YENİ MÜFREDATTA BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSİ
Doç. Dr. Recep Kürkçü

YENİ MÜFREDATTA BEDEN EĞİTİMİ VE SPOR DERSİ


Milli Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan yeni müfredat programı 2017-2018 Eğitim-Öğretim yılında ilk defa, İlkokul 1. Sınıf, Ortaokul 5.Sınıf, Lise hazırlık ve 9. Sınıf öğrencilerine uygulanacak. Daha sonra kademeli olarak tüm sınıflara uygulanacak. Böylece yeni ders çizelgesi yeni müfredatla birlikte 2020-2021 eğitim-öğretim yılında tüm sınıflarda uygulanmış olacak.


Milli Eğitim Bakanlığı tarafından açıklanan yeni müfredat programına göre; İlkokul da,  Oyun ve Fiziki Etkinlikler Dersi 1,2,3,4. Sınıflarda, Ortaokul da, Beden Eğitimi ve Spor Dersi 5,6,7,8. Sınıflarda, Lise de, Beden Eğitimi ve Spor Dersi  9,10,11,12 sınıflarda zorunlu ders olarak okutulacaktır.  Ayrıca Ortaokul ve Liselerde, Sanat ve Spor, Görsel Sanatlar, Müzik, Spor ve Beden Eğitimi dersleri öğrencilerin tercihlerine bağlı olarak iki (2) ya da dört (4) ders saati olarak seçilebilmelerine imkan tanınmıştır. 


İsteyen okullarda on ders saatine kadar okul ve çevrenin şartları ile öğrencilerin bireysel özellikleri ve ihtiyaçları dikkate alınarak okul yönetiminin kararıyla her türlü eğitici faaliyet uygulanabilir. (Örneğin sanat etkinlikleri, sportif çalışmalar, sosyal ve kültürel etkinlikler, yabancı dil vb.)


Türkiye’de yıllardır, sporda alt yapıyı oluşturabilme probleminin ana kaynağı eğitim ve öğretim kurumları olan okullarda spora gereken önemin verilmeyişidir. Türkiye, 17 milyon Milli Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda ve 7 milyon üniversitelerde olmak üzere toplam 23 milyon öğrenci potansiyeline sahip bir ülkedir. Bu genç nüfus sayısı ile Dünyada ki birçok ülkenin toplam nüfusundan çok fazla sayıya sahip olduğumuz görülmektedir. Fakat şimdiye kadar bu kadar genç nüfus potansiyelinden gerektiği şekilde yaralanıldığının söylenmesi mümkün değildir. Bu yargıya nasıl varıyoruz. Dünyada ki birçok ülkenin toplam nüfus sayısından fazla genç nüfusa sahip olmamıza rağmen, Olimpiyatlarda ki almış olduğumuz madalya sayılarına baktığımızda bizim nüfus sayımızın çok, çok altında olan ülkelerden daha az madalya kazandığımız görülmektedir. Lisanslı sporcu sayısına baktığımızda, nüfus sayısına göre yetersiz olduğu görülmektedir. Ayrıca lisanslı sporcu sayısı gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü lisans çıkarıp bir antrenmana ve müsabakaya çıkmayan kişilerin sayısı az değildir. Ülkemizde, gençler arasında insan vücuduna zararlı (içki, sigara ve uyuşturucu) madde kullanımı artmakta, Yanlış beslenme alışkanlıkları ve hareketsiz yaşama bağlı olarak özellikle çocuk ve genç obez sayısı her geçen gün artmaktadır. Bilgisayarın ve televizyonun yaşantımıza girmesi ile çocuklar spordan uzak, hareketsiz bir yaşam tarzını benimseme eğilimine girmiş durumdalar. 


Milli Eğitim Bakanlığı’nın bu yeni programı incelendiğinde; Oyun ve Fiziki Etkinlikler Dersi ve beden eğitimi dersleri, gerek teori, gerekse uygulama bakımından yeterli ve amaca uygun görünmektedir. Ancak bu program kağıt üzerinde yeterli ve amaca uygun görünmekle birlikte uygulamada bir takım problemlerin ortaya çıkması muhtemeldir. Ne tür problemlerle karşılaşacağız, bunları bize zaman gösterecektir. 


Yeni müfredatta, İlkokullarda Oyun ve Fiziki Etkinlikler Dersi her sınıfta var. Her sınıfta olması çok güzel,  fakat bu dersleri kim verecek. Beden Eğitimi öğretmenleri tarafından mı verilecek,  yoksa eskiden olduğu gibi sınıf öğretmenlerimi verecek. Sınıf öğretmenleri verecekse bunlar hizmet içi eğitimden geçirilecek mi. Yoksa eskiden olduğu gibi sınıf öğretmenleri “Oyun ve Fiziki Etkinlikler Dersinde” Matematik dersi mi yapacaklar. Ayrıca okul müdürlerinin beden eğitimi dersini önemsiz görmeleri, velilerin ilgisiz ve derse yönelik olumsuz tutuma sahip olmaları, öğretmenlerin yasa ve yönetmelikler konusunda yetersiz bilgiye sahip olmaları, tesis, araç-gereç yetersizliği ve öğrenci sayısının fazlalığı gibi nedenlerden dolayı ders planlama-işleme ve değerlendirmenin yeterli yapılamaması, tesis, araç-gereç ve zaman yetersizliğinden dolayı ders dışı etkinliklerin yeterli düzeyde yapılamaması, Ülkemiz de klüpleşme oranının düşük olması nedeniyle belli seviyeye gelen sporcular sporu bırakmak zorunda kalmaları da uygulamada karşılaşılan problemlerdir.


Ayrıca, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okulları içinde spor salonu olan okul sayısı azdır. Ancak, özel okullar reklamlarını yapabilmek için bu konuya daha fazla önem vermektedir. Okullar arası spor yarışmalarında son yıllarda özel okulların sportif yarışmalarda başarı göstermesi, bu okullarda spora ve spor yoluyla kendilerini tanıtmaya önem verilmesinden kaynaklanmaktadır. M.E.B.’na bağlı devlet okullarında ise sportif ve sosyal faaliyetlerin yürütülebilmesi için ayrılan mali kaynaklar ya yetersiz, ya da çok kısıtlı olmaktadır. Türkiye’de sporun alt yapısının oluşturulması, yeteneklerin keşfedilmesi ve geliştirilmesi görevi, spor kulüplerine ve eğitim öğretim kurumları olarak faaliyet gösteren okullara verilmiştir. Her ne kadar spor kulüpleri bu görevi üstlenmişseler de çocuk, beden eğitimini ve sporu ilk olarak okulda tanımaktadır. Spor kulüplerimizin (alt yapıya önem veren birkaç kulüp hariç) günümüzdeki fonksiyonu okullarda önceden keşfedilmiş yetenekleri bünyelerinde toplamaktır. Öğrenciler okulda sporla beden eğitimi dersinde 5’inci sınıfta yani ancak 10-11 yaşında tanışıyor ve çocuklar temel eğitimi almadan doğrudan branşa yönlendiriliyor. Oysa çocuk okula başlar başlamaz sporla tanışmalı, atletizm yüzme ve jimnastik, branşının temel öğelerini oyun formatı içerisinde, temel becerileri geliştirmelidir. Atletizm bir çok spor dalındaki temel beceriler için geçerlidir. Sudaki can güvenliği ve kalp solunum dayanıklılığı için yüzme gereklidir. Denge ve koordinasyon için jimnastik gereklidir. Bu müfredat okul öncesi yani 5-6 yaşından itibaren 8-10 yaşa kadar uygulanmalıdır. 8-10 yaş itibariyle branş yetenek tespitinden sonra sporlarla bedenini şekillendirmesine imkan tanınmalı ve daha sonra bir branşa yönlendirerek, branş temel eğitim çalışmalarına geçilmelidir.


Okullarda spor için gerekli imkanlar sağlanması halinde, büyüyen çocuğun fiziksel gelişiminin yanında psikolojik ve sosyal yönden gelişimine de katkıda bulunur. Bireysel sporlar; özgüvenin, kendi sorumluluğunu alma yetisinin gelişimine katkıda bulunurken, takım sporları; paylaşmayı, yardımlaşmayı, takım halinde hareket ederken bireysel hırsların takımın önüne geçmesini kontrol etmeyi geliştirir. Spor yapan bir çocuk zamanını doğru kullanmayı öğrendiğinden okul başarısı da beraberinde gelir. Düzenli fiziksel aktivite ile çocuğun kuvvet ve dayanıklılığı artar, kemik gelişimi olumlu yönde etkilenir, kilo kontrolü sağlanır. Spor ile hareketsizlik ve aşırı kilo sonucunda erişkin dönemde gelişebilecek kalp damar hastalıkları, şeker hastalığı ve diğer sağlık problemlerinin gelişimi önlenebilir ve Türk sporu için alt yapının oluşturulması, bilinçli sporcuların yetiştirilmesi, sporun yararlarını bilen sağlıklı nesillerin yetiştirilmesi sağlanmış olacaktır.


Yeni Eğitim-Öğretim yılının, öğrencilerimize, velilere, eğitimcilere ve ülkemize hayırlı olması dileğiyle.

 

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
Gökhan     0000-00-00 Çok doğru ve yerinde tespitler hocam...pilot uygulamalar başladı ve okul müd.5.sınıflarda beden eğitimi dersini kaldırdı...
MEHMET ERTEM     2017-09-18 BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENLİĞİ MEZUNUYUM.BEDEN EĞİTİMİ DERSİ ZORUNLU HAFTADA EN AZ 5 SAAT OLMALI.BU YETMEZ OKULLARDA OKULLARIN KAPASİTESİNE GÖRE DE ANTRENÖR ÖĞRETMENLER OLMALI MATEMATİK FEN BİLİMLERİ GİBİ ÖĞRETMENLERİNE VERİLEN DEĞER BEDEN EĞİTİMİ ÖĞRETMENİNE DE VERİLMELİ. BURADA YETİŞEN YETENEKLİ SPORCULARIN ELİNDEN TUTULMALI GEREKLİ FEDERASYONLARA NAKLİ SAĞLANMALI VE BURADAN EKMEĞİNİ KAZANABİLECEK BİR SİSTEM OLUŞMALI O ZAMAN SPORCUNUN KRALI YETİŞİR ÜLKEMİZDE.