MÜFTÜ NİKÂH KIYSA NE OLUR?
Prof. Dr. Şakir Gözütok

MÜFTÜ NİKÂH KIYSA NE OLUR?

 

Müftüler nikâh kıysa, kıyamet mi kopar? Hayır. Nitekim asıl görevleri yol, su, kanalizasyon olan bir Belediye memurunun nikâh kıyarken kıyametin kopmadığı gibi.

Nikâh, iki kişi arasında gerçekleştirilen bir sosyal akittir yani sözleşmedir; hem sosyal hem de hukuki sonuçlar doğurur.

Nikâhın ortaya çıkardığı sosyal ve hukuki sonuçların devlet nezdinde bir resmiyet yani hukukilik kazanması, devletin düzenlediği şartlara bağlı olarak gerçekleşmesine bağlıdır.

Devlet, kendisince muteber gördüğü böyle resmi bir belgeyi düzenleme yetkisini belediye memuruna da verebilir, hakime de, bir çöpçüye de.

Müftülerin nikâh kıymasına imkân veren kanun teklifi, devletin kendi memuru olan müftülere de böyle bir yetkiyi vermekten öteye gitmez.

Ama bu durum, bazı kesimlerin yaygara koparmasına sebep olmuştur. Zaten bizde, dinî bir renk taşıyan her şeye duyarlı ve cazgır bir laik kesim her zaman mevcuttur.

Memleketimizde biri, devletin belediye memurlarına kıydırdığı resmî nikâh, diğeri de imamların kıydırdığı dinî uygulaması mevcuttur.

Nikâhın dinlisi veya dinsizi yoktur; zira bu, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi iki kişi arasındaki bir sözleşmedir. Nitekim Cahiliye döneminde evlenip de sonradan Müslüman olan hiçbir kişiye, Resulullah’ın (s.a.v.) “gelin size dinî nikâh kıyayım” dediğine şahit olmuş değiliz. Cahiliye döneminde toplumun meşru kabul ettiği nikâh akdi, İslamî dönemde de meşru kabul edilmiş ve geçerli sayılmıştır.

Nitekim günümüzde de, her devletin evlenme için ileri sürdüğü şartlar zaman zaman farklılaşmasına rağmen, bir devletin vatandaşı diğer bir devlete seyahat ettiği esnada daha önceki evlilik durumu, gittiği ülkece de makbul ve geçerli kabul edilmektedir.  Burada önemli olan kişilerin, içinde bulundukları toplum tarafından meşru bir evlilik akdi (sözleşmesi) gerçekleştirmiş olmalarıdır.

Ancak İslam dini, daha önce meşru ve makbul sayılan pek çok şeye kendi anlayışına göre yeniden şekil vermiş ve dizayn etmiştir. Söz gelimi, cömertlik cahiliye döneminde de övülen bir hususiyetti, ancak İslam bunu bir övünme meselesi olmaktan çıkarmış Allah rızasını kazanmaya bağlamıştır. Keza kahramanlık da öyleydi, sebepsiz yere adam öldürmek de bazen kahramanlık kabul edilirken, İslam bunu yalnızca Allah için ölmek şeklinde sınırlamıştır. Nikâh konusunda da İslam, kendi anlayışına uygun bazı şartlar getirmiştir ve daha sonra Müslümanlar bu şartlara uygun nikâh akitlerini geçerli saymışlardır.

Aslında Osmanlı devleti döneminde, her şeyin kayıt altına alınmaya başlandığı yani devletin arşiv tutmaya başladığı andan itibaren nikâhlar dahil her şey kaydedilmeye başlanmıştır. O dönemde nikâh kıyma yetkisi kadılara aitti, ancak kadıların bütün nikâh akitlerine yetişmeleri mümkün olmadığından çoğu zaman mahalle ve cami imamlarına vekâlet verirlerdi. Böylece imamlar, kadılara niyabeten nikâhları kıymaya başladılar.

Ancak şimdi Osmanlı Devleti yok, kadıları da yok fakat imamlar hala nikâh kıymaya devam etmektedirler. Çünkü imamlar, İslamî hassasiyete sahip insanların belediyece kıyılan nikâhta dinin aradığı şartların tahakkuk etmediği endişesini taşımalarından kaynaklanan bu ihtiyaçları doğrultusunda nikâh işlemi yürütmeye çalışmaktadırlar. Devlet, bu imamların kıydığı nikâhları geçersiz saydığından, bu şekilde kıyılan nikâh akitleri sonucunda özellikle de pek çok kadın mağdur duruma düşmektedir. Zira nikâh akdi ile ortaya çıkan evlilik kurumunun neticesinde, kadınların sahip olması gereken pek çok hakları geçersiz kılınmaktadır.

Bu durum öteden beri toplumda bir ciddi problem olarak ortada durmaktaydı, hatta vatandaşların bu isteklerini yerine getirdiğinden dolayı mağdur olan imamlar bile mevcuttur. Şimdi hükümet hali hazırda var olan bir problemi, Müftülere nikâh kıyma yetkisi vererek resmileştirmek istemektedir.

Bundan rahatsız olunacak bir durum yok. Belediye memurunun kıyabildiği bir nikâhı en az fakülte mezunu olan müftüler çok daha kolaylıkla gerçekleştirebileceklerdir.

Bunu başka mecralara taşımanın ve bazı yaraları kaşımanın hiçbir anlamı yoktur vesselam.

 

 

 

DİĞER YAZILAR
Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500