İMAM-I GAZALİ

Eklenme Tarihi: 10.09.2017 10:10:36 - Güncellenme Tarihi: 25.01.2020 01:14:59

 

İmam-ı Gazali Hz.leri  ?Benim ümmetimin âlimleri Ben-i İsrail?in nebileri gibidir? hadisi şerifin mana ve ruhuyla özdeşleşmiş bir zattır. İşte böylesi bir âlim zat Hicri 450- Miladi 1058 tarihinde Horasan?ın Tus şehrinde dünyaya gelir. Her ne kadar babası ilim ehlinden olmasa da sonuçta evlatlarını ilme teşvik etmişliğini göz önüne aldığımızda en az ilim erbabı olmak kadar kayda değer bir şahsiyet olduğu anlaşılır. Ancak ne var ki İmam-ı Gazalinin ilmi mürüvvetini göremeden dünyaya gözünü kapayacaktır. İlginçtir çok öncesinden öleceğini bilmişçesine evladı için ayırdığı ilim (eğitim) harçlığını bir tekke şeyhine emanet edip dar-ı bekaya öyle göç eyler. Tabii öyle bir zaman gelir ki bu ayrılan harçlık eğitimi tamamlamaya yetmeyecektir, ister istemez bundan sonraki tahsil hayatını fakir fukaranın gittiği medresede devam ettirir.  

Malum, İmam-ı Gazali için medrese hayatı taklit yönünden ilk basamak olmaktan başka bir anlam ifade etmez. Yani ilk basamakta İmam-ı Gazali Hz.lerinde tahkik ve marifet hali görülmez.  Dolayısıyla İmam-ı Gazali bu durumu şöyle izah eder:

?Medreseye girişim sırf Allah rızası için ilim tahsil etmek olmayıp maişetimi temine yönelik olmasına mukabil, Allah?ın lütuf ve keremiyle beni yüce rızasını tahsile muvaffak kıldı.?

 Evet, İmam-ı Gazali?de bu ilk basamakta tahkik ve marifet hali görülmese de zahiri ilim bakımdan düşündüğümüzde ilk tedrisatını fıkıh hocası Ahmed İbni Muhammed er Radegani?den almışlığı kendisine ilim yolunda çok büyük ivme kazandıracaktır.  İkinci büyük kazanımını ise Cürcan şehrinde İmam Ebu Nasr el-İsmailiye?nin dizinin dibinde diz çökerek elde edecektir. İşte bu iki elde ettiği kazanımlardan sonra tekrar Tus?a dönüş yapar.

 Peki, Tus sonrası hangi durak var derseniz,  elbette ki sırada ki durak Nişabur?dur.  Şimdi gel de bu durakta İmam-ül Haremeyn gibi bir aydınlık güneşi varken duraklama, ne mümkün. Tez elden İmam?ül Haremeyn El-Cüveyni?nin tasarrufatı altına girip hem Nişabur Medresesinin en gözde talebesi olur, hem de talebeliği süresince ortaya telif eser koyar da. Ne diyelim, işte İmam-ül Haremeyn?e talebe olmak böyle bir şeydir. Gerçekten de biri çıksa dese ki o devirde deha çapında ilim adamı yetiştirecek nitelikte hangi aydınlık güneşi vardı diye sual etse, buna cevaben Bağdat?ta ki İshak Şirazi ile Tus?da ki İmam?ül Haremeyn El-Cüveyni dersek yeridir. Öyle ya, madem İmam?ül Haremeyn ardından başta İmam-ı Gazali olmak üzere dört yüzü aşkın talebe yetiştirmiş,  o halde artık kabrinde rahat uyuyabilirdi. Zira İmam-ı Gazali Hz.leri hocasının vefatıyla birlikte kabına sığmayıp Selçuklu veziri Nizamülmülk?ün yanında kendini hizmete adar da.

Nizamülmülk, Selçuklu Devleti?nin en gözde  veziri  azamı,  aynı zamanda  her işinde birinci  önceliği  ilim olan  deha şahsiyettir. Nasıl mı? İşte  kurduğu Nizamiye Medresesi  bunun  en bariz  göstergesi.  Keza  İmam-ı Gazali Hz.lerinin Baş Müderrisliğe  getirilmeside aynı derecede  ehemmiyet arzeden göstergedir. İyi ki de getirmiş, Başmüderrislik boyunca münazaralarda bulunduğu  alimleri alt etmesi o?na  çok  büyük değer  katacaktır. Öyle ki, çevre illerden ününü duyan her kim varsa  ilminden  istifade etmek için  kafileler halinde yollara düşüp  sohbetine ve vaazına katılanların sayısı günbe gün  artar da.

İmam-ı Gazali Hz.leri   meşhur olmasına meşhur da, yukarıda da belirttik ya,  bu safhada ki meşhurluğu taklidi bilge dayalı meşhurluktur.  Dolayısıyla bu ilk  taklidi  bilgi safhada  tarikati kabul etmemesi gayet tabiidir.  Ne zaman ki  Gazali?nin iç dünyasında fırtınalar kopup  batıni ilme ihtiyaç  hisseder,  işte o an   bir şeyhe gitmeye can atacaktır. Ve bu hususu  şöyle  izah eder:

?İçimde Şam?a gitmek isteği vardı, ama halifenin ve arkadaşlarımın yerleşip kalmama karşı çıkacaklarından çekinerek, Mekke?ye gitmek arzusunda olduğumu söyledim. Bağdat?ı terk etmek için böyle bir hileye başvurmak zorunda kaldım. Zira onlar için de, benim herşeyimi terk edip, uzaklaşma kararımın dini bir sebepten ileri geldiğini kabul edecek  kimse yoktu. Onlar benim mevkimin dinde varılacak en yüksek makam olduğunu zannediyorlardı. Onlar ilimden bunu anlıyorlardı çünkü.

Herkes bana:

?Müslümanlara ve alimler zümresine göz değdi, diyorlardı. Nihayet Bağdat?tan ayrıldım. Kendim ve çoluk çocuğumun nafakasına yetecek kısmından maada mallarımı dağıttım. Sonra Şam?a gittim.?

İşte  yukarıda geçen ifadelerden de anlaşıldığı üzere, o şimdi  Şam yolunda saf bir derviştir. Bağdat?taki o dört yıllık ihtişamlı hayattan sonra kendini  sofilik  yoluna adayıp bu yolun kıymetini şöyle beyan eder:

?...Sufilerin, Allah yolunda kimseler olduklarını, onların hayat tarzlarının en güzel yaşama tarzı, yollarının en doğru yol olduğunu, ahlaklarının en güzel ahlakı bulunduğunu yakinen anladım... Onların dış ve içlerindeki hareket ve duygularının hepsi Nübüvvet kandilinin nurundan almıştır. Nübüvvet nurundan  başka kendisiyle aydınlanacak bir ışık yoktur.?

Düşünebiliyormusunuz İmam-ı Gazali Hz.leri gibi bir bilge deha  medreseyi bırakıp  Şeyh Ebû Ali-i Fârmedi Tûsî  (k.s.)?ın elinden tutup biat edebiliyor. Bu demektir ki; bir insan zahiri ilimleri bitirip   ilmin zirvesine çıksa da  illa ki marifet ilmi için bir mürşid-i kâmilin elinden tutmak gerektiğini idrak ediyoruz. Nitekim bunu İmam-ı Gazali?nin ruh dünyasında yaşadığı fırtınadan gayet  net  açık anlayabiliyoruz da artık.

 Peki, Ebû Ali-i Fârmedi Tûsî (k.s) kimdir?  Malum, kendisi Nakşi silsilesinin halkalarında yer alan büyük bir  zat olup  Şeyh Ebü?l Hasan-ı Harakânî?den nisbet almıştır. Ebû Ali-i Fârmedî Tûsî (k.s)?de   kendinden sonra bu  tarikatı Nakşibendiyye nisbetini Hâce Yusuf-i Hemedânî (k.s)?e  devreder. Bakın  Şah-ı Nakşibend  (k.s), İmam-ı Gazaliye soluk olan bu zat için ne diyor:  

-O?nun ruhuna nazar ettim, ruhunda ne renk vardı ne de şekil.

 Gerçekten de İmam-ı Gazali?nin insanın aklını baştan alacak böylesi özelliğe sahip  Ebû Ali-i Fârmedî Tûsî (k.s)?ın nazarıyla bambaşka bir Gazali olarak  ortaya çıkmasına şaşmamak gerekir.  Nasıl  değişim ve dönüşüm  yaşamasın ki,  bikere  kendisine  nefis terbiyesine yönelik ilk aşamada  o?na camii hizmetleri ve  tuvalet temizlik işleri verilir.  Belli ki   nefsi  ıslah etmek sadece zahiri ilmi bitirmekle olmuyor,  tahkiki ve tatbiki ilmi bitirmekte  gerekir.  Nitekim   nefis islahı    uygulamaları İmam-ı Gazali?yi ?Hüccet?ül İslam? zirvesine taşır da.

         İmamı Gazali  Şam?da iki  sene kaldıktan sonra Kudüs?e geçer. İlk iş Kubbetu?s Sahra?yı ziyaret ve  ardından  o mübarek eşiğe yüz sürmek olur.  Böylece hem madden  hem manen Beyt-i Makdis ve Halilürrahman?ı ziyaret etmekle  İbrahim (a.s) ve diğer peygamberlerin huzurunda  şöyle ahd edecektir:  

          ?-Padişahların ayağına gitmeyeceğim,

    Zira Peygamberimiz (s.a.v.) ?Alimlerin en kötüleri devlet yöneticilerinin ayağına giden, devlet yöneticilerininde en iyisi  alimlerin ayağına gidendir? buyurmuşlardır.

- Onların hediye ve ihsanlarını kabul etmeyeceğim .

- Hiç bir kimse ile tartışmayacağım (Münakaşa kalbi karartır).? 

 İmam-ı Gazali ahd ede dursun  bu arada Nizamülmülk?ün   oğlu Fahrül Mülk boş durmayıp  habire  İmam-ı Gazalinin   tekrar medrese hayatına dönmesi için yalvar yaka girişimlerde bulunacaktır. Bu girişimler etkisini gösterirde. Zira o dönem,  tam bir fetret dönemi dersek yeridir.  Bir bakıyorsun  iç kargaşalıklar, dünyevi ihtiraslar ve  Haçlı seferleri bitmezken,  bir bakıyorsun habire ortalıkta Batıniler, Rafiziler ve  feylesof tayfası  kol gezmekte. Adeta  ortalıkta  tam  bir keşmekeşlik  hali hakimdi.  İşte İmam-ı Gazali Hz.leri bunca  keşmekeşlik  içerisinde  eskisinden farklı bir ruh seciyeyle, yani  sofilik kimliğinden asla taviz vermeksizin  medrese hayatına  dönüş yapar. Ve bu hususta şöyle itirafta bulunur da:

?Ben eskiden kendisiyle mevki elde edilen ilmi, yayıyordum... Kasıt ve niyetim bu idi. Fakat şimdi, mevki ve rütbeyi terk ettiren ilme davet ediyorum. Şimdiki maksat ve arzum budur...?

Şimdi öyle anlaşılıyor ki, birzaman arifleri, salihleri ve mürşitleri inkâr eden İmam-ı Gazali Hz.leri,  tekrar medreseye döndüğünde eskisinden bambaşka bir haleti ruhiye içerisinde  arifleri, salihleri ve mürşitleri baştacı ederek  dönüş yapar. Ancak  Fahrü?l Mülk?ün Batınilerce şehid edilmesiyle buradaki  vazifesi son bulur.  Derken bundan sonra ki hayatını  Tus?da zahiri ve batıni ilimleri öğretmekle ömrünü tamamlar.

Aslında İmam-ı Gazali Haz.lerin tüm hayatını bir bütün olarak  baktığımızda genel hatlarıyla iki ömür devresi geçirdiğini müşahade ediyoruz:

- Eski İmam-ı Gazali dönemi,  

- Yeni İmam-ı Gazali dönemi diye. 

 Malum, eskisinde tasavvuftan yoksun, şöhretiyle ün salmışlık bir hayat sözkonusuyken, yenisinde ise  şöhretin bir afet olabileceğinin idrakiyle nefis terbiyesi ekolü  tasavvufa yöneliş sözkonusudur. İşte bu iki net çizgi, bize daha çok  İmam-ı Gazali Hz.leri?nin hayatını ortaya koymanın ötesinde  Allah?a ulaşmanın bir cehdi ve çabası olarak ders verir. İşte bu çaba içerisinde  her Rabbani alim  gibi O?da; Tus?da ( H. 505-M. 1111) senesinde Hakka  yürüyüp  Şeb-i Arus eyleyecektir.  

Velhasıl; İmam-ı Gazali Hz.leri?nin hayatından çıkaracağımız ders şu ki; bir insan  ilmin en tepe zirvesine  çıksada  nefis terbiyesi için tasavvufi hayatında yaşanması gerektiği gerçeğidir.   

Vesselam.   

 

 

 

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1500/imam-i-gazali

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

22.01.2020 Mürşid Beyatı
15.01.2020 Bey'at
08.01.2020 Vesile Olmadan Vasıl Olunmaz
01.01.2020 Himmet
25.12.2019 Tasavvufi Âdâb
19.12.2019 Âdâb ve Usul
11.12.2019 Nigâh Dâşt
04.12.2019   BÂZ GEŞT
27.11.2019 Yâd Daşt
20.11.2019 Yâd Kerd
13.11.2019 Vukuf-i Kalbì ve Vukuf-i Adedì
06.11.2019 Nazar Ber Kadem
30.10.2019 Vukuf-İ Zamani Ve Huş Der Dem
23.10.2019 Sefer Der Vatan
16.10.2019 Halvet Der Encümen
09.10.2019 İlahi İdrak
02.10.2019 Denge Âlem
25.09.2019 İnsanlığın Kurtuluşu
18.09.2019 İnsan İnsanın Kurdu mu?
11.09.2019 Kendimizi Keşfetmek
04.09.2019 Nurani Letaifler İnsan Göğsünde Kodlu
28.08.2019 Özgürlük Meşalesi İnsan Ruhunda Gizli
21.08.2019 Kendini Arayan İnsan
14.08.2019 Kâlù Belâ?da Verilen Söz
07.08.2019 Yıldız Falı Ve Gayb?dan Haber Vermek
31.07.2019 Melek, Şeytan ve Cin
24.07.2019 Şeytan ve Cehennem
17.07.2019 Ölüm Kar Beyaz
10.07.2019 Dünya Evinden Mahşere
03.07.2019 Dünya Fani Ahiret Baki
26.06.2019 Son Nefeste Pişman Olsan Ne Olmasan Ne
19.06.2019 İman Hem Nur Hem Kuvvet
12.06.2019 Zikir, Fikir, Şükür
04.06.2019 Zikir En Güzel Sermaye
29.05.2019 Tevbe Candan Olmalı ki Nasuh Gerçekleşsin
22.05.2019 Hürriyetin İlk Kapısı Tevbe
15.05.2019 Mürşid Odur ki İrşad Ede
08.05.2019 İrşad Olunmadan İrşad Edilmez
01.05.2019 Asıl Dava Nefsi Islah Etmektir
24.04.2019 Allah için Yol Gösterenler
18.04.2019 Şeriat, Tarikat, Marifet ve Hakikat
10.04.2019 Tarikat-ı Aliye
03.04.2019 Mehdi (r.a)
27.03.2019 Cemaat ve imamet
20.03.2019 Fitne katilden beterdir
12.03.2019 Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli
06.03.2019 Bedduaya lanet, duaya davet
27.02.2019 Hizmet nimettir
20.02.2019 Şeyh O?dur ki yolun başından sonunu göre
13.02.2019 Ölmek için doğunuz
06.02.2019 Halvette şöhret, şöhrette ise afet vardır
30.01.2019 Daha bizim hazinelerimizin kapısını çalan olmadı
23.01.2019 Sonsuz kaynak Silsile-i Şerife
16.01.2019 Has bahçenin gülleri
09.01.2019 Gavs-ı Bilvanisi Abdulhakim-el Hüseyni
01.01.2019 Menzil'deki ışık: Seyda
26.12.2018 Güneş balçıkla sıvanamaz
19.12.2018 Bediüzzaman?ın Seyda-i Nurşin tutkusu
12.12.2018 Hepimiz aynı kıbleye yönelmiş hizmetkârlarız
05.12.2018 Cahilin Abidi de Sofisi de hüsrandadır
28.11.2018 Ortak payda İslam?dır
21.11.2018 Ne mutlu kıymet bilene
14.11.2018 Bir şafak yürüyüşü
09.11.2018 Gül nesil evladın Sabr-ı Cemil metaneti
31.10.2018 Gönüller Sultanı Seyda
24.10.2018 Seyda Hazretleri'nin hayat serüveni
18.10.2018 Seyda (K.S)?ın anısına röportaj
10.10.2018 Minye?den Menzil?e
03.10.2018 İlimsiz tasavvuf asla!
26.09.2018 Zehirli şırınga suikasti
19.09.2018 Ayet ve slogan
12.09.2018 12 Eylül din mazlumu
06.09.2018 Selçuk Özdağ ve Yusufiye çilesi
30.08.2018 Namık Kemal Zeybek ve ülkü yolu
21.08.2018 Muhsin Başkan ve istişare
16.08.2018 Kop Tipisi ışığı Osman Okutmuş
09.08.2018 MHP ve ülkü yolu eğitimcisi Yılmaz Saka
02.08.2018 Biricik nur yüzlü kızım Merve Nur
26.07.2018 Hey gidi üniversite yılları
20.07.2018 Memleket hasreti
16.07.2018 Rüzgâr eken fırtına biçer
12.07.2018 Artık yeni Türkiye vakti
05.07.2018 Bunalımdan çıkış vakti
28.06.2018 İki kutuplu bakıştan çıkma vakti
21.06.2018 Popülizmi tarihe gömme vakti
14.06.2018 Çokluk içinde birlik vakti
06.06.2018 Vakit aşkın gözyaşı birlik vakti
30.05.2018 Ahmet Er ağabeyimizin gönül dünyası
24.05.2018 Hepimiz aynı kilimin desenleriyiz
17.05.2018 Kürtlerin soy kütüğü
11.05.2018 Türk-kürt Rabia'yız
03.05.2018 Dünden bugüne balans ayarı
26.04.2018 Fanatizm mi, diriliş mi?
19.04.2018 Fundamentalizm ve FETÖ belası
12.04.2018 Etnosantrizm ve Narsizim Canavarı
06.04.2018 Gelin canlar bir olalım
29.03.2018 Canlı bomba tedhişçiligi
22.03.2018 Terörizm
15.03.2018 Şiddet
08.03.2018 Dünden bugüne provokasyonlar
02.03.2018 28 Şubat Postmodern Darbe ve İrtica
25.02.2018 Yusuf Yüzlüler
19.02.2018 Ülkü kervanı
12.02.2018 Ülkü yolu
04.02.2018 Îlay-ı Kelimetullah davası
28.01.2018 Zaferle Değil, Seferle Yükümlüyüz
21.01.2018 OSMANLI ÜLKÜSÜ
14.01.2018 ÜÇ TUĞ?LU HİLÂL
14.01.2018 Bir şafak yürüyüşü
07.01.2018 MİKRO NİZAM-I ÂLEM
01.01.2018 NİZAM-I ÂLEM?İN FİKRİ TEMELLERİ
27.12.2017 MEHMET AKİF ERSOY
24.12.2017 NİZAM-I ÂLEM ÜLKÜSÜ
17.12.2017 HZ. ALİ VE NİZAM-I ÂLEM
10.12.2017 NİZAM-I ÂLEM?E SOSYOLOJİK BAKIŞ
02.12.2017 ANARŞİ ÂLEM Mİ? NİZAM-I ÂLEM Mİ?
26.11.2017 İMPARATORLUKTAN KÜRESELLEŞMEYE
19.11.2017 YERELLİKTEN NİZAM-I ÂLEME
12.11.2017 BEDEVİLİKTEN HADARİLİĞE MEDENİYET?TEN NİZAM-I ÂLEM?E
05.11.2017 KUL DEVŞİRME SİSTEMİ
27.10.2017 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASI
19.10.2017 BİLGE KRAL ALİYA İZZET BEGOVİÇ
15.10.2017 ŞAVKI HİLAL MOSTAR KÖPRÜSÜ
08.10.2017 AYASOFYA
01.10.2017 AKŞEMSEDDİN VE FATİH
24.09.2017 HACI BAYRAM-I VELİ
17.09.2017 BİR MİZAH DEHASI NASREDDİN HOCA
10.09.2017 İMAM-I GAZALİ
03.09.2017 AHİ EVRAN VE AHİLİK
25.08.2017 HÜNKÂR HACI BEKTAŞ-I VELİ
18.08.2017 MEVLANA
11.08.2017 YUNUS EMRE
04.08.2017 SELÇUKLU?NUN DOĞUŞU
28.07.2017 ÂL-İ SELÇUK LİDERİ SELÇUK BEY
21.07.2017 ARSLAN YABGU
14.07.2017 SULTAN TUĞRUL BEY
08.07.2017 ALPARSLAN VE BÂTÎNİLİK
01.07.2017 SELÇUKLU?NUN YÜKSELİŞİ VE YIKILIŞI
24.06.2017 MOĞOL KASIRGASI
19.06.2017 Fİ?LEYLETİ?L-KADR
10.06.2017 ŞEHR-İ HİLÂL RAMAZAN
07.06.2017 ÖLÜM BİR MİHRİBAN
30.05.2017 BİR GÖNÜL ADAMI AHMET ER
29.05.2017 FETİH RUHU
19.05.2017 TÜRK-İSLAM MEDENİYETİ
12.05.2017 YA DEVLET BAŞA, YA KUZGUN LEŞE
06.05.2017 HAKANLARIN ŞEREFLENDİRDİĞİ DÜNYA
28.04.2017 ULU HAKAN ABDÜLHAMİD HAN
22.04.2017 ANKARA ANKARA OLALI BÖYLE BAŞ OLMAMIŞTI
16.04.2017 BİR DEĞİŞİM ÖNDERİ ÖZAL
08.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK İÇİN TABİİ Kİ ?EVET?
01.04.2017 BAŞBUĞ BAŞKANLIK
24.03.2017 MUHSİN BAŞKAN'IN SONSUZLUĞA YOLCULUĞU
21.03.2017 NEVRUZ VE HIDRELLEZ
17.03.2017 TÜRKLER VE İSLÂMİYET
10.03.2017 YAFES NESLİ: TÜRK
04.03.2017 İLK MÜSLÜMAN TÜRK HAKANI: SATUK BUĞRA HAN
24.02.2017 YALNIZ KURT
18.02.2017 KAFKAS KARTALI ŞEYH ŞAMİL
11.02.2017 ŞEYH ALİ SEMERKANDİ
04.02.2017 ORTA ASYANIN IŞIK KANDİLİ ŞEHİRLER
27.01.2017 İKİ IŞIK KANDİLİ: İMAM-I RABBANİ VE ABDULHALİK-I GÜCDÜVÂNÎ
21.01.2017 ŞARKIN TÜRK HAKANI: TİMURLENK
14.01.2017 PÎR-İ TÜRKİSTAN
07.01.2017 AHMED YESEVÎ VE ALPERENLERİ
31.12.2016 AH BUHARA! AH SEMERKAND! AH YESİ! AH HİVA! SANA NE KADAR HASRETİZ!
24.12.2016 ATA YURT ORTA ASYA
17.12.2016 GÖKLERİN YILDIZI ALİ KUŞÇU
10.12.2016 KÂDIZÂDE-İ RÛMÎ
02.12.2016 BİLGE İNSAN ULUĞ BEY
27.11.2016 ZEMAHŞERÎ
20.11.2016 EBU NASR FARABİ
14.11.2016 BİRÛNİ
07.11.2016 ŞEYHÜ?R-REİS İBN-İ SİNA
30.10.2016 MATEMATİĞİN PİRİ CEBİR
24.10.2016 DİLDE FİKİRDE İŞTE BİRLİK-IV
17.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-III
13.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-II
09.10.2016 DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK-I
22.09.2016 ÖLÜRÜM TÜRKİYEM