GÜNÜMÜZ FERHAT İLE ŞİRİNİNİ GÖRDÜM

Hayatımda hiç öyle sarp ve dik dağlar görmemiştim. Dağların içinde bir arabanın geçeceği kadar bir oyuk yol olarak kullanılıyordu. Dağlar oyulmuş ve taş yolarlardan geçiyorsunuz.

Aşağıya baktığınızda başınız dönüyor, ürperiyorsunuz; gördüğünüz bir müddet uçurumun dibinde azgın akan Çoruh Nehri ve daha sonra Tortum Gölü’nün suları. Bu yollardaki manzarayı dehşetle seyrederek 1973 yılında Artvin Öğretmen Okulu’na gidip kayıt yapmıştım. 1976 yılında mezun oluncaya kadar, hep aynı ürpertiyi hissettim ve hep aynı manzarayım seyrettim. Üç yıl boyunca bir çakıl taşı dahi değişmemişti yol.

Okul tatil olacağı zaman gideceğimiz günün bir önceki gecesi, mutlaka eğlence düzenler, sabahlara kadar uyumazdık ki, yolda uyuyalım ve o korkunç yolculuğa şahit olmayalım diye. Çünkü küçücük yüreğimiz yerinden çıkacak gibi oluyordu. Tek arabanın geçeceği kadar dar olan yolda, ikinci bir araba ile karşılaşmamak için dua ederdik. Karşıdan bir araba geldiğinde, birisi geçecek uygun bir yer buluncaya kadar geri giderdi. Çoğu zaman arabanın bir tekerinin, uçuruma açılan boşluğun üzerinden virajları döndüğümüzü sanırdık. Üç yıl boyunca hep bunları yaşadık. Yıllar sonra da gelip gidenler aynı hikâyeleri dinledik.

Nihayet 41 yıl sonra yolum Artvin’e düştü. Şimdi o eski yollardan eser yok. Yeni yollar yapılmış, azgın Çoruh’un boynuna inci gerdanlıkları gibi barajlar geçirilmiş, bu zapt edilemeyen azgın nehrin ülkenin hizmetine sunulduğunu görmek, beni sonsuz mutluluğa gark etti.

Çoruh Nehri üzerinde işletmeye açılan santrallerden yalnızca geçen yıl içinde 16 milyar 818 milyon kilovatsaat enerji elde edilmiş ve ülke ekonomisine 3 milyar 868 milyon liralık katkı sağlanmıştır.

Bu projeleri engellemek için yine en masum bahane olan ağaca sarılanların, Türkiye’nin bağımsızlığı önündeki en büyük engel olduklarını burada da fark edersiniz. Enerji bakımından bağımsızlığımızı sağlayacak bu tür adımları, Türkiye’nin ayağına pranga geçirmeye çalışan ülkelerin uşakları ve enikleri tarafından her defasında engellenmeye çalışılmıştır.

Bu tür projelere karşı çıkanlar, hangi bahanenin arkasına sarılırsa sarılsınlar, kesinlikle Türkiye’nin çocukları ve dostu olamazlar. Başkalarının besleyip palazlandırdığı beslemeler ancak Türkiye’nin büyümesini engellemeye kalkışırlar.

Bunları düşündüm ve yolu seyrediyorum. Yol boyunca baraj göllerinin oluşturduğu muhteşem manzara eşliğinde yola devam ediyorsunuz. Barajların yukarısındaki koyu yeşil ormanlar mavi suların üzerinden eşsiz bir göz zevki sunuyor bakanlara.

Eskiden korku ve ürperti ile geçtiğimiz yolların yerini, şimdi sıra sıra tüneller ve asfalt yollar almış durumda. Yol boyunca 83.80 km. devlet yolu, daha önce revize edilen yollarla birlikte  yeniden inşa edilmiş ve bu esnada 28 tünel, 5 dengeli konsol köprü, 3 viyadük ile 10 normal köprü ile yol adeta sevgiliye koşarcasına gideceğiniz bir menzile bağlar sizi.

Yol üzerinden İnşaatı devam edenler hariç, yol boyunca tünelden tünele girerek yolunuza devam ettiğinizde ve bu tünellerden geçerken, sevdası uğruna dağları Ferhat’ı hatırladım. Bir milletin sevdası uğruna dağlar, Ferhat misali nasıl delinir, burada gördüm.

Planlayanların, icraata geçirenlerin, çalışanların ve emeği geçenlerin gerçek bir millet aşığı olduğuna şahitlik ettim.

Türkiye’m adına göğsüm kabardı, sevindim.

Bir kez daha emeği geçenlere teşekkür ettim.

İmam Şafiî, “hizmet edene, hizmet edilir” buyuruyor. Başka söze hacet var mı?

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1357/gunumuz-ferhat-ile-sirinini-gordum.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar