MALAZGİRT

Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün Malazgirt’teydi. Yaklaşık on bin kişiye hitap ederek Malazgirt Zaferi'nin tarihimizdeki önemine işaret etti.


Devletin geç de olsa Malazgirt’i hatırlaması müspet bir gelişme. Hani bazen, o olmasaydı, biz olmazdık kabilinden mesajlar atılır ya, Malazgirt  için de aynı şey söylenebilir: Malazgirt Zaferi  olmasaydı muhtemelen biz burada, bu mukaddes vatanda olmayacaktık.


Onun için Alparslan ve askerlerine ne kadar minnet duysak azdır. Onlar kanları ile canları ile bize bir vatan hediye ettiler. Bin yıldır buradayız inşallah kıyamete kadar yine hep beraber burada olacağız.


Türk tarihi bir zaferler meşcereliği… Yüzlerce zafer, yüzlerce yüz ağartan başarı var. Bunlar içinde öne çıkanlardan biri Malazgirt’tir. Anadolu’yu Türk’e, İslam’a açmış, ebedi yurt yapmıştır. Bu topraklarda yaşayan herkesin Türk milletine minnet duyması lazım.


Aynı şekilde bir bayram konseptinde kutlanması gerekenler arasında İstanbul’un Fethi, Çanakkale ve Baş Kumandanlık Meydan Muharebesi'ni de sayabiliriz. Sonuncusu Sultan Alparslan ve gazilerinin hediye ettiği vatanı işgal etmek isteyenlere karşı kazanılmış bir zaferdir ve adeta Malazgirt’in mütemmim cüzüdür. Çanakkale’yi, İstanbul’u ise anlatmaya gerek yok. İstanbul’un fethi ile bir çağ kapanıp, bir çağ açılmıştır.


Toplulukları –millet- yapan ortak bir kaderi paylaşmak ve tarih şuurudur. Ne yazık ki uzun yıllar tarihimizin şeref levhaları bir bir unutturuldu. Çanakkale ancak Namık Kemal Zeybek’in Kültür Bakanı olduğu dönemde hatırlandı. Malazgirt önce bir avuç milliyetçinin başlattığı insiyatifle akıllara geldi. Bu yıl kutlamalar Cumhurbaşkanlığı'nın himayesine alınarak bir ilk yaşandı.


Bu tür anma, hatırlama merasimlerinin yılda bir defa yapılması toplum vicdanında çok fazla tesir bırakmaz. Malazgirt’te bir milletin kaderinin yazıldığı topraklarda tek bir sembol, tek bir işaret yok. Halbuki, savaşın yapıldığı alan –zaferi ebedileştiren- ziyaretçilere milli bilinç aşılayacak, sembollerle donatılabilirdi. Alparslan’ın savaş öncesi askerlerine yaptığı hitap bile  oraya gidenlerin ruhlarını okşamaya kafidir. 26 Ağustos Cuma Günü  ordusuyla birlikte namaz kılıp dua ettikten sonra şunları söylüyordu büyük sultan:

“Ya Rabbi! Sana tevekkül ediyor, azametin karşısında yüzümü yere sürüyor ve senin uğrunda cihat ediyorum.
Ya Rabbi! Niyetim halistir. Bana yardım et; sözlerimde hilaf varsa beni kahret.”


Sonrasında askerlerine dönerek tarihe geçen o muhteşem konuşmayı yapıyordu:

“Burada Allahü Teala'dan başka sultan yoktur. Emir ve kader O’nun elindedir. Bu sebeple benimle birlikte cihat etmekte ve ya benden ayrılmakta serbestsiniz. “

Selçuklu ordusu, ağlaşmalar, nidalar altında büyük bir coşku ile sadakat ve bağlılığını haykırınca, beyaz kefen elbisesini giyerek, atının kuyruğunu bağlayan Sultan Alparslan, elinde er silahı olan Gürzü ile şöyle hitap etti: 

“Askerlerim! Şehit olursam bu beyaz elbise kefenim olsun. O zaman ruhum göklere çıkacaktır. Benden sonra oğlum Melikşah’ı tahta çıkarın ve ona bağlı kalın. Zaferi kazanırsak istikbal bizimdir."

Bin yıldır,  o zaferin semerelerini yiyoruz. Malazgirt’e bir anıt yapılacaksa üzerine Sultan Alparslan’ın bu sözleri kazınmalıdır. Onu ve askerlerini rahmetle anıyorum.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1481/malazgirt.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar