TARİHİ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ
Doç. Dr. Recep Kürkçü

TARİHİ KIRKPINAR YAĞLI GÜREŞLERİ

 

Tarihi Kırkpınar Güreşleri’nin doğuşuna ilişkin çeşitli rivayetler vardır. Bunlardan en yaygın olanı kısaca şöyledir: 1346 yılında Orhan Gazi’nin Rumeli’yi ele geçirmek için düzenlediği seferler sırasında, kardeşi Süleyman Paşa, 40 askerle Bizanslılara ait Domuzhisar’ın üzerine yürür. Baskınla burasını ele geçirirler. Diğer hisarların da ele geçirilmesinden sonra, 40 kişilik öncü birlik geri dönerler ve şimdi Yunanistan’ın topraklarında kalan Samona’da mola verirler. Pehlivanlık, Türklerde hem bir gelenek, hem de savaş hazırlıkları olduğundan, kırk yiğit, burada güreşe tutuşurlar. Bunlardan 38’i güreşlerini sonuçlandırmış, ancak, adlarının Ali ile Selim olduğu rivayet edilen iki kardeşin bir türlü yenişemedikleri görülür. Daha sonra bir Hıdrellez gününde, Yolları Edirne yakınlarına, Arda nehri boylarına ve bu güzel nehir kenarındaki Ahiköy yakınındaki çayırlığa düşer. Bütün bir gün güreşmelerine rağmen yine yenişemeyen kardeş pehlivanlar, gece boyunca da mum ve fener ışığında mücadelelerini sürdürmeye devam ederler. Ancak solukları kesilerek oldukları yerde can verirler. Şehit olmuşlar. Şehzade Murad ve arkadaşları bu iki şehidi, canlarını teslim ettikleri yere defnederler ve Avrupa içlerine sefere devam ederler. Günler sonra dönüşte bir fatiha okumak için arkadaşlarını defnettikleri mübarek mekâna uğrarlar. Bir de bakarlar ki bu mekânda kırk tane pınar doğmuş ve Arda’ya doğru akıp gitmekte... Bu duruma, arkadaşlarının Allah rızasına, Kırklar derecesine kavuştuğunun işareti sayarlar. Bunu duyan ve gören yöre halkı onların erenlerden olduğuna inanırlar ve buraya “Kırklar Pınarı” derler. Söylene söylene de “Kırkpınar” olur. Köy halkı güreş tutan 40 yiğidin hatırasını sonsuza dek yaşatmak için her Hıdrellez’de güreşler düzenlemeye başlarlar. Geleneksel Kırkpınar güreşleri düzenli bir şekilde iki askerin er meydanında şehit olmasından on altı yıl sonra 1361 yılında başlar. Savaşlar nedeniyle Kırkpınar Güreşleri bazı yıllar yapılmadı. Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı Devleti’nin yenilmesi üzerine Yunanlılar Edirne’yi işgal etti. 1920-1922 tarihleri arasında Kırkpınar güreşleri yapılamadığından başpehlivan da seçilemedi. İşgal altındaki İstanbul’da yapılan başpehlivanlık güreşleri ise Kırkpınar’ın yerini alamadı. Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı sonunda Kırkpınar Güreşleri Edirne ile Mustafa paşa  yolu arasındaki “Virantekke” denilen yerde düzenlenmiştir. Cumhuriyet’ten sonra 1924 yılında ise güreşler Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde yapılmaya başlanmıştır. Kırkpınar Güreşleri ​1928  yılına kadar ağalar tarafından düzenlenmiştir. Güreşlerdeki ödülleri ve misafirlerin ağırlanmasını hep ağalar karşılamıştır. Ancak 1928 yılında ülkede meydana gelen ekonomik sıkıntılar nedeniyle ağalığa talip çıkmayınca, güreşlerin organize ve gelenleri ağırlama işi Kızılay ve  Çocuk Esirgeme Kurumu tarafından üstlenilmiştir. 1946  yılında ise Tarihi Kırkpınar Güreşleri,  Edirne Belediyesi’nce düzenlenmeye başlanmıştır Kırkpınar güreşleri Mayıs ayında olması gerekirken, güreşlerin yapıldığı Sarayiçini su basması sonucu ileri tarihe alınmıştır.

 Bugün genellikle Haziran ayı sonu, Temmuz ayı başlarında düzenlenen Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri ve Kültür Etkinlikleri bir hafta devam eder. Çeşitli folklor gösterileri, fuarlar, sergiler, güzellik, ve yöresel yemek yarışmalarıyla devam eden festivalin son üç gününde Yağlı Güreş müsabakaları yapılır. Cuma günü pehlivanlar için dualar okunarak başlar ve güreşler, Edirne’nin önemli mesire yerlerinden biri olan Sarayiçi mevkiinde bulunan sahada yapılır.  Kazanan pehlivan, Başpehlivan ünvanını alır ve prestijli bir ödül olan altın kemeri bir yıl süreyle kazanır. Üç yıl arka arkaya başpehlivan olan güreşçi altın kemerin sürekli sahibi olur. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde pehlivanlar, Minik-1, Minik-2,Teşvik-1, Teşvik-2, Tozkoparan, Ayak, Deste Küçük, Deste Orta, Deste Büyük, Küçük Orta Küçük, Küçük Orta Büyük, Büyük Orta, Baş Altı, Baş olmak üzere 14 boyda mücadele ederler.  

Ayakta ve yerde yapılan güreşlerde oyunlar, elense, tırpan, kaz kanadı, ayakta güreşi bağlama, budama, paça, kazık, kepçe, kemane, kolbastı, köstek, künde, boyunduruk, kurt kapanı, yanbaş, sarma gibi sıralanmaktadır.

Yağlı güreş kurallarına göre, rakibi sırt üstü getirmek, rakibini kucaklayıp, ayağını yerden kesmiş vaziyette en az üç adım taşımak, rakibi pes ettirmek, rakibin ayağından kispetini çıkarmak yada boydan boya kispetin yırtılması yenilmenin işaretidir.

Yağlı güreşlerde hakeme, seyirciye veya rakibe söz yada işaretle hakaret etmek, rakiple tartışmak, güreşi sulandırmak, şike yapmak, güreş kurallarına uymamak, hakeme riayet etmemek ceza gerektirir.

Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri, davet aşamasından ödül törenine kadar pek çok ritüeli içinde barındırır. Eski geleneklerin muhafaza edildiği Tarihi Kırkpınar Güreşleri ve Kültür Etkinlikleri ritüelleri şunlardır;

Ağa: Eskiden pehlivanları güreşe çağıran, yarışmaları düzenleyen, gelen konukları ağırlayan, yemek ve yatacak yerlerini temin eden, örf ve adetlere uygun olarak güreşlerin yapılmasını sağlayan, ödüller veren kişidir. Bulunduğu mevki gereği güreşlerin “örf ve adetler’e uygun bir şekilde ve belli bir nizam içerisinde yapılmasından da mesuldur. Ağanın başında serpuş, altında şalvar, üstünde camadan denen gömlek ve bir yelek bulunur. Ağa ayağında ince topuklu rugan yemeni ayakkabı, elinde ise iri taşlı kehribar bir tespih taşır. Güreşler öncesi er meydanına getirilen kurbanlık koça en yüksek bedeli ödeyen kişi gelecek yılın Kırkpınar ağası olarak ilan edilir. Günümüzde ağanın faaliyetlerinin büyük bir bölümünü Belediye üstlenmiştir

            

 

Kırmızı Dipli Mum: Kırkpınar’ın davet simgesi Kırmızı Dipli Mum’dur. Kitle iletişim araçlarının yaygın olmadığı dönemlerde Kırkpınar Ağası tarafından kırmızı dipli mum Mart ayından itibaren kasaba ve köylere, pehlivanlara ve tanınmış kişilere gönderilir ve bu kişiler Kırkpınar'a davet edilirdi. Halk arasında sıkça kullanılan “kırmızı dipli mumla çağırmak” deyimi de buradan gelmektedir. Bugün yapılan Kırkpınar Yağlı Güreşleri’nde de aynı geleneksel yöntem sembolik olarak kullanılmaktadır.                 

                                                                                                                                   

 

Pehlivan-Başpehlivan: Pehlivan Farsça kökene sahip bir isim olup “Yiğit” manasına gelmektedir. Gücü simgelemesi yetmez; dürüstlük, hoşgörü, ahlak gibi erdemleri de kişiliğinde taşıyan bir kimliği ifade eder. Usta çırak ilişkisinin baskın izlerini davranışları ile güreşlerde ortaya koyar. Ustasının ve kendisine yenildiği pehlivanın elini öpmek, yendiği pehlivanları yerden kaldırarak sırtını sıvazlamak gibi çok özel davranışlar sergilerler. Kırkpınar’da değişik kategorilerde düzenlenen oyunların yanında final müsabakaları başpehlivanlık güreşleri ile zirve yapar. Kırkpınar’ın en büyük ödülünü alan pehlivan o yılın başpehlivanı seçilir. O yıl için kendisine altın kemer verilir. Eğer aynı pehlivan 3 yıl üst üste başpehlivanlık müsabakalarını kazanırsa altın kemerin tümden sahibi olur.

 

Hakemler: Kırkpınarda iki çeşit hakem heyeti bulunur. Bunlardan birisi kule hakemleri, diğeri ise meydan hakemleridir. Meydan hakemleri bizatihi güreşleri en yakından takip eden hakemlerdir. Güreşin neticesini ve ilgili uyarılarını kule hakemine bildirmekle, güreşin kurallara uygun işleyişini sağlamakla mesuldürler. Kule hakemleri başpehlivan olmuş güreşçilerden seçilir. Bu bir gelenek halini almış, onlara verilen itibarın nişanesi olmuştur. Buna karşılık son yıllarda güreş federasyonu da 2 üye vererek kule hakemliğine katkı sunmaktadır. Meydan hakemleri ise başpehlivanlardan seçilmezler. Başpehlivanlık mücadelesini yönetecek hakemin en fazla başaltında güreşmiş bir pehlivanlık geçmişine sahip olması arzu edilir.

 

Cazgır: Cazgır er meydanındaki güreşçileri izlemeye gelen halka tanıtan, bunu yaparken de cazgırlara özgü heyecan uyandıran konuşmalar, dualar, şiirsel sunumlar yapan kişilere denmektedir. Bir manada sunucu olduklarını söylemek doğru olacaktır. Usta çırak ilişkisi ile kuşaktan kuşağa aktaran cazgırlara “salavatçı” da denilmektedir. Güreşçiler ve izleyiciler üzerinde manevi gücü yüksek bir ruh atmosferi yaratarak güreşleri namlandıran cazgırlar, geleneksel kıyafetlerle er meydanında yerlerini alırlar. Güreşler “Cazgır duası” denilen bir sunum ile başlar. Güreşecek pehlivanları çok iyi tanıdıkları için bazen o pehlivana ait özel detayları heyecan verici konuşmasının içerisinde dile getirir.

 

 

Davul Zurna: Kırkpınar güreşlerinin barındırdığı onur, heybet, mertlik, cesaret gibi duyguları körükleyen, er meydanının en renkli simaları olan davul zurna takımlarıdır. Güreşler boyunca 20 davul 20 zurna er meydanının tüm ritmini belirler. Güreşlerin ritmine göre tempolarını belirlerler. Genel hatları ile pehlivan havaları denilen ezgilerden başka, bu havalarının bitiminde Ceng-i Harbi denilen bir hava çalınır. Ceng-i Harbi havası aynı zamanda pehlivanların birbirine hamle ettiği anlarda çalınmaktadır.

 

Kıspet: Yağlı güreşe çıkan her pehlivanın güreş malzemesinin başında kıspet gelir. Manda, dana veya malak derisinden yapılan kıspetin bel kısmı dört parmak genişliğinde ve kalın olur. Beli sarması için kalın bir ip geçirilen bu kısma kasnak denir. Kıspetin diz kapağının altına gelen yere paça denir. Paça ile etin arasında paçabent denilen keçe konur. Deri kısım keçenin üzerine çekilir ve üzeri sicimle sıkıca bağlanır. Sıkı bağlanmayan paçadan içeri giren parmaklar sayesinde oyun almak kolaylaşır. Güreşten sonra yağlanan Kıspet, zembil adı verilen ve sazdan yapılan bir torbada taşınır ve saklanır.

 

 

Zembil: Kıspetin içinde taşındığı sazdan yapılma örme torbadır. Güreş bittiğinde kispet temizlenir derisinin kurumaması için yağlanır ve bir sonraki güreşe hazırlık yapmak üzere zembile konur. Güreşi bırakan pehlivan zembilini duvara asarak bir daha güreşmeyeceğini anlatmak ister. Büyük pehlivanların zembillerini güreşte gelecek vaat eden gençlere taşıtması da bir Kırkpınar geleneğidir.

 

 

Yağlanma: Kırkpınarı kendine has yapan özelliklerin başında yağlanma ritüeli gelir. Güreşlerde cazgır duasından sonra güreşlere başlanabilmesi için yağlanmak, bunu yaparken de bazı usullere göre hareket etmek gerekir. İçleri yağ ve su dolu kazanlardan veya er meydanında dolaşan yağcıların ibriklerindeki yağ ile pehlivanlar yağlanırlar. Böylece güreşi daha da çetinleştirmek amacı güdülür. Eğer güreş sırasında bir pehlivan yağlanmak veya elindeki bezle yüzünü silmek isterse rakibinin buna izin vermesi gereklidir. Örneğin; güreşin en ateşli zamanında bir pehlivan zaman kazanmak, soluklanmak veya rakibin oyununu bozmak için yağ veya su isteyecek olursa, rakibinin bunu hile kabul edip reddetme hakkı bulunur. Burada iyi niyet hasıldır. Önce sağ el ile yağ sürülmesine başlanır. Sağ el ile sol omuza, göğse, kola ve nihayetinde kıspete yağ sürülür. Aynı işlem sol el ile bu defa sağ omuzdan başlanarak tekrarlanır. Birbirine hasım olarak güreşe tutuşacakların kendi başlarına ulaşamadıkları sırt kısmına yağ sürmesi de bir başka ayrıntıdır.

 

 

Peşrev: Güreşin başlangıcı ve güreşe hazırlıktır. Ahenkli ve mevzulu bir biçimde güreşe ısınma hareketi olarak bilinen peşrev seyircilerin göz zevkini okşamasının yanında pehlivanın moralini yükseltir. Pehlivan peşrevle, kaslarını, nefsini, kalbini ve beynini başlayacak olan güreşe hazırlar. Güreşmek üzere çayıra çıkan pehlivanlar ahenkli bir şekilde ellerini ve kollarını sallayarak peşreve başlarlar. Peşrevde üç kez ileri üç kez de geri gidişten sonra yere sol diz ile çökülerek önce sağ el yere, dize, dudağa ve alına üç defa değdirilir. Bu merasim bittikten sonra sıçrayarak “Hadi bre” pehlivan diye nara atılır. Karşılıklı gidiş ve gelişten sonra rakibin paçaları yoklanır, sırtı sıvazlanır, enseler bağlanır, eller tutuşur ve böylece güreşe girilmiş olur.

 

Altın Kemer: Altın kemer Kırkpınar yağlı güreşlerinin en büyük ödülüdür. Başpehlivanlara 1 yıl süreyle verilen bu ödül, üç yıl üst üste başpehlivanlığı kazananlara sürekli olarak verilir. Güreşler öncesi düzenlenen kortej yürüyüşünde altın kemerin halka gösterilmesi bir gelenek haline gelmiştir.

 

656 yıldır aralıksız devam eden ve UNESCO tarafından “İnsanlığın Somut Olmayan Kültür Mirası” listesinde yer alması uygun görülen,  Dünya’nın en eski organizasyonlarından biri olan Tarihi Geleneksel Kırkpınar Güreşleri, Yağlı güreşin Olimpiyatı olarak da adlandırılmaktadır. Her yıl, ülke içinden ve Dünya’nın her tarafından binlerce güreş meraklıları ve basın mensupları, güreşleri izlemek için Edirne’ye akın etmektedir. Yine aynı şekilde binlerle güreşçi bir yıl boyunca bu organizasyona katılmak için hazırlık yaparak güreşlerde boy göstermektedir. Tarihi Geleneksel Kırkpınar Güreşleri, bir spor etkinliği olması yanı sıra yüzyıllarca yaşatılmış köklü bir mirasın devamıdır.

Bu yıl 14-16 Temmuz tarihleri arasında 656.’sı yapılan, Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşlerinde rekor kırarak 2 bin 199 pehlivan kayıt yaptırdı. Üç gün devam eden güreşlerin sonunda finalde Orhan okullu’yu yenen İsmail Balaban Baş pehlivan olmuştur.  656. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri Derece Giren sporcular şunlardır;

 

Minik-1, 1. OSMAN NURİ ÇILDAN MUĞLA 2. ABDULLAH TOP İSTANBUL 3. KUTAY ÇÖKEREN SİNOP 3. TURGUT RASİM DEMİR MUĞLA

 Minik-2, 1. CENGİZHAN RAMAZAN DOĞAN İSTANBUL  2. MUHAMMET ENES ÖZCAN MUĞLA 3. ONUR KESKİN BURSA 3. ENGİN ATAR İSTANBUL

Teşvik-1, 1. GÖRKEM KARABIYIKLIDAN EDİRNE 2. SEMİH TOMAŞ ANTALYA 3. BURHAN KARABULUT BALIKESİR 3. MUHAMMET ŞEREF AKAY ANTALYA

 Teşvik-2, 1. MAHSUN BİLGİÇ BALIKESİR  2. ERKAN ŞAHİN BURSA 3. ÖMER FARUK KIRAT TOKAT 3. GÖRKEM YASİN ŞEFİK ANTALYA

 Tozkoparan, 1. ERAY YILMAZ TOKAT  2. EREN KALKAN ÇORUM 3. TUNCAY PIRILDAK ANTALYA 3. MUSTAFA ALİ ÇILDAN MUĞLA

Ayak, 1. İHSAN DERİN BALIKESİR  2. SAMET ÖZDEMİR ÇANAKKALE 3. EMRE AYYILDIZ ÇANAKKALE 3. EMİRCAN ASLAN İSTANBUL

Deste Küçük, 1. OSMAN KAN ANTALYA  2. KEREM KAHYA KOCAELİ 3. ENGİNCAN AKŞİT ANTALYA 3. KADİR KESKİN SAMSUN

 Deste Orta, 1. RAMAZAN SARI KOCAELİ  2. ARİF ÖZEN İSTANBUL 3. SÜLEYMAN KOZAKOĞULLARI ANTALYA 3. ABDUBAKİ KARA EDİRNE

 Deste Büyük, 1. NAİL SEYYAR ANTALYA 2. SAMED UYSAL ANKARA 3. MEHMET CAN KAYA SAMSUN 3. OKAN ŞAHİN KOCAELİ

 Küçük Orta Küçük, 1 MEHMET ALİ AVCI ANTALYA  2 İLHAN KIRMIZIKAN ANTALYA 3 SEMİH BAYRAM YILMAZ ANTALYA 3 SALİH BİÇER ANTALYA

 Küçük Orta Büyük, 1. METİN ALPASLAN TEMİZCE SAKARYA  2. MENDERES SALTIK İZMİR 3. HÜSEYİN KARAKOYUN ANTALYA 3. MUSTAFA TAŞ ANTALYA

Büyük Orta, 1 TOLGA TURAN ANTALYA 2 ÖZKAN YILMAZ SAMSUN 3 GÖKHAN ÖZ BALIKESİR 3 OĞUZ KARA ANTALYA

Baş Altı, 1. OKAN ACAR ANTALYA  2. KÜRŞAT ŞEVKİ KORKMAZ ANTALYA 3. HÜSEYİN GÜMÜŞALAN KOCAELİ 3. SEMİH TURGUT YALOVA

 Baş, 1 İSMAİL BALABAN ANTALYA  2 ORHAN OKULU ANTALYA 3 HAMZA KÖSEOĞLU ERZURUM 3 ŞABAN YILMAZ ANKARA

 

 

Sen de Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500