KARDEŞLİK SINIR TANIMAZ
Prof. Dr. Şakir Gözütok

KARDEŞLİK SINIR TANIMAZ

 

 

Kardeşlik sınır tanır mı? Kardeşlik, bütün sınırları berhava eden bir duygudur. Kardeşlik, sevgi, paylaşım, fedakârlık hatta gerekirse can feda etme ve can bağışlama demektir.

Sınırların ötesinden kopup gelmişti Selam-ı Farisî, İran’dan; rengi, dili ve geldiği coğrafya farklıydı, ama Müslüman olmuş bütün müminlerle kardeş olmuştu. Ensar yani Medineli Müslümanlar, onun Medine’de ikamet edip yaşamasından hareketle kendilerinden yani “Ensar”dan sayıyorlardı; Muhacirler yani Mekke’den Medine’ye hicret etmiş Müslümanlar ise, onun da kendileri gibi hicret edip geldiğini düşünerek Selam-ı Farisî’yi kendilerinden yani “Muhacir” sayıyorlardı. Ensar ve Muhacirler, Selman’ı (r.a.) kendi aralarında paylaşamayınca durumu Resulullah’a arz etmişlerdi. Selman, Ensar’dan mıydı, yoksa Muhacirlerden mi? Bu kez Resulullah (s.a.v.) da, Selman’ı onlarla paylaşmak istememişti ve “Selman benim ehl-i beytimdendir” buyurmuşlardı. Zira iman kardeşliğinin mekânı, zamanı ve sınırı yoktur.

İnsanlar iki türlü kardeş olurlar, ya kan bağıyla ya da inanç bağıyla. Mütefekkir Ziya Gökalp, “Filhakika atlarda secere aramak lazımdır, çünkü meziyetleri sevki tabiiye müstenid ve irsî olan hayvanlarda ırkın büyük ehemmiyeti vardır. İnsanlarda ise, ırkın içtimaî hasletlere hiçbir tesiri olmadığı için, şecere aramak doğru değildir” demektedir. Haklıdır, zira içgüdüleriyle hareket eden hayvanlarda soy önemlidir, bu yüzden Arap atı veya İngiliz atını ararız. Oysa insanların davranışlarını ve tavırlarını düşünce ve inançları belirlediğinden, insanlarda kan bağını aramak abestir, saçmadır.

İslam, kan bağını iki yerde önemser ve arar: Mirasta ve nikâhta. Bunun dışında kan bağının, çok önemi yoktur. İslam, kardeşliği inanç birliğinde arar. Bu sebeple Allahu Teala: “Müminler, ancak kardeştirler” (Hucurat, 49/10) buyurur. Bundan hareketle Cemil Meriç de şunları zikreder: “Gelişen toplumlarda insanı insanla kaynaştıran, yığını millet yapan; inanç birliği. İnananlar kardeştir, diyor İslamiyet. Kan biyolojik bir mefhum: karanlık, esrarlı, kör. İnsanlaşmak, biyolojinin esaretinden kurtulmaktır. Tek insani değer vardır: İman. İman ayırmaz, birleştirir. İman yani hisle yoğrulan, heyecanla kanatlanan, yaşayan ve yaşatan düşünce.” Doğrudur, iman yalnız birleştirir ve kaynaştırır. Resulullah da (s.a.v.): “Müslüman, Müslümanla bir duvarın tuğlaları gibidir, birbirleriyle sımsıkı kaynaşmıştır” (Buharî, Salat, 88) buyurur.

İslam’ın bu kardeşlik duygusunu bir kez daha Hakkarî’de yaşadık. İdareciler ve Bürokratlar Birliği Derneği’nin “Kardeşlik Sınır Tanımaz” projesi kapsamında ve “Hep birlikte güçlüyüz” sloganıyla gerçekleştirdiği programa konuşmacı olarak davet edilmiştim. Dernek Başkanı Sayın Yücel Can ve beraberindeki heyetin samimiyetlerini ve kardeşliği pekiştirmek için içten gayretlerini sevinerek müşahade ettim.

Program çerçevesinde pek kişiyle temas kuruldu. En anlamlı sözü, Hakkarî’nin kanaat önderlerinden Abdülkadir Kızılkaya söyledi: “Yılanların bile öldürülmediği bir dünyada, yeter artık insanları öldürmeyelim; bitsin artık dökülen bu kardeşkanı.”

Bizim mayamız, iman nurundan çalınmış. Bizler, güçlü bir inanç bağıyla kardeş olmuşuz. Bir kez daha gördük ki, gerçekten kardeşlik sınır tanımıyor. Emperyalist güçler ve onların eli kanlı maşaları dün bu bağı koparamamışlardı, bugün de koparamayacaklar. Bunu yaşadık, gördük ve  inançla Hakkari’den döndük. 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500