ÖLÜM, YA OLMASAYDI?


İnsan sonsuzluğa vurgundur,sonsuz olanı arar. Sonsuzluk arayışı daha çok -sonsuz olana- dönüktür.


Dünya hayatı ile ilgili bir temenni veya talep değildir. İmtihanlar dünyasında sonsuz yaşam olmaz.


Jose Saramago, Nobel edebiyatı almış, Portekizli bir edebiyatçı. Ölüm ,Bir Varmış, Bir Yokmuş isimli romanında -dünya hayatının sonsuz olması halinde ortaya çıkacak karmaşaya-dikkat çeker.


Saramago anlatır:

Ölüm,bir ülkede askıya alınır. Yılbaşından sonra artık kimse ölmeyecektir. İnsanlar sonsuz yaşam garantisi aldıkları için çılgınca sevinirler. Artık ölmeyecek,diledikleri gibi yaşayacaklardır. Bir müddet sonra bunun hiç de iyi bir şey olmadığı ortaya çıkar. Önce cenaze levazımatçıları iflas eder. Kimse ölmediği için artık sipariş almamaktadırlar. Bir süre sonra evinde bakıma muhtaç,yatalak hastası olanlar homurdanmaya başlar. Çünkü ölüm ortadan kalkmış,ölümcül hastalar öylece kalmıştır. Bu, yatalak hastası olanların onlara ebediyen bakması demektir. Kimse bu yükü kaldırabileceğini düşünmez. Bir müddet sonra sigorta şirketleri iflas etmeye başlar. Zira belli bir yaştan sonra emekli olanlar ölmemekte,Sosyal Güvenlik kurumu onlara sonsuza kadar emekli-dul -yetim maaşı ödemek zorunda kalmaktadır. Hastaneler ölümcül hastaları kabul etmezler,çünkü hep öyle kalıp ölmeyeceklerdir. Hastalar ailelerinin yanına gönderirler. Hükümet kriz içindedir. Her yandan şikayetler yükselmektedir.Sonunda  vatandaşın biri bir çare bulur, bitişik ülkede ölüm faaliyetlerini sürdürmektedir. Yükü taşınamaz hale gelen yatalak hastalar gizlice o ülkeye götürülerek ölmeleri sağlanır. Ancak bir süre sonra çok sayıda cenazenin o ülkeye gömülmesi tepki çeker,sınırda güvenlik önlemleri alınır, bu yol kapanır. Son çare olarak hastalar, o ülke sınırlarından geçirilir,ölür ölmez geri getirilerek kendi ülkesinde gömülürler. Fakat bu da çare değildir. İnsanlar yakınmaya başlar. Ölüm olmayacağına keşke  olsaydı da önceden haber verip gelseydi derler. Böylece tedbirimizi alır,borçlarımızı kapatır,dua eder,yakınlarımızla vedalaşma imkanı bulurduk derler. Ölüm bu haklı gibi görünen şikayetleri duyar,  ölecek kişilere bir hafta önceden haber verme kararı alır.Artık ölecek kişilere bir hafta önceden eflatun renkli zarflar içinde  bir mektup gitmektedir. Mektubu alan tam bir yıkıma uğramakta,son bir haftayı acılar içinde geçirmekte,kimi intihar ederken,kimi nasılsa ölüyorum diyerek  son demlerini günah bataklıklarında geçirmektedir. Kimsenin borçlarını kapatmak,yakınlarla vedalaşmak akıllarına gelmemektedir. İnsanlar postacı görünce ölümü görmüş gibi kaçmaktadır.


Saramago,bu ilginç romanında yer yer felsefi tartışmalara girer. İnsanın ölümsüz olması halinde Tanrı'ya ve dine ihtiyacı kalmayacağını,inançsız bir hayat yaşayacağını ima eder. Ölümlü olmanın hem kainatın dengesi, hem insanlığın geleceği için ne kadar önemli olduğunu, okuyucuya romanı okurken bütün çıplaklığı ile gösterir.  Keza, ölümün randevusuz gelmesinin de aslında hayatı ve ölümü kolaylaştırdığını,insanı ölüm bilgisine sahip olmanın dayanılmaz yükünden kurtardığını  vurgular.Saramago'yu okuyunca  ölümün hem toplum,hem fert için  ne büyük bir rahmet  olduğunu görebiliyor , yokluğunun ne büyük felaket olduğunu anlayabiliyorsunuz.


Hiç düşündünüz mü,Ya ölüm olmasaydı?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1364/olum-ya-olmasaydi.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar