METAL YORGUNLUĞU DEĞİL, MENTAL YORGUNLUK
Ahmet Rauf Akay

METAL YORGUNLUĞU DEĞİL, MENTAL YORGUNLUK

 

Terör tırmanıyor bu iyiye gidiş değil. Her gün Peygamber Efendimizin kucağına emanet ettiğimiz şehitlerin sayısı 90'lı yıllarda ki sayıyı aştı. Toplum, bombalama, etkisiz hale getirme haberleri ile şimdilik teselli buluyor. Yarın bu haberlerin etkisini yitireceğine, biriken öfkeleri teskine yetmeyeceğine şüphe yok. Ödenen bedeller, biter umuduyla hazmediliyor.

16 Nisan Referandumunda Sayın Cumhurbaşkanı terörün bitirileceği sözünü verdi. Slogan, Başkanlık gelecek terör bitecekti. Aradan 6 ay geçti bitecek denen terör iyice tırmandı. Allah var iç işleri bakanı Soylu, il il dolaşıyor. Askere moral vermek için sınır karakollarına geziler yapıyor. Bunlar iyi şeyler. Lakin,  ufukta hala terörün zayıflatıldığına dair bir emare yok.

Etnik terör ülkenin bekası ile ilgili bir sorun. Dolayısıyla pansuman tedbirlerle,hamasi söylemlerle üstü örtülecek bir şey değil. Bu konuda fikri olan herkes bu meseleye kafa yormak katkı sunmak zorundadır. Yazık ki ortada böyle bir sorumluluk duygusunun zerresi yok.

Düşünün ki, bu yoğun gündemde ülkenin en tanınmış alimlerinden biri olan Hayrettin Karaman, kadınların sigara içmesi ile uğraşıyor. Sigara içen kadının kendinde uyandırdığı duygulara bakarak fetva veriyor. Kerime hanım (Yıldız) ağzının payını verdiği için bu konuda çok şey yazmaya gerek yok. Cola fabrikasının açılışı ile ilgili de kendisinden bir fetva bekliyoruz. İçmeyenlere hat mi uygulamamız yoksa cizye mi almamız gerektiğini öğrenmek istiyoruz. Bu tip siyasi fetvacılar yüzünden dinin etki alanı her geçen gün daralıyor.

İnsanları siyasete boğarak ülke gerçeklerini bir süre gözlerden uzak tutmak mümkündür. Ama bu ilelebet devam edemez. Batı’da içerisinde bulunduğumuz dönemi post gerçekçilik, gerçek sonrası çağ diye niteleyenler var. Propaganda ve siyasi amaçlı yalan haberler gerçeğin yerini almış durumda. Kimse ağır medya bombardımanı karşısında içinde yaşadığı gerçekliği göremiyor. Bu duman dağıldıktan sonra çok farklı  tepkilerin ortaya çıkması mümkündür.

Fetö darbesi devletin kolunu bacağını kesti. Belki bugün bu kadar zayiat verilmesinin nedenlerinden biri de budur. Komuta kademesinin neredeyse yarısını kaybetmiş bir ordu var karşımızda. Ama darbeyi fırsata çevirmek isteyenlerin de gelinen durumda büyük sorumluluğu var. Cumhurbaşkanı metal yorgunluğundan bahsediyor. Aslında mental bir yorgunluk var. Yorulan sadece AK Parti kadroları değil. Toplum olarak yorgunuz. Gerilim ve kavga siyaseti toplumu canından bezdirdi. Bu yorgunluk ve bitmeyen terör karşı bir rüzgara dönüşebilir. Toplumda ciddi bir alternatif siyaset arayışı var. Abdullah Gül, tedbir olarak Ak Parti'nin kuruluş değerlerine dönmesi gerektiğini söylüyor. Davutoğlu, darbe komisyonuna gönderdiği adeta bir demokrasi menifestosu olan beyanlarında çıkış yolu olarak hukukun üstünlüğünü, demokratik değerlere bağlılığı  gösteriyor.

Umutların tükendiği  her yerde yorgunluk, bezginlik başlar. Başkanlık referandumunda verilen sözlere bağlanan umutlar gittikçe tükeniyor. Yeni parti veya partilere umut bağlayanların oranı her geçen gün artıyor. Daha partilerini bile kurmadan Akşener ile Özdağ bir beklenti yaratabilmişseler bunun nedeni azalan umutlardır. Birkaç isim arasında yer değiştirerek kırılan umutlar yeşertilemez. Demokrasiye, hukuk devletine, temel hak ve hürriyetlere, barış diline dönülmedikçe bu mental yorgunluk aşılamaz.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500