakkında bilgi verir.

Tehdidin şiddete dönüşüp dönüşmeyeceği, işaret parmağının konumu ile alakalıdır. Başka bir ifadeyle muhatabını tehdit ederek konuşan bir kişinin, tehdidinde ne kadar ciddi olduğu, ne kadar asabi olduğu işaret parmağının konumuna bakarak anlaşılabilir.

Şair Muallim Naci (1849-1893) “Kuzu” ismi ile maruf ve meşhur şiirinde; “Dünbâle ise hemîşe cünbân” (Kuyruk ise her daim sallanır) demişti.

Mezkûr mısraya nazire olarak; “Parmak ise, her daim sallanır” diyebiliriz. Yeter ki o parmak, kürsüye çıkmaya görsün …

 

 

TRUMP konuşmasına devam etmekte, hakaretleri bir bir sıralamaktadır.

 

 

Bu görüntüdeki işaret parmağının konumuna dikkat ediniz. Parmak, şu anda bir “silah”, mesela bir “tabancayı” temsil etmektedir.

İşaret parmağını bu şekilde kullanan kişi, muhatabını tehdit eder: Tehditkâr hiçbir söz söylemese bile …

 

 

TRUMP, konuşması boyunca zaman zaman izleyicilere avuç içlerini göstermeye devam etti.

Ellerin bu hareketi, konuşmacıya yönelen ilgiyi canlı tutmakta, konunun daha iyi ve daha kolay anlaşılmasını sağlamaktadır.

Peki, ABD Başkanı TRUMP, konuşması boyunca ne dedi?

Başkan TRUMP, Kuzey Kore’ye gözdağı verdi: “Nükleer programını sürdürmesi halinde Kuzey Kore'ye karşı icap eden bütün adımları atmaya hazırız”. “Halkının açlık çekmesine veya ölmesine aldırmayan deli adam Kim JONG, hiç görülmemiş şekilde sınanacak” dedi.

TRUMP, Kuzey Kore liderinden “Küçük Roket Adam” şeklinde bahsederek; “Küçük roket adam, hem kendisi hem de rejimi için intihar görevinde. Eğer ABD, kendini ve müttefiklerini müdafaa etmek mecburiyetinde kalırsa, Kuzey Kore'yi tamamen yok etmekten başka seçeneği kalmayacak. ABD buna hazırdır, isteklidir ve bunu yapabilir ancak buna gerek kalmamasını umuyorum" dedi.

TRUMP, bu konuşmasıyla Kuzey Kore liderinin “madde-i mahsusu”nu hedef alarak alenen hakaret etti, hafife alarak alay etti.  

Birleşmiş Milletler Genel Kurul toplantıları için New York şehrinde bulunan Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Ri Yong HO ise, gazetecilere Trump’ın sözlerini değerlendirdi.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanı HO, Kuzey Kore'yi yok etmekle tehdit eden ABD Başkanı TRUMP için "havlayan köpek" benzetmesi yaptı:

"Ünlü bir laf vardır: 'Köpekler havladığında bile, tören devam eder' diye... Eğer TRUMP köpek havlaması sesleri çıkararak bizi korkutmaya çalışıyorsa, açıkça hayal görüyor demektir". …

Hülasa, iki taraf arasındaki münakaşa genel hatları itibariyle bu şekilde cereyan etti.

Haber ajanslarındaki beyanlarda geçen şu dokuz terkibi tekrar okumakta fayda var:

“Gözdağı vermek”, “deli adam”, “roket adam”, “intihar görevi”, “yok etmek”, “alay etmek”, “tehdit etmek”, “havlayan köpek”, “korkutmaya çalışmak”.

TRUMP, dinleyicilere –tabii ki bütün dünyaya- yukarıdaki sözleri sarfetmeksizin “insanlıktan”, “barıştan”, “barış içinde birlikte yaşamaktan”, “ilimden, irfandan”, “aşktan, sevgiden ve gönülden” bahsetseydi, eminim bu sayfada başka fotoğrafların tahlilini yapıyor olacaktık.

Ama maalesef anlaşmazlık, karşılıklı beyanatlarla daha da alevlendirildi.

Kudema, “Uslûb-u beyan, ayniyle insan” demiştir. Kuzey Kore Dışişleri Bakanı, TRUMP’ın kem sözlerine misliyle mukabele ederek, TRUMP’a hitaben “havlayan köpek” teşbihini yaptı.

TRUMP’ın fenâ kelimeleri, Dışişleri Bakanı Ri Yong HO’dan “misliyle mukabele” gördü ve “havlayan köpek” tepkisiyle geri döndü.

Dışişleri Bakanı HO; “Köpekler havladığında bile tören devam eder” atasözüne vurgu yaptı. Benzer bir sözün Türk ve Arap kültüründe de mevcut olduğunu tahattur edelim.

Anadolu insanı, “İt ürür, kervan yürür” derken; aynı mealdeki atalar sözünü Araplar, “Köpeklerin uluması bulutlara zarar vermez” (La yezurru-s sahabete en nubahe-k kilabu) şeklinde ifade etmektedir.

Milletlerarası münasebetlerin ve hitabet ilminin temel kaidesidir; mukabele-i bi’l misl. Yapılanın aynısıyla karşılık vermek … 

Yunus’un, a’sara hükmeden mısraları ile sözümüze nihayet verelim:

Söz ola kese savaşı; söz ola kestire başı

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz.

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Ömür Özer     0000-00-00 Fevkalade bir yazı ve tahlil.