AKLA DUYULAN İHTİYAÇ

Eklenme Tarihi: 23.07.2017 12:41:05 - Güncellenme Tarihi: 27.01.2020 10:22:37

Hayatımızı idare eden prensibin ne olduğu konusunda hemfikir değiliz. Hatta hayatımızı idare eden bir prensip olup olmadığı konusunda da açık bir görüşümüz ve idrakimiz yok. Böyle bir durumda el yordamı ile hayatımızı devam ettiriyoruz. El yordamının yanında duygular, eğilimler, ilgiler, çıkarlar, günü birlik ihtiyaçlar eylemlerimize rehberlik ediyor.

İnsanları bir arada tutan ideal birliğidir. İdeal birliği, ortak fikir, inanç ve bilgileri gerektirir. Bu, bütün bireyleri aynı varlıklar haline getirmek, aralarındaki farklılıkları yok etmek olarak anlaşılmamalıdır. Dün ile bugün arasında epistemolojik bir kopuş yaşandığı gibi, bugün de toplumu oluşturan bireyler, guruplar arasında da derin epistemolojik uçurumlar yaratılmıştır. Kimileri bilim-felsefe-sanat ile kendi kaynaklarını oluşturmanın yolunu ararken kimileri de bu alanlara karşı ilgiyi en aza indirmenin gayreti içerisinde efsanelere sarılmaktadır. Cahilliği, okula gitmemeyi bile övünç vesilesi yapan sofular vardır.

Kendi kaynaklarını bilim-felsefe-sanat ile oluşturmaya çalışanlar da bu kavramlardan aynı şeyi anlamamaktadırlar. Bilim-felsefe-sanat yoluna girmekle pek çok inanç biçimi ve nihayetinde din ile arasına mesafe koymayı bu iş için yeterli gören bir başka sofu taifesi de bir garabet olarak durmaktadır.

İçi boş ve sadece insanın duygu dünyasına hitap eden hamasi bir tarih tasavvuru, insanımızı bugünün gerçekliğinden koparmakta, geçmişteki başarıları, başarıların nasıl gerçekleştirildiğini hiç düşünmeden medya malzemesi yapmaktadır. Sonuçlar, süreçleri ile birlikte ele alındığında anlamlı, öğretici ve ders verici olur. Sonuca odaklı bir pratik, süreçleri göz ardı etmeyi, önemsizleştirmeyi ve hatta ister doğru isterse yanlış olsun meşru görmeyi sağlamış gibidir. Bu, ahlaki savrulmanın, değer kaybının yaygınlaşmasının, adalet duygusunun zayıflamasının, göreceliğin bir hakikat tutumu olarak yerleşmesinin de önemli bir nedeni gibidir.

Ortalıkta, cahil bir bilgi yığını dolaşmaktadır. Cahil bilgiden kastım tahkik edilmemiş, aklın süzgecinden geçirilmemiş, madde üzerinde egemenlik sağlayıp çıkar elde etmeye yarayan araçsal bilgidir. Hatta bu bilgi, episteme olarak hiçbir değer ifade etmeyen ve tamamen farklı nedenler dolayısıyla otorite olmuş olanların ortaya saçtıkları sözlerden ve anlatılardan ibarettir. Bundan dolayı, bilgi bile değildir. Tarihte kalmış ve artık günümüzün hiçbir ihtiyacına cevap veremeyen, yanlış olan, bilgi özelliğine bile sahip olmadan inanç biçimine dönüşmüş sözler, rivayetler, efsaneler, yorumlar bu cahil bilgileri oluşturmaktadır.

Cahil bilginin sınırları çok geniştir. Bizim sofu Atatürkçü, laikçi solcularımız da, medeniyetle mücadeleyi din zanneden ve bilim-felsefe-sanat alanlarına sırtını dönmüş alimlerimiz (!) de, mahiyetini hiç de bilmediği halde sadece sembol ve simgelerle geçmişini yad eden maziperestlerimiz de, dün ve bugünden bağımsız bir gelecek ütopyası peşinde koşan hayalperestlerimiz de aynı cahil bilgi tarafından kuşatılmış durumdadırlar.

Bizim ihtiyacımız olan şey; eleştirel düşünmedir. Akıl, önce düşünme biçimini öğrenmelidir. Bunun için akıl ve düşünme eğitimine ihtiyacımız vardır. Descartes?ın, ?dünyada en adaletli dağıtılmış şey, sağduyudur (akıl). Çünkü hiç kimse sahip olduğu akıldan şikayetçi değildir? der. Fark, onu kullanma biçimidir, diye de ekler. Descates, çok haklı görünmektedir. Yukarıda saydığım durumlara karşı aklı merkeze alan bir eğitim ve eleştirel düşünmeyi hedefleyen bir akıl eğitimine ihtiyacımız gün geçtikçe artmaktadır. Çünkü din, ahlak, bilim, felsefe hepsi akla ihtiyaç duyar...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1359/akla-duyulan-ihtiyac

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

19.05.2019 Medeniyet Tasavvuru
27.01.2019 HAYAT: Yeniden bir daha mı?
06.01.2019 Bedenin değeri ve öldürme
03.06.2018 Mücadele ve insan
27.05.2018 Bir garip tahlil...
25.03.2018 Bir Hareket ve Fikir Adamı Olarak Topçu Paneli
25.02.2018 Kendini Aşan Düşünce
11.02.2018 Milliyetçilik mi? Ama Nasıl Bir Milliyetçilik?
04.02.2018 Hakikate karşı suç işlemek
28.01.2018 Kötülük, İnsanın Bir Vehmi mi Gerçeği mi?
21.01.2018 SAVAŞ VE OYUN
14.01.2018 KENDİMİZİ NASIL İNŞA EDER VE ANLARIZ?
29.12.2017 NEREDE KALMIŞTIK?
27.12.2017 NEDEN GERİ KALDIK?
14.12.2017 NURETTİN TOPÇU'YA GÖRE RÖNESANS İHTİYACI
08.12.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN ANADOLU MİLLİYETÇİLİĞİ VE SOSYALİZMİ
30.11.2017 NURETTİN TOPÇU'NUN DEMOKRASİ KARŞISINDAKİ TUTUMU
24.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK ve İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-2
22.11.2017 BATICILIK, TÜRKÇÜLÜK VE İSLÂMCILIK KARŞISINDA NURETTİN TOPÇU-1
18.11.2017 Kerime Yıldız?a Nazire: SİNEMADAN FELSEFEYE...
02.11.2017 VEFA ÖDÜLÜ VE TOPÇU
13.08.2017 KİTLELEŞME, KİŞİ OLMAYI YOK EDER...
23.07.2017 AKLA DUYULAN İHTİYAÇ
16.07.2017 KALKIŞMANIN ÜZERİNDEN BİR YIL GEÇTİ?
02.07.2017 HAKİKAT VE DOST
11.06.2017 AHLAK VE DİN İLİŞKİSİ ÜZERİNE KISA NOTLAR?
03.06.2017 BİLİM-FELSEFE VE SANAT İÇİN?
21.05.2017 POZİTİVİZM Mİ?
13.05.2017 YÖNETİCİLİK İLE MUTLULUK BAĞDAŞIR MI?
07.05.2017 ÖLÇÜ MESELESİ
23.04.2017 ÇOCUKLAR VE OYUN
16.04.2017 ZAMAN-İNSAN İLİŞKİSİ
02.04.2017 SORUNLAR KARŞISINDA AKADEMİSYEN
19.03.2017 İNSAN DÜNYASI: ANLAŞILMAYI BEKLER...
12.03.2017 AVRUPA VE KRİZ
25.02.2017 BİLME İSTEĞİ: BİLİM VE FELSEFE
12.02.2017 İKİ DÜNYA: EVET-HAYIR
29.01.2017 Gerçekliğin Sözünden Sözün Gerçekliğine...
22.01.2017 TARİHİN SONUNDA DEĞİLİZ...
12.01.2017 NEREYE GİDİYORUZ?
29.12.2016 TARİHE BAKIŞ
25.12.2016 MİLLİLİK ESAS OLMALI
22.12.2016 BİR DEĞERLENDİRME
06.11.2016 ÜNİVERSİTELER VE REKTÖRLÜK SEÇİMLERİ
30.10.2016 CUMHURİYET
27.10.2016 ÖZGÜRLÜK VE SORUMLULUK ÜSTÜNE
16.10.2016 YOKSULLUK ve ADALET
09.10.2016 ANADOLU İRFANI
02.10.2016 EĞİTİM SORUNUMUZ
25.09.2016 KRİZ
21.08.2016 AMAN ALLAHIM!..
17.07.2016 DARBE
30.06.2016 İNSAN VE SORUMLULUK
23.06.2016 KİTLEDEN KÜTLEYE?
19.06.2016 HAYATA DAİR BİR KAÇ SÖZ
16.06.2016 YAZIYA KARŞI KONUŞMA
12.06.2016 OKUMAK
09.06.2016 İLK YAZI