SÜHEYB ER-RÛMÎ

Süheyb er-Rûmî radıyallahu anh. Semaların yıldızlarından. Kutlu sahabilerden bir sahabi.

İlk Müslümanlardan bir kutlu insan, Süheyb er-Rûmî. Bizans diyarlarında esir kalmış. Rumcayı öğrenmiş. Bu yüzden kendisine Süheyb er-Rûmî denmiş. Süheyb, kutlu insan Süheyb. İlk Müslümanlardan.

Ah o ilk Müslümanların çektikleri. Acılar, çileler, işkenceler, ızdıraplar. Efendimiz aleyhisselatü vesselam bu yüzden sahabileri Mekke’den dışarılara gönderiyor. Artık Medine’ye gitmeye başlıyorlar. İlk giden Mus’ab bin Umeyr, o güzel insan ve ardından diğerleri. Efendimiz aleyhisselatü vesselama hicret emri geliyor. Efendimiz aleyhisselatü vesselam sadık dostuyla birlikte hicret yollarında. Sevr mağarası ve ardından Medine. Yerine O’nun uğruna canını feda etmeye hazır, Allah’ın arslanı Ali kerremallahu vecheyi bırakır. Mekke’de üç beş sahabi kalıyor. İşte onlardan biri de Süheyb er-Rûmî. Tabi onların da telaşları var. Halletmeleri gereken işler var. Onlar da sonra yola çıkacaklar. Ama müşrikler Efendimiz’in Medine’ye gidişinden sonra Müslümanlar Medine’de bir araya gelecek ve güçlenecekler diye ürküyorlar. O korkuyla artık Mekke’den hiç kimseyi bırakmak istemiyorlar. Süheyb er-Rûmî işlerini bir an evvel halledip gitmek istiyor. Onlar bir masal kahramanı değil. Onlar bir gerçek. Bu dünyayı yaşadılar. Bizim bu dünyada telaşlarımız varsa onların da vardı. Acılarıyla, sıkıntılarıyla, dertleriyle yaşadılar. Bu acıların hepsini çektiler. Allah dileseydi rızıklarını gökten indirirdi onlara. Ama hayır, onlar bu hayatı yaşadılar.

Süheyb er-Rûmî bu sıkıntılarını, bu telaşlarını halletti ve bir an evvel Sevgili’nin yanına koşmak istiyordu. Mekke’den çıkmak isteyince önüne geçti müşrikler. Bırakmayız seni dediler. Süheyb er-Rûmî çok iyi bir ok atıcısıydı. Okunu çıkardı, yayına koydu ve çekti. “Hepinizi vururum, çekilin önümden” diye haykırdı. Müşriklerin sayısı ne bir, ne üç, ne on. Zorlu bir işti. Önünden çekilmediler. Süheyb er-Rûmî onlara bir teklifte bulundu. “Evimi biliyorsunuz. Paralarımın yerini söyleyeyim, o paralar sizin olsun. Siz de benim önümden çekilin.” Hemen kabul ettiler. Neden mi? Çünkü materyalistlerin, maddeperestlerin tek arzuları paradır. Neden mi para? Çünkü onların nefislerinin arzuladığı, bu dünyada kavuşmayı istediklerine ulaşmanın tek yolu paradır. Onun için hemen kabul ettiler. Mü’minler için ise öyle değildir. Mü’minlerin arzuladıkları şeylere kavuşmak için ihlas ve aşk gerektir. O da parayla satılmaz. Bu yüzden Süheyb er-Rûmî için paranın hiç önemi yoktur. Ama onlar için çok önemli. Başka türlü yaşayamazlar. Kabul ettiler anlaşma yapıldı. Evine gittiler, tarif ettiği yerde paralarını buldular. Anlaşma gereği önünden çekildiler.

Süheyb, kutlu sahabi Süheyb er-Rûmî. Kızgın çölleri aşmak ve Sevgili’ye ulaşmak için koştu, koştu, koştu. Medine’ye, Sevgili’ye ulaştı. Sevgili’nin önünde diz çöktü.

“Geldim Efendim, geldim, geldim” Efendimiz aleyhisselatü vesselam ona dedi ki; “Ya Süheyb ne güzel bir alışveriş yaptın.”

Süheyb şaşırdı. Kendinden önce Medine’ye kimse gelmemişti. Kendinin bu yaptığından da kimse haberdar değildi. Şaşırdı Süheyb. Şaşkın gözlerle Rasulullah sallallahu aleyhi veselleme baktı. Rasulullah sallallahu aleyhi vesellem tebessüm ederek ona tekrar bakarak dedi ki “Ya Süheyb ne güzel bir alışveriş yaptın.”

Bu zamanda paralar, pullar kalbimizi doldurdu gücümüzü zayıflattı. Dünya mü’minin gücünü zayıflatır. Maddiyat müşriklere güç kazandırabilir ama mü’minlerin gücünü zayıflatır. Haydi biz de Süheyb er-Rûmî gibi güzel bir alışveriş yapalım, dünyayı kalbimizden atalım da güç kazanalım. Görmüyor musunuz? İslam dünyası müşriklerin çizmeleri altında eziliyor…

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1379/suheyb-er-rm.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar