BATI BİZİ KISKANIYOR MU?

ABD, PKK’ya yardım ediyor. Daha dün gazeteler 700 milyon dolarlık bir silah yardımından söz ediyordu.

Almanya terör örgütünün düzenlediği gösterilere en küçük bir sınırlama getirmiyor.

Avrupa neredeyse bir bütün olarak Türkiye’den kaçanlara kucağını açmış durumda.

Batı’nın terör karşısında gösterdiği tutum asla dostlukla izah edilemez. Üstelik, terör örgütlerine yardakçılık yapmak uluslararası hukukun men ettiği bir şey.

Görülüyor ki çıkarlar söz konusu olunca uluslararası hukuku kimse dinlemiyor.

Hala milletlerarası ilişkileri güç belirliyor; güçlüyseniz haklısınızdır.

Türkiye’nin birdenbire çembere alınması üzerinde ciddiyetle düşünmek zorundayız. Kıskanıyorlar, güçlendiğimiz, sıçrama yaptığımız için yapıyorlar şeklindeki ifadelerin retorikten öte bir değeri yok. Güçlü olduğumuz için mi Putin’den özür diledik? İçerideki sorunları bir düşman üretip üzerine boca edebilirsiniz. Ama dışınızdaki olayları boş hamasetle örtemezsiniz.

Düne kadar bu ülkelerin bazıları AB’ye girmemizi hararetle destekliyordu. Gül ve Erdoğan Brüksel’e gittiklerinde ayakta alkışlanmışlardı. İçerideki politik dilin dış politikaya taşınması, Batı ile Türkiye’nin arasını açan en önemli sebeplerden biridir. Merkel’e Shultz’a, Bahçeli ve Kılıçdaroğlu’na davranır gibi davranırsanız karşılığını –yaptırımlarla- alırsınız.

Diplomasi hakaret dilini kaldırmaz. Kimseye at uşağınız gibi muamele edemezsiniz. Ettiniz mi bir şekilde bedelini de ödemek zorunda kalırsınız.

Bununla Batı’nın hiçbir suçu yok demiyorum. Aksine Batı’nın Türkiye’ye reva gördüğü muamele baştan sona haksızdır. Savunulacak bir yanı yoktur. Ama günümüz dünyasında başkalarının politikalarına ayar veremezsiniz. Herkes kendi üslubundan, kullandığı dilden, siyaset tarzından mesuldür. Keşke gerilimi tırmandıran bir dil yerine daha pozitif, daha yapıcı, özellikle uluslararası toplumun vicdanına hitap edici bir dil kullanılabilse idi.

Gelinen noktada Batı’nın bilinç altının ne kadar etkisi varsa, belki o kadar da kullandığımız dilin etkisi vardır.İlişkileri tamir etmek yerine kıskanıyorlar sloganına sığınmak inanmaya eğilimli bir tabanı tatmin etmeye yetse de mevcut durumu değiştirmeye yetmez, faydası da olmaz. Avrupa bizim neyimizi kıskansın, en fakirinin bile milli geliri bizim bir buçuk katımız. Bir çoğu uluslaşma sürecini tamamlamış, iç çekişmelerden kurtulmuş ülkeler. Biz ise daha ne olduğumuza bile karar verememişiz. Kürt müyüz, Türkmen miyiz, aşiret mi, klan mıyız belli değil. Türk olmaktan kurtulduğu için davul zurna çalanlar vardı. (Türk, on asır İslam’ın bayraktarlığını yapmış, Peygamber övgüsüne mazhar olmuş soylu bir milletin adıdır. Türk olmaktan kurtulmak kimseye şeref kazandırmaz ama çok şey kaybettirir)

Terörle mücadele ve ulusal menfaatleri korumada,  dış destek çok önemlidir. Dostlarını kaybeden  bir ülke uluslararası zeminlerde hiçbir hakkını savunamaz. İçeride de dışarıda da dostları çoğaltmak gerekir. Çok değil, 6-7 yıl önce dış politikamız bu amaç üzerine kuruluydu. Suriye,  her şeyi değiştirdi. Başkalarına hükmümüz geçmeyebilir ama istersek kendi politikamızı gözden geçirebiliriz. Bunun vakti geldi geçiyor bile.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1519/bati-bizi-kiskaniyor-mu.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar