TEOG VE 'KOBAY'LIK…
Mustafa Balkan

TEOG VE 'KOBAY'LIK…

 

 

Yeni öğretim yılı hayırlı olsun.

Heyecan dolu, aşk dolu, sevgi dolu ve herşeyden önce yürekleri insan sevgisiyle dolu olan öğretmen ve hocalarımıza sesleniyorum:

Ne olur ilk dersinizde öğrenci ve talebelerinize; "nasıl insan olunur?" sorununun cevabını verin ve ‘önce insan’ ı öğretin.

Sonra ahlâk ve irfanı...

 

***

Nureddin Topçu'nun 'Türkiye'nin Maarif Dâvası' adlı kitabı okunduğunda, maarifin (eğitimin) ne hale geldiği yalın bir şekilde görülür.

Topçu, “Mektepler açıldı; bunlarda yeni ilimler okutuldu. Lâkin ilim sevgisi aşılanmadı; âlimin üstünlüğü ve cemaat içindeki önderliği telkin edilmedi. Çünkü ilme gerçekten inanılmadı. İlim, bizim hayatî menfaatlerimiz için vasıta olarak, şekil halinde istismar edilmek istendi; teknik putlaştırıldı. Asrımızın başından bu yana, her sahada olduğu gibi maarifte de Garp taklitçiliğinin acısını çekmede olduğumuzu anlayanlar, dâvayı ortaya attılar. Lâkin bu dağınık ve ferdî kalan sezişlerin yanı sıra taklit cereyanı olanca hızıyla yol almakta devam etti.” diyor.

Ve devam ediyor: “Zamanımızda ise âdeta millî mukaddesatının hizasına yükseltilen tekniğe bağlı değerler, en fazla kazanma gücü, millet kültürünü azar azar ortadan kaldırmaktadır. Yürütücülerin güttüğü maarif dâvası sadece teknik dâvasıdır. Bütün mektepler fen mektebi olma yolunda, millî mektep de can çekişmektedir. Yabancı dilde öğretim yapan mektepler Türk çocuğu için ideal mektep oluyor. Bu hal yakın bir gelecekte milliyet ve kültür dâvasının mezarı başında ağlayacağımızı haber vermektedir.”

Topçu, âdeta günümüzü de böylece özetliyor.

 

***

Bundan dört sene önce uygulanan ve nasıl uygulanacağını okul idarecileri ile öğretmenlerin dahi bilmediği TEOG sistemi, daha ilk yıl öğrencileri ve velileri ruhen ve psikolojik olarak yıkıma uğratmıştı. Yâni öğrenciler ne yazık ki “kobay” olarak kullanılmışlardı. İnsanlar yanlış tercih yaptıklarından veyahut da öğretmenlerin bile bile lades diyerek İHL'lere çocukları yönlendirmeleriyle olanlar oldu. Kimse kendi isteyerek istediği okula meslek veya düz liseye gidemedi. Bu bir haksızlık ve özgürlüğe vurulan TEOG tipi bir darbeydi.

Yönlendirme (doğruya, iyiye, güzele) ve tercih özgürce olmadığından zeki ve akıllı öğrenciler ya okulu bırakmak ya da açık liseye geçmek zorunda bırakıldılar. Yâni lise çağına gelmiş Müslüman Türk gençliği üzerinde bir deneme yapıldı. Onlar ne yazık ki "kobay" olarak kullanıldılar.

Eğitimciler ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın yapması gereken öneri veya teklifi Cumhurbaşkanlığı makamı yapınca, yetkililer harekete geçti.  TEOG ucubesine son verildi. Ama yerine hangi sistemin uygulanacağı bilinmiyor. TEOG'un altyapısı yoktu, kaldırıldığında da onun yerine neyin konulacağına dair bir altyapı da "yok" görünüyor. Yetkililer veya ilgililer çalışıyor(muş)!

Yönlendirme, yeni ve bilinmeyen bir sistem değil. Sıbyan veya mahalle mektepleri Selçuklularda da Osmanlılarda da vardı. İnsanları yeteneklerine göre yönlendirme, Batı'da ve örnek alınması gerekiyorsa eğer Almanya'da en iyi uygulanan bir sistem. 15 yıldan bu tarafa bu sistem uygulanmış olsaydı, Türkiye hem eğitimde hem sanayide ve dolayısıyla ekonomide bu sistemle muasır medeniyet seviyesine doğru epey mesafe alacaktı.

 

***

Soru şu: İnsanı (öğrencileri) yeteneklerine göre yönlendirme sistemini uygulatmayan görünmeyen güç veya güçler kimlerdir?

Milli Eğitim'de yuvalanan bu gizli güçler neden şimdiye kadar ortaya çıkartılmadı ve deşifre edilmedi? Amerika'yla 1950’li yıllarda yapılan Eğitim (müfredat) Antlaşması ne zaman iptal edilecek?

Milli Eğitim, Amerikan Emperyalizminin boyunduruğundan ne zaman kurtarılacak?

Millî Kültürümüz ve Millî Basınımız da bu emperyalist boyunduruğu altından acaba ne zaman kurtarılarak özgür kalacak?

 

***

Müslüman Türk gençliğini "kobay" olarak gören ve paralel, yatay, dikey kullandırttıran zihniyetten bu dünyada hesap sormayanlar, öbür dünyada mutlaka hesaba çekileceklerini bilmelidirler.

Eğer Ahiret'e inançları varsa…

 

 

 

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500