MÜZDELİFE’Yİ ANLAYAMAYANLAR KULA KUL OLMAYA MAHKUMDURLAR

Hacılarımız Arafatta’ki Vakfe duasından sonra Hacı olarak Akşam Müzdelife’ye doğru yola çıkarlar. O geceyi Müzdelife’de geçirecekler, Akşam ve Yatsı namazlarını birleştirerek, cem ederek kılacaklar. Sabah namazını da Müzdelife’de kılıp küçük bir Vakfe duasını da yapıp Bayram sabahı Mina’ya şeytan taşlamaya gidecekler.

Müzdelife’yi yaşamak için yollara düşülecek. Arafat’tan Müzdelife’ye çoğu hacı otobüslerle gider. Oysa  Hacıların Arafat’tan Müzdelife’ye gitmeleri için yapılmış 6 adet YAYA OTOBANLARI vardır. Tekbir, telbiye ve selavatlarla yürüyen hacıların arasında olmak bambaşka bir atmosferi yaşatacaktır size. Kalabalıkların arasında molalarla beraber beş saat sürecek bu yürüyüş hayatınızda unutamayacağınız bir hatıra olarak kalacaktır.

MÜZDELİFE’Yİ YAŞAMAK

Müzdelife, Kâbe’yi Muazzama’yı yıkmaya fillerle dolu ordusuyla gelen Ebrehe’nin helak olduğu yerdir. Ebrehe Müzdelife’de iken Abdülmuttalip gelir ve ondan el koyduğu develerini ister. Ebrehe ise “Ben sizin Kâbe’nizi yıkmaya geldim. Sen hâlâ develerinin derdindesin” deyince Abdülmuttalip Ebrehe’ye dönerek “Kâbe’nin sahibi Allah’dır. Allah, onu koruyacaktır. Ben Develerimin sahibiyim onları korumaya geldim” diyecektir. Abdülmuttalip develerini alıp Mekke’ye dönerken Mekke’ye doğru yola çıkan Ebrehe ve ordusu Ebabil kuşlarının attığı minik taşlarla helak edilmişlerdir. Hacılar için Abdülmuttalip’in Allah’a olan teslimiyetini yaşamalarıdır Müzdelife. Bayram sabahı Minaya gidip şeytan-ı lane’ye atacakları taşları müzdelife’de toplayacaklardır. Taşlar nohut büyüklüğünde olmalıdır. Sebebe mi? Şimdi asıl mesele de bu zaten..

Müzdelife, Allah’a teslim olmanın meydanıdır. Allah’a teslim olmanın eylemidir. Allah’a teslim olmanın şeytan-ı lane’ye, çağın Ebrehe’lerine meydan okumadır. Bu meydan okuma mafya gibi değil, Abdülmuttalip gibi. Rabbinden emin bir tavrın onurlu duruşudur. “Hadi canım sende hiçbir şey yapamayalım mı yani” diyenler için Müzdelife’nin bir anlamı olmasa gerek. Evet Allah’ın size emanet ettiklerine sahip çıkmak olmalıdır eyleminiz. Eşiniz, aileniz, işiniz, develeriniz. O günün develerinin bugün neyin karşılığı ise onları korumak. Gerisini Allah’a havale etmek ve O’na sarsılmaz bir güvenle güvenmek. Bugün Hacc’da Müzdelife’ye gitmeyi bir ibadet olarak gören bizler bu güveni kaybettiğimiz için yenilmekte ve Tanrı’ya değil Rahman ve Rahim Olan’a savaş açan küffar’ın galibiyetini getirmektedir. Abdülmuttalip gibi teslim olabilseydik, Rabbimiz de çağın Ebrehe’lerini çağın minicik Ebabil kuşlarıyla helak edecekti. Bu teslimiyeti Yaradan’dan alıp yaratılmışlara gösterince acılarımız başladı. Allah’a değil de, tarikat şeyhlerine veya siyaset liderlerine teslim olunca dünyadaki tüm İslam coğrafyalarında sıkıntılar had safhaya ulaştı.

Gelin Müzdelife’yi Abdülmuttalip gibi tam bir imanla yaşayalım ki küffar hiç beklemediğimiz kadar kolay bir şekildi Ebabil kuşları tarafından yeniliversin. Çağın en ölümcül ve acımasız silahlarına sahip emperyalistlerin helakını birlikte seyredelim. Teslimiyet bir ince sırdır ve şifrelerin çözülmesidir.

Müzdelife’yi anlayıp yaşayamayan hacıların Mina’da atacakları taşlar için şeytan-ı lane sadece gülecektir.

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1437/muzdelifeyi-anlayamayanlar-kula-kul-olmaya-mahkumdurlar.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar