EN BÜYÜK AYIPLARIMIZDAN BİRİ ALEVİ-SÜNNİ ÇEKİŞMESİ-DÖVÜŞMESİ

Nihal Atsız’ın sadeleştirdiği ORUÇ BEĞ TARİHİ’nde okudum; Timur, Şam’a girdiği zaman, tellallarla halka ilan etmiş.

- Ben , Yezidi'yim ne kadar Yezidi varsa, çıkıp gelsin karşıma! dedirtmiş. Yezidiler sevinçle Timur’un karşısında toplanmışlar. Timur aslında Sünni bir hükümdar. Toplanan kalabalığa sormuş:

- Yezid ‘in mezarı nerede?

Yezidiler , Yezidin Şam mezarlığındaki mezarını göstermişler.Timur kendi emrindeki kumandanlara emretmiş:

- Açın bu alçak adamın mezarını. Sonra, ordumdaki her bir kişi, gelsin bu adamın kemikleri üzerine pislesin. Çünkü bu alçak adam 680 yılında, Sevgili Peygamberimizin torunlarından Hz. Hüseyin’i Kerbela'da şehit ettiği için, hem Türk dünyasını hem de İslam alemini ikiye böldü. Düşmanlıklar, ikilikler, dövüşmeler, bunun yüzünden devam ediyor.

Timur’un  komutanları ve askerleri, verilen emri, yerine getirmişler. Hadise, bütün Yezidilerin gözleri önünde olmuş. Sonra Timur Şam’daki bütün Yezidileri de birer birer öldürtmüş. Ne olmuş sonra? Alevi- Sünni veya Şii- Sünni kavgası bitmiş mi? O hadise üzerinden yaklaşık 600 yıl  geçmesine rağmen düşmanlıklar bitmedi bitmiyor.

Anlaşılıyorki Alevi- Sünni veya Şii- Sünni kavgası veya sövüşmesi beklide bin yıl daha devam edecektir. Çünkü bu çekişmenin altında müthiş bir cehalet yatmaktadır. Mehmet Akif’ in ifadesiyle bizim en büyük düşmanımız cehalettir.

 ‘’ Ey hasm-ı hakiki, seni öldürmeli evvel

            Sensin  bize düşmanları üstün çıkaran el’’

Bana göre de dünyanın en yanlış ve en tehlikeli, en boş, en manasız- mantıksız çekişmesi-dövüşmesi; Alevi- Sünni bölünmeleri, düşmanlıklarıdır. Bu konuyu araştıran, okuyan, öğreneye çalışan kimse olarak yazıyorum. Alevilere sövüp-sayan bir Sünni veya Sünnilere yumruk msıkan diş gıcırdatan bir Alevi , hiçbir şey blmeyen , okumayan öğrenmeyen kendi varlıklarına düşman olan zavallı kimselerdir.

1965 yılında Sivas’taydım. Bir duruşmam için Kangal ilçemize gitmiştim. Bir minibüsle şehre dönecektim. Ancak müşteri çıkmadı. Şoför çok asık bir yüzle direksiyon başına oturdu. Vakit gece yarısına yaklaşıyordu. Ay, kocaman bir  değirmen taşı gibiydi. Ulaş‘a girince iki kişi el kaldırdı. Arabaya biner binmez, aralarındaki münakaşaya devam ettiler. Yüksek sesle tartıştıkları için anladım ki birisi Alevi ötekisi Sünni dir. Aralarındaki tartışma konusu Hz. Ali ‘nin halifelik meselesiydi. Alevi olan kişi diyordu ki:

Hz. Peygamber vefat ettikten sonra, ilk halife ola hakkı Hz. Ali’nin idi. Fakat o cenaze işleriyle meşgul olduğu için, birtakım kimseler allem-kallem ettiler halifelik makamına, Hz. Ebubekir’i oturttular.

Arkadaşı bu iddiaya itiraz ediyordu dayanamadım arkama döndüm:

- Af edersiniz dedim. Yüksek sesle konuştuğunuz için aranızdaki münakaşa konusunu bende öğrendim. Siz alevisiniz, bende sünniyim. Burada sizden öğreneceğim çok önemli bir husus var. Lütfen söyler misiniz bana Hz. Ali cesur bir adamıydı; yoksa korkağın tekimiydi.

- Cesur bir adamdı!

- Hz. Aliye cesareti konusunda 10 üzerinden kaç puan veriyorsunuz?

- 10 üzerinden 10 puan veriyorum.

- Bende Hz. Aliye on üzerinden bin puan veriyorum anlaştık mı ?

- Anlaştık efendim.

- Hz. Peygamber buyuruyor ki: ‘Haksızlık karşısında susan dil, şeytandır!’ . Hz. Ali bir haksızlık karşısında susarak şeytanın durumuna düşecek biri miydi?

- Değildi! Değildi! Değildi!

- Bu özelliğinden dolayı Hz. Ali'ye on kaç puan veriyorsunuz?

- On üzerinden bin puan veriyorum efendim!

- Hz . Aliye on üzerinden milyon vermeyen alçaktır, diyorum. Anlaştık mı?

- Anlaştık efendim.

- Benim gördüğüm kadarıyla, bütün dünyada Hz. Ali'yi korkak, zavallı, pısırık, gösteren ikinci bir topluluk yoktur!

- Yapmayın efendim ! Neden bizi böyle karalıyorsunuz?

- Ben sizi karalamıyorum. Siz kendi kendinizi karalıyorsunuz. Yapmayın ! Yazıktır Hz. Ali’ye; günahtır iftiradır! Yapmayın! Bakın siz hem şimdi Hz. Ali’nin  cesur bir kimse olduğunu  söyluyorsunuz onun bir haksızlık karşısında susarak şeytan durumuna düşmeyeceğını açıklıyorsunuz, hem de birinci halife olmak hakkı elinden  alındığından  korkarak, susarak bir köşeye çekildiğini ortaya koyuyorsunuz. Yapmayın olur mu? Ortada müthiş bir tenakuz var olur mu ?

Siz demiyor musunuz: ‘’ Hz.. Ali şahadet parmağıyla bir kale kapısını yerinden söküp uzaklara fırlatan bir adamdı’’ siz demiyor musunuz? Hz. Ali birisiyle çarpıştığında, kılıcını çektiğinde, Zülfikar kendiliğinden iki arşın uzanıyordu diye. Şimdi eğer Hz. Ali ilk halife olmak hakkının elinden alındığını bilse idi gider Hz. Ebubekirin yakasını kavrar. Onu Mekke’nin Medine’nin dışına savururdu. Hz . Ali, Hz. Ebubekir'in, Hz. Ömer'in , Hz. Osman'ın halifeliğine itiraz etti mi? Size ne oluyor ki onun adına asıp kesiyorsunuz? Yapmayın yazıktır!

Yani , siz Sivas ‘ın Ulaş  nahiyesinde oturduğunuz halde, ilk halife olmak hakkının Hz. Ali de olduğunu biliyorsunuz da, Hz. Peygamber'in dizi dibinde yaşayan bütün ömrü Mekke'de Medine'de geçen Hz. Ali bunu bilmiyor muydu? Cevap vermiyorsunuz! Susuyorsunuz! Çünkü söyledikleriniz katiyen doğru değildir! Arkadaş ben, 1500 yıldan beri süregelen milletimizi iki hasım kampa bölen bu Alevi- Sünni çekişmesinden, dövüşmesinden bıktım usandım artık!

Arkadaş! Boşuna konuşmayın! Siz gidin Hz. Ali Efendimiz'i alıp getirin: biz de Hz. Ebubekir’i alıp getirelim Sivas‘a! İndirelim  Hz. Ebubekir’i halifelik makamından! Oraya hemen Hz. Ali yi oturtalım ve kurtulalım bu Alevi- Sünni kavgasından, çekişmesinden, dövüşmesinden!

- Efendim bu mümkün değil! Olmaz bu!

- Neden mümkün değil?  neden olmaz?

- Çünkü onların kemikleri bile çoktan  toz haline geldi.

- Peki bu mümkün değilse biz neyin kavgasını yapıyoruz? Bak şu gökyüzündeki koskocaman Ay’ı görüyor musun Ay’ı?

- He!  Görüyorum!

- Şimdi ben burada sana diyorum ki: o Ay’ın parlak yüzü bana aittir! Öteki karanlık yüzü de senin olsun! Sen de diyorsun ki hayır! Ay'ın parlak yüzü benimdir ; seninkisi Ay’ın karanlık yüzüdür! Burada yaka- paça kavga ediyoruz. Birbirimize bıçak çekiyoruz. Tabanca kullanıyoruz.


Düşünmüyoruz ki Ay’ a gitmemiz mümkün değil. Gitsek bile orada yaşamamız imkansızdır. Hz. Ali’nin ilk halife olmak hakkı, aynen böyle bir iş! Yani bin yıl on bin yıl yaşasak bile, katiyen halledemeyeceğimiz bir iş! Bu kardeş kavgasından, ancak  bilerek, okuyarak, aklımızı kullanarak kurtulabiliriz.

Ama görüyorum ki bilmiyoruz. Okumuyoruz.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1518/en-buyuk-ayiplarimizdan-biri-alevi-sunni-cekismesi-dovusmesi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Yorumlar

Talat EFE
26.09.2017 18:04
En büyük ayıplarımızdan birisi yanıldım diyememek. Sayın Bakiler Işığın Gülleri, Işığın Süvarileri, Hocaefendi dedikleriniz milletimizin kanını döktü. Yoksa hala Işığın Gülleri, Işığın Süvarileri, Hocaefendi mi diyorsunuz? Artık bu milleti daha fazla kandıramazsınız!!!

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar