SAVAŞ ÇIKARSA KİM NEREDE YER ALACAK?

Amerika bin tıra yakın silah ve mühimmatı PYD(PKK)’ya teslim etti. Hazırlık yapılıyor. Bu silahların Türkiye’ye karşı kullanılması kaçınılmazdır. Zira PYD, PKK’nın Türkiye’deki savaşı kaybetmesini değil kazanmasından yanadır. Eğer sadece Suriye’nin kuzeyinde bir devlet kurmak ise niyetleri PKK Türkiye’yi terk ederek oraya yerleşebilirdi. Ama maksat o değil. Maksat Türkiye’nin bölünmesi. Türkiye’nin Suriye gibi savaşın içine çekilerek emperyal güçlerin ülkeyi paylaşımına açılması. Yaptıkları anlaşma bu. Şuna emin olun ki; PKK Türkiye içindeki savaşını bırakırsa batı da PYD’yi bırakır, başka terör örgütleri kurarak yoluna devam eder.

Zira PKK 40 yıldır Kürdistan hülyaları ile yaşıyor ve Kürt gençlerini böyle aldatıyor. FETÖ’de 40 yıldır Mehdi’nin gelişiyle yeni dünya düzeni hülyalarıyla yaşadı. Türk gençlerini bu hülyalarla kandırdı. Bu 40 yılda bir şey var. Ne var dersek eğer; karşımıza 12 Eylül 1980 darbesi çıkıyor. Hani “Bizim çocuklar başardı” demişti ya ABD. Plan o zaman yürürlüğe kondu ve milli refleksin sahipleri ülkücüler de cezalandırılarak vatana ve millete olan bağlılıkları törpülendi ama; Kürtlerin de milliyetçilikleri pohpohlandı. Artık Türkiye’de Türküm demek ırkçılık suçu oldu. Kürdüm demek ise özgürlük arayışı haline geldi. FETÖ ise 1980 sonrası akıl almaz bir şekilde büyütüldü. Hedefe adım adım gidiliyordu. Bu devleti yıkmalıyız söylemleriyle Radikal İslamcılık, Humeynicilik gelişiyor, Cuma namazına bile gitmek kafirlik olarak algılatılmaya başlanıyor, ülke Dar’ül Harp’tir söylemleri almış başını gidiyor, Milliyetçilik ise suç haline getiriliyordu. “Vatan sevgisi imandandır” hadisinin uydurma olduğu vurgulanırken vatan savunmasındaki birinci önceliğimiz “İman” ise ahlaksızlık ile yerle yeksan hale getiriliyordu. Geldiğimiz nokta şudur ki; artık ailecek TV ekranlarında öpüşme sahnelerini bile birlikte izliyoruz.

PKK’yı, FETÖ’yü ve ahlaksızlığı kim bu hale getirdi sorusundan daha çok derdim odur ki; göz göre göre gelmekte olan savaş çıkarsa durumumuz nedir?

Bırakın bu kıyafetime karışıldı basitliklerini. Çelikten yapılmış Atatürk büstüne pala ile saldırılması hikayelerini. Recep Tayyip Erdoğan gitsin de ne olursa olsun söylemlerini.

Savaş çıkarsa eğer; toplumun %49’u Recep Tayyip Erdoğan’ı devirebilmek için gavurdan yana olamazlar herhalde değil mi?

1071’de küffara karşı Sultan Alparslan’ın yanında yer alan ve bugün hala %8 civarında HDP’ye oy vermeye devam eden Kürtler hangi safta yer alacaklar?

Savaş kapıda beyler, hanımlar. Hazırlanın. Türklerden 1071’in, 1453’ün intikamını almaya hazırlanıyorlar. İslam dünyasının en güçlü devleti ve asırlarca İslam’ın sancaktarlığını yapan Türkiye’yi bitirerek terörist olarak lanse ettikleri İslam’ı yok etmeye çalışacaklar.

30 sene önce Gözyaşı Dergisi’nde yazdığımız gibi “Hepiniz toptan sımsıkı Allah’ın ipine sarılın, parçalanıp ayrılmayın” Ayet-i Kerimesi’ni tekrarlıyor ve bu suni kavgaları bırakmanızı tavsiye ediyorum.

Bu ülkenin geleceği için hayatlarını feda eden ve ülkenin teminatı milli refleks sahibi ülkücülerin asla gavurdan yana olmayacaklardır. Ülkenin başında kim ve hangi parti olursa olsun o gün geldiğinde saflarını ülkelerinden yana kullanacaklardır. Vatanseverliklerinden kimsenin kuşkusu yok çünkü.

Milli görüş camiasının İslam dünyasının lideri konumundaki Türkiye için Erbakan hocanın çizdiği istikamette karar verip saflarını İslam’ın bekası için lider kim olursa olsun ülkelerinden yana kullanacaklarından eminim. Yüreklerindeki imanlarından kimsenin kuşkusu yok çünkü.

Doğu denince akla gelen şey imanlı Kürtlerdir. 1071’de Türkler’e desteğe gelen Kürt kardeşlerimizin gavurun safında olacaklarına inanmak çok zor olsa gerek.

Yıllarca emperyalizme karşı olduklarını söyleyen ve özgürlük uğruna gençliklerini feda eden ve bugün dış güçlere satılmamış solcuların Amerikan ve batı emperyalizmine karşı duracaklarını sanıyorum. Tabi DHKPC gibi ihanet örgütleri ise apaçık bellidir ki gavurdan yana olacaklardır.

Nefisleri’nin mahkumu olmuş ve sadece hürce günah işlemek için yaşayanların ise ne yapacaklarından emin değilim. Ama inanıyorum ki onların içinde de “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” diyecek çok kişi olacaktır.

İktidar ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan ise peşinden sürüklediği kitlelerle beraber kefeniyle bu savaşa hazır olduğunu ilan etmekte zaten. Böylesine tehlikeli bir süreçte böyle bir iktidar ve böyle bir lider olmayabilirdi. Allah korusun.

Mertçe karşımıza çıkamayacaklardır. Çünkü her gelişlerinde boylarının ölçülerini aldılar. Bu savaşta bize doğrultulacak silahların tetiklerindeki eller bizim içimizden olacaktır. PKK destekçisi olanlar, FETÖ destekçisi olanlar. 100 yıl önce İstanbul’un işgal girişiminde düşmanı ellerindeki İngiliz bayraklarıyla karşılamaya hazırlanan bir takım içimizdeki hain azınlıkları ise unutmamalıyız. Yani tedbirli olmalıyız.

Bu savaş, başımızdaki iktidar veya onun lideri yüzünden çıkmayacak. Bu savaş asırların savaşıdır, bunu herkes iyi bilmeli. Üzerimize atılacak bombalar sen muhaliftin, sen iktidardın diyerek bir seçim yapmayacak. Bu savaş Türkiye daha demokratik, özgür bir ülke olsun diye değil kendi emperyal emellerini bu coğrafyada hakim kılmak için yapılacak.

Savaş kapımızı çalıyor. İçeride kavga ve gürültüden dışarıdaki savaşın evimizin içine girebileceğini duyamayanlara sesleniyorum. Gün birbirimizi suçlama değil, birlik günüdür.

Hadi canım sende savaş çığırtkanlığı yapma diyenler olursa sorarım ki; sizce savaş yüzde kaç ihtimal? Yüzde bir bile olsa tedbiri elden bırakmamalıyız. Sonra birlik beraberlik çağrısının kime ne zararı var?

Allah aşkına, savaş çıkarsa hangi safta yer alacaksanız şimdi de o safta yerinizi alın.

Vesselam…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1383/savas-cikarsa-kim-nerede-yer-alacak.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar