KABİLELEŞME

Fehmi Koru,  FETÖ'nün 15 Temmuz'un yıldönümünde Arap medyasına verdiği ilanları yazdı.

Türkiye'yi aşağılayan,suçlayan  bu tür beyanların arka planını iyi okumak gerekiyor. Bir siyasi kadroyla probleminiz olabilir, bunun yolu ülke ve milleti uluslararası  zeminde zor durumda bırakacak  suçlamalar değildir.

Bu tip hamleler en büyük zararı yapana verir.

15 Temmuz bir tiyatro değildi. Yüzlerce şehidin binlerce yaralının olduğu bir kalkışmaya kimse tiyatro diyemez. "Zamanında önlenebilir miydi" sorusu bu işe kalkışanları masum hale getirmez, sadece görevinin hakkını vermeyenleri zor duruma düşürür. Devlet olmanın icaplarından biri bu tip ihanetleri herkesten önce öğrenip tedbir almaktır.

Koru'nun yazılarını  okurken aklıma ülkücüler geldi. Ülkücü dediysem Bahçeli gibi olanları kast etmiyorum, bedel ödeyenleri, sehpanın altından geçenleri, ölümü yudumlayanları, Allah, Vatan, millet diye yola çıkıp geri dönmeyi düşünmeyenleri kast ediyorum.12 Eylül'de işkence gördüler, vuruldular, zindanlara atıldılar, asıldılar ama dönüp devleti gammazlamadılar. Hesaplarını batının kucağına oturarak görmeyi düşünmediler. Ayaklarına kadar gelen insan hakları aktivistlerine, müfettiş kılıklı adamlara içlerini dökmediler. Ağır haksızlıklara uğramalarına rağmen öfkelerini yuttular.

Ülkücüler niye öyle, FETÖ'cüler niye böyle? Can alıcı soru budur. Zaman zaman yazılarımda ulus olmanın önemine işaret ediyorum. Millet olmak, milli şuurla davranmayı gerektirir. Millete, devlete zarar vermeme, kişisel hesapları topluma zarar verecek şekilde hal cihetine gitmeme, her adımda ülkem zarar görür mü hassasiyeti içinde olma... Ülkücülerde bu şuur vardı. Bu vatan coğrafyasındaki herkesi bir büyük ailenin üyeleri olarak görüyorlardı. Onları hiç bir zaman nefisleri için tehlikeye atmayı düşünmediler.

Maalesef bu ülkede bazı dini gruplar, tarikat, cemaat sınırlarını aşamıyor. Müslümanlığı, kendi klanı ile sınırlıyor. Ulus/millet olma şuuru ise hiç yok. Bu hastalık partilerde de var. Bu kabileleşmenin bir başka şeklidir. Milliyetçilik bazılarının sandığı gibi bir parçalama ideolojisi değil, bir bütünleştirme doktrinidir. Niçin her gruptan -ülkesini şikayet eden,aşağılayan- insanlar çıkıyor da milliyetçiler arasından çıkmıyor. Ya da çok az çıkıyor.

Bu hain yayınlar belki Türkiye'nin itibarına zarar verir, ama yapanlara hiç bir şey kazandırmaz. Ülkesine, milletine sövenler  ne kazanabilir?

Terör örgütlerinin ortak eylem biçimlerinden biri de karşı tarafı aşırı tepkiye zorlayacak çıkışlar yapmaktır. Tepkiler ne kadar büyük ve sert olursa,  yapılan propaganda o kadar etkili olur. Bu tip olaylarda tepkisel davranışlar yerine akıl ve soğukkanlılıkla hareket etmek gerekir. Misilleme mantığı Türk milleti ile problemi olanlara bahane vermekten başka işe yaramaz.

"Bu darbe bizim darbemiz değil" diyenler şimdi kurumsal bir akılla Türkiye'ye karşı kampanya yürütüyor. Türkiye'ye karşı kampanya yürütüp sonra da bu ülkede bir sempati kırıntısı bırakmak mümkün mü? Ülkesine tuzak kuran hangi hareket toplumun takdirini kazanabilmiştir?  Uzaktan ucuz kahramanlık yapmak kolay, 12 Eylül darbesi olduğunda Türkeş teslim olmuş, yıllarca hapis yatmıştı. Onun için ülkücüler arasında içeridekiler dışarıdakiler gibi bir çelişki olmadı. FETÖ yapılanmasında ise yönetenler dışarıda, alt tabaka içeride...Tabanlarına karşı bile samimi olamadılar. Yurt dışında efelenerek kahramanlık yapılmaz, kahramanlığın nasıl yapıldığını görmek istiyorlarsa Türkeş'e ve ülkücülere baksınlar...

http://www.enpolitik.com/kose-yazisi/1348/kabilelesme.html

Sizin Yorumunuz:

*
*

Diğer Yazılar

Diğer Yazılar